Benim de hayatım adım gibi dalgalarla doluydu. Ve o benim derin dalgalarım karşısında harap olmuş bir ateşti.
"Tanıştığımıza memnun oldum Arda Bey. Ve teşekkürler, elektrik için." bana baktı ve "Sürekli tekrarlayacak mısın?" anlamayarak "Teşekkür etmeyi." hafifçe gülümseyerek ona döndüm ve "Rahatsız mı oldunuz?" dedim.
"Rahatsız oldum demeyelim de benim yanımda sürekli tekrarlamana gerek yok diyelim. Ben anlayabiliyorum teşekkür ettiğini." diye karşılık verdiğinde biraz şaşırmıştım. Hareketlerimden mi anlıyordu? "Peki daha dikkatli olurum Arda Bey."
"Ve sürekli uyarıyormuşum gibi oluyo ama bana sen diye hitap edebilirsin." o bana sen diye hitap ederken ben ona siz diye hitap ediyordum. "Peki, iyi geceler o zaman Arda."
"İyi geceler, Saye." o gidene kadar kapımı kapatmadım. O eve girdiğinde bende kapımı kapattım, telefonumu çıkarıp flaşını yaktım. Mira ve Batu'nun yanına gittim. "Elektrikte sorun çıkmış gençler, yarın halledeceğim ama şuan için elektriğimiz yok." dedim.
"Tamam ya moral bozmak yok, şimdi yatalım yarın gider hallederiz." bunu söyleyen Batu'ydu. Mira onaylar şekilde kafasını salladı ve "O zaman ben Saye ile yatayım, sende burda koltukta yat." dedi Batu'ya. Zaten başka şansı olmayan Batu'da kabul etmişti.
Herkes yataklara dağıldığında tek uyuyamayan bendim. Çünkü karanlıktan korkuyordum. Çocukluğumdan bana kala kötü bir travmaydı buda tabii ki.
Kafamda binlerce cümle dönerken aklıma o günkü motorcu çocuk geldi. Ve bu saate aldırmadan yazmaya karar verdim.
Saye: Kusura bakma, bu saatte yazıyorum ama o günkü çocuk hakkında bir bilgi var mı? Sosyal yardımlaşmada bir arkadaşın olduğunu söylüyordun ya.
Saye: Bu arada ben hastanede ki kız :)
Motorcu Çocuk çevrim içi
Motorlu Çocuk yazıyor...
Motorlu Çocuk: Evet, arkadaşımla kısa bir konuşma yaptım. En kısa sürede buluşalım detayları konuşuruz.
Saye: Peki teşekkürler, iyi geceler. Mekanı ve saate sen atarsın. Müsait olmazsam söylerim.
Motorcu Çocuk: Peki, iyi geceler :)
YAZAR'NIN AĞIZINDAN
Kaç gündür mesaj atmasını beklediği kız artık mesaj atmıştı ve saat tam 01.26'da. Neden Bu saatte uyanık ki acaba diye geçirdi aklından Arda.
Aslında mesajlaştığı kişiyle bir defa karşılaşmıyordu. Onu ilk başta yolda, araba çarpan çocuğun yanında görmüştü. İkincisinde ise, yıllar sonra tekrar açmaya karar verdiği mekanının kapısında görmüştü ve üçüncüsünde tam da aklından "Keşke tekrar karşılaşsak" dediği anda kapısının çalınmasıyla öğrenmişti. Daha önce iki kere gördüğü ve üçüncüyü de beklediği o kız tam karşısındaydı. Karşı komşusuydu.
Kız ona "Ben Saye, Saye Yılmaz." dediğinde önce aklından "Demek adı Saye'miş dedi." ikincisi ise soy ismiyle alakalıydı. Yılmaz demişti kız ona. Arda'nın tanıdığı bir tane Yılmaz ailesi vardı o da babasının çok yakından arkadaşıydı.
Ama onun bir tane çocuğu vardı, ve o da kız değil erkekti. "Sonuçta ülkede bir tane Yılmaz ailesi yok ya." diye geçirdi aklından. Ama bu dediğine kendi bile inanamıyordu. Çünkü Arda, Yılmaz ailesinin hep bir şeyler saklamaya çalıştığını fark ediyordu.
Öğrenmek istemişti ilk defa bir kızı. Üç yılın ardından mekanını tekrar açmaya karar vermişti ve bunu için kendi adına bir davet hazırlanıyordu. Buraya kesinlikle Yılmaz ailesi davetliydi. Ve Aziz babasının en yakın arkadaşı olduğu için ya kızı hakkında bir şeyler söyleyecekti, ya da onu da davete getirecekti.
İkincinin olmasını diledi Arda kendini bu seferde rahatsız bir uykunun kollarına bıraktı.
SAYE'NİN AĞIZINDAN
Gece aşırı rahatsız bir uyku çektikten sonra Mira'nın beni dürtmesiyle uyandım.
"Kızım kalk be, ben şirkete geç kalacağım çıkmam lazım." uyku sersemliğiyle ona baktım. "Tama git, Batu nerde." benim elimden tutup ayağa kaldırdığında "Onun annesi rahatsızlanmış sabah erkenden çıkmış, bana mesaj attı da." anladım anlamında kafamı salladım. Mira'da işine çok geç kalmamak için evden çıkıp gitti.
Ben kendime bir kahve hazırladım ve bir yandan üstümü giyip bir yandan kahvaltımı yapmış oldum.(Kahveyle :)
Benimde bugün elektriği halletmem gerekiyordu sonuçta. Her şeyimi hallettiğimde evi o haliyle bırakıp dışarı çıktım. Asansörün tuşuna bastım ve gelmesini bekledim.
O sırada telefonumdan en yakın elektrikçileri arıyordum. Yani sonuçta buraya yeni taşınmıştım, neyin nerede olduğunu nereden bilecektim ki.
Tam bu sırada Arda'nın kapısı açıldı ve kapıda o belirdi. Bu sefer gözlerime hakim olarak (!) ona bakmadım. "Günaydın Saye. Elektrik için mi gidiyorsun?" dediğinde ona döndüm. "Günaydın evet onu için çıkmıştım bende, konum bakıyordum." diyerek 5-10 saniyeliğine telefon ekranımı ona dönderdim.
"Anladım, istersen yani senin için bir sorun olmayacaksa benim tanıdığım çok iyi bir usta var. Hem tanıdık indirimi de yapar. Oraya gidelim."
önce bir kaç dakika düşündüm. Sonra daha ilk günden bu kadar samimiyetin yersiz olduğunu düşünerek onu reddettim.
"Gerçekten tek isteğim yardımcı olmaktı, rahatsız ettiysem özür dilerim. İyi günler." diyerek merdivene yöneldi. Estağfurullah o benim eşşekliğim diyemediğim için "Aslında Arda yardım etsen iyi olabilir." dediğimde arkası dönüktü ama ben güldüğünden emindim.
"O zaman birlikte inelim." kafamı sallayarak ben de merdivene doğru ilerledim.
Aşağı indiğimizde o kendi arabasına geçti ben ise kendi arabama geçtim. O önde ben arkada gidiyorduk ki telefonum çaldı ve arayan babamdı. "Bu numarayı görmeyeli bayağı olmuştu." diyerek arabaya bağlı olan telefonu açtım.
"Saye, abinler ve annen bugün geliyorlar. Akşam evde ol !" Bu neydi şimdi?
"Ne!" telefon yüzüme kapanmıştı. Yıllardır Türkiye'ye adım atmayan abim şimdi neden çıkıp gelmişti. Hem de daha yeni hamile eşiyle.
~BÖLÜM SONU~
Sizinle konuşmak hoşuma gittiği için böyle bir boluk koydum. Bölüm hakkındaki düşüncelerinizi, yeni bölüm tavsiyelerinizi ve karakter düşüncelerinizi - yani istediğiniz her şeyi- yazabilirsiniz.
Karşılıklı okuma, gt vs. yapıyorum sadece profilimdeki bir iletide belirtmeniz -veya burada- yeterli.
Sizce yeni bölümlerde neler olur. Saye'nin abisi neden bir anda geri gelme kararı aldı. Hem de tüm ailesiyle?
Kitabı değerlendirmeyi, beğenmeyi ve yorum atmayı unutmayın. Seviliyorsunuz >

