Riley ile beraber yürüyordu çocuk. Uçsuz bucaksız kasabada.
Kızla tanışalı üç gün olmuştu. Hayatta kalmak için birlikte olmaları gerekiyordu ve bunu neyseki erken öğrenmişlerdi. Kasabadaki virüslü hayvan sayısı azalıyordu çünkü kasabada onlar dışında kimse kalmamıştı. En azından öyle olduğunu düşünüyordu çocuk.
Yaratıklar dünyayı sarıp şarlamıştı ki, gökyüzünden yağmur yerine kan yağıyordu. Yaşamak için gaz maskeleri takmak gerekiyordu. Neyseki tüm evlerde bunlardan boldu. Virüs yayılalı bir ay olmuştu. Çocuk kızın soluk soluğa kaldığını görünce çürümüş bir banka oturdu ve kızı çağırdı. Banka oturdular ve dinlenmeye başladılar. Ama tam o sırada çocuğun arkasından bir şey onu yere itti. Yüz üstü yere kapaklandı. Burnundan akan kan ağzına girdi. Riley bağırıyordu. Kafasına sert bir şeyin geldiğini hissetti. Başı donmeye başladı. Gözleri karardı ve bir saatliğine her şey yok oldu.
Uyandığında gökyüzüne bakıyordu çocuk. Neler olduğunu hatırlamaya çalıştı. Hızla doğruldu ve Riley'ı aramaya başladı. Kafasını öyle hızlı yere vurmuş olmalıydıki hala acıyordu. Başı dönünce yerine oturmak zorunda kaldı.
- Riley..
Sesi bile zar zor çıkıyordu. Bir süre olduğu yerde durdu. Tam pes etmek üzereyken Riley'ın sesini duydu. Koşarak ona geliyordu ve yanında biri vardı. Riley yanına gelip sarılınca arkadakine baktı. Çocuk hızla soluk alıyordu. Kalbi hızlandı.
- Sen kimsin?
Diye hırladı adeta. Karşıdaki çocuk gözlerini devirdi. Gerçi ondan daha büyük görünüyordu.
- Aaron..
Çocuk şaşkınlıkla Riley'e ve Aaron adlı çocuğa baktı. Sonra tamamıyla ona dönüp.
- Burda ne işin var?
Dedi.
- Asıl senin burada ne işin var? Sen küçük bir şeysin. Ailenle birlikte sığınağa gitmen gerekiyordu.
- Ailem kaçarken öldü!
Çocuk dudaklarını birbirlerine bastırdı ağlamamak için. Gözleri yaşarmıştı. Burnunu çekti. Karşıdaki çocuk yine gözlerini devirdi.
- Peki.. Peki.
Çocugun yanına geldi ve sarıldı. Çocuk şaşkınlıkla gözlerini açtı. Onu itmek istedi ama yapamadı. Sarılması o kadar rahatlatıyordu ki.. Annesinin kucağı gibi. Babasının kaslı kolları gibi. Kaslı ve sıkı.. Göz yaşları yeniden akmaya başladı. Aaron onun hıçkırıklarını duyunca göz yaşlarıyla ıslanan göğsünü umursamadan kendinden çok daha küçük çocuğu kucağına aldı. Kıza onu takip etmesini belirten bir el işaretiyle yürümeye başladı. Çocuk onun için tüy gibi hafifti.
Ailesi ölünce ona kalan dev gibi malikaneye girince, kucağında uyuya kalan çocuğu kendi yatağına yatırdı ve kızı onun yanında bıraktı. Artık polisler olmadığı için onyedi yaşında sigara içebiliyordu. Haliyle sigarasını yaktı ve koca balkonda Tanrı'yla baş başa kaldı..



