İçeriğe geç

SAUDADE

Bölüm 5 · 8 dk okuma

SAUDADE

Bölüm 5

Bölüm 2

Herkesten önce uyanıp kahvaltıyı hazırlamıştım. Mirayı uyandırmadan önce ozanın yanına gittim. Bir şeyleri çözmem gerekiyordu.

Odaya girdiğim de ozanın çoktan uyanmış telefonla konuştuğunu gördüm. Bana kısa bir bakış atıp telefonu kapattı. "Ne var?" derin bir nefes aldım. "Ozan önemli bir şey konuşmamız gerek" söyle dercesine başını hareket ettirdi. "Mirayı bu gün okula sen götürür müsün?" kaşlarını çattı. "Neden?.. Sen ne işe yarıyorsun?" sinirle nefes aldım. "Konuşmaların ağır olmaya başladı" alayla gülüp yanıma yaklaştı. "Cemre ben sana hak ettiğin şeyleri söylüyorum.. İşe yaramazın tekisin bari kızını okula götür de bir şeye yara.. Onu da benden isteme bir zahmet" yumruklarımı sıktım. Ağlamamak için kendimi zor tutuyordum. "Nerede o eski ozan?.. Ben işe yaramaz biri miyim? Sen bu işe yaramazın peşinden kaç sene koştun be" güldü.. Çok sinir bozucu bir şekilde. "O eski ozan lise de kaldı.. Seni seven ozan da" gözümden bir damla yaş aktığında sesli bir şekilde güldü. "İlgi manyağının teki olduğunun için en ufak şeye ağlıyorsun" "Senin o en ufak dediğin şey ilk defa söylenen bir şey değil.. Sıkıldım artık ozan. Ettiğin hakaretlerden yaptığın davranışlardan" "Evet farkındayım.. Ama sen bu hayatta yaşamaya mecbursun" "Rüzgar haklıymış" alaycı ifadesi sinirli bir hal aldı. "Senin aklın o adamda mı?" başımı iki yana salladım. "Hayır değil.. Ama sen her yaptığın harekette hatırlatıyorsun" bir anda kolumu tutup sıktığında inledim. "Bırak kolumu" sinirle başını iki yana salladı. "O adamın adını bir daha ağzına alırsan canını yakarım" kolumu bıraktığında sarsılmıştım. "Tamam ben mirayı okula götürürüm.. Ama ilk ve son olur" başımı salladığımda odadan çıktı. Hıçkıra hıçkıra ağlamaya başladım. "Ben bunları hak etmedim" dakikalarca tekrar ettim bu cümleyi kendime.

••

Ozan ve mira evden gittikten sonra derin bir nefes aldım. Ne zamana kadar böyle ilerleyecekti? Miram böyle bir evlilikte büyümeyi hak eden bir çocuk değildi. Ozanı çoğu kez işleri yüzünden anlamaya çalışsam da bu ilgisizlik haddini aşmıştı. Ben artık alışmıştım ama kızım... babası ile eğlenip vakit geçirmek istiyordu hakkıydı da.

Adımlarımı ozanın çalışma odasına yönlendirdim. Neydi bu yoğunluk? Bize bir dakika bile ayıramayacak ne kadar işi olabilirdi ki..

Bilgisayarını açtığında önüme direk bir yazışma çıkmıştı. Derin bir nefes alıp okumaya başladım. Mesajları okudukça gözümden bir damla yaş aktı. Aldatıyordu beni..

Anladığım kadarıyla işyerindeki bir kızla.. Sertçe Bilgisayarı kapattım.

Vücudum titriyordu ne yapacağımı bilmiyordum. Aldatılmak kadar berbat bir hissi de bana yaşatmıştı. Bekliyor muydum? Hayır. Ozan.. Ozan beni asla aldatmaz diye o kadar inanmıştım ki.

Beni çok seven, kaç yıl bıkmadan usanmadan peşimde koşan ozan mı yapmıştı bunu? Gözümden yaşlar süzülürken acı bir çığlık attım. Ben bunu hak edecek hiçbir şey yapmamıştım. Onun için ailemi karşıma almıştım, hayallerimden vazgeçmiştim değerim bu muydu? Sinirle masanın üstünde olan her şeyi yere fırlattım.

Bu içimdeki acı çok farklıydı.. Acım onun için vazgeçtiklerimdi, o değildi. Bir kağıda boşanma hakkında bir şey yazıp evden çıktım. Çocuğumla yalnız başıma ne yapacaktım ben?

Uzun bir süre yürüdüm. Evden bayağı uzaklaşmıştım.. Ama zaten orası artık benim evim değildi ki. Gözyaşlarımı kurulayıp etrafa bakındım. Yolu karşısındaki parkı görünce derin bir nefes alıp dalgınlıkla ani bir şekilde yola atladım.

Çalınan korna sesi ile çığlık atıp ellerimle kendimi korumak istercesine başımı kapattım. Arabayı süren kişi arabadan inmişti ama O anki korku ile yüzüne bakamamıştım.

"Hanımefendi iyi misiniz? " duyduğum sesle nefesim kesilmişti. Gözlerimi irice açıp telaşla bana bakan adama baktım. Gerçek miydi bu? yoksa zihnimin bana bir oyunu mu? Gözlerimi kapatıp tekrar açtığımda hala karşımdaydı, yıllar sonra.

Değişmiş miydi? Biraz. Sakalları vardı, kısa saçlıydı, ilk defa takım elbiseliydi. Çoğu şey farklıydı.

"R-rüzgar.. " sesim titremişti. Sadece sesim değil, vücudumda titriyordu. Tanımamış bir ifadeye bürünmeye çalışsa da gözleri her şeyi söylüyordu.

"İyi misin?" Sorusunu tekrarladığının da başımı iki yana salladım. "Değilim..Hiç iyi değilim" "Çarpmadım ama.. Hastaneye gitmek ister misin?" Kollarımı beline sardım. "Seni çok özledim rüzgar.. " hıçkıra hıçkıra ağlamaya başladım. Yılların birikmişliğiydi bu. Sarılmak yerine kollarımdan tutup destek vermişti.. bu hareketi bile unuttuğum o hissi bana vermişti. Geri çekilip gözlerine baktım. Tam konuşacakken çalan korna sesi ile irkildim. Sanırım yolu bölmüştük.

"Rüzgar lütfen biraz konuşalım" yalvaran bir ifade ile ona baktığımda başını salladı. Arabanın kapısını açtığında bindim hemen arkamdan da o bindi. Konuşmuyorduk. Ben ağlıyordum O da kısa bakışlar atıp duruyordu."Ağlama artık" hiçbir zaman duymadığım sesinde ki soğuklukla ağlamam daha da hızlanmıştı.

"Ne oldu sana böyle?" Gözlerimi ona çevirdim. "Ne olmadı ki.." "Seni çok özledim rüzgar " Kaşlarını kaldırıp Alaycı bir ifade takındı. Kısa sürelik bir sessizlik olduğunda derin bir nefes aldı."Şaşırdım açıkçası" sustum. Ne diyebilirdim ki.. bu duyguyu ona veren bendim.

"Hastaneye gitmek istemiyorsun, istersen ozanı ara veya evinin adresini ver evine bırakayım" başımı iki yana salladım. "Biraz konuşsak lütfen" derin bir nefes aldı. "Fazla zamanım yok.. Ne konuşmak istiyorsun?" Gözlerim şaşkınlıkla açtım. Benim bildiğim rüzgar beni böyle gördüğünde zaman yaratırdı.. yıllar geçmişti. Değişmiştik.. hala beni düşünecek değildi ya. Yine de kendimi onun yanında eskileri hatırlayarak değerli hissediyordum.

"Bir yere gidip oturup konuşsak olur mu?" derin bir nefes aldı. "Her zaman ki gibi sadece kötü hissettiğinde mi konuşacaksın?" "Özür dilerim" "Özüre gerek yok.. Dalga geçiyorum zaten sen böyle birisin" Ağır konuşuyordu. Hak etmesem böyle demesine izin vermezdim Ama sorun hak etmemdi.

Camdan dışarıyı izleyerek ağlıyordum. İçimdekileri ağlayarak dışarı atabilecek gibi. Araba durduğunda rüzgar hiçbir şey demeden inmişti. Ben de gözyaşlarımı kurulayıp hemen peşinden indim.

Geldiğimiz kafeye baktığımda biraz önce sildiğim göz yaşları tekrar yerini almıştı. Yıllar önce lise zamanları genelde rüzgar benimle vakit geçirmek için buraya getirirdi. Yüzümde oluşan tebessüm ile rüzgara baktım. Derin bir nefes alıp

"Buranın anlamı bizim için çok büyük" başını eğip omuz silkti. "En yakın yer burasıydı.. Yani bir iması yok" dudaklarımı birbirine bastırıp başımı salladım. Yüzümde ki gülümsemeyi silme gereği duymadım. Sonuçta kaç yıl sonra yine buraya gelmek beni mutlu etmişti.

Rüzgar başka bir masaya ilerlerken ondan hızlı davranıp 'bizim' yerimize geçtim. Rüzgar derin bir nefes alıp yanıma ilerledi.

Etrafımı süzdüm. Çoğu yer değişmişti. Daha modern, daha farklıydı. Masaların düzeni bile değişmişti. Sadece bizim oturduğumuz yer aynıydı. Gözlerim rüzgarı bulduğunda yutkundum. Yanımıza garson gelmişti. "Bir isteğiniz var mı?" başımı iki yana salladım. "Kuru mendil ve su alabilir miyiz?" garson başı ile onaylayıp yanımızdan gitti. Rüzgara baktığımda yerinde kıpırdandı.

"Senin için söyledim.. Kötü gözüküyorsun" " a şey.. Teşekkür ederim " mendil ve su gelmişti. Sessizce oturuyorduk. Arada göz göze gelmelerimiz oluyordu. Rüzgar derin bir nefes aldı. "Konuşmayı düşünüyor musun?.. çok zamanım yok"

"Bana çok mu kırgınsın?" başını iki yana salladı. "Sana hiç kırgın değilim" "Ama sen benden sonra okul de-.. " "Okul değiştirmemin sebebi senin ilişkin değildi.. Cemre kaç yıl olmuş hala lisede takılı kalmadık değil mi?" burukça başımı salladım. "Şimdi seni bu kadar üzen şey ne anlat bakalım" derin bir nefes alıp bir yudum su içtim.

"Biz ozan ile evlendik" başını salladı. "Biliyorum yani.. Ortak arkadaşlarımızdan duydum" Duygusuzca durmaya çalışırken daha çok belli ettiğini anlamıyordu. "Ben hiç mutlu değilim Rüzgar" hıçkıra hıçkıra ağlamaya başladığımda peçete ile göz yaşlarımı sildi. "Ozan bir şey mi yaptı? Tartıştınız mı?" derin bir nefes aldım. "O kadar kötü biri oldu ki şu güne kadar değer verilme hissini unutuyordum resmen" bakışlarımı yerden kaldırıp rüzgara çevirdim.

Bana gözleri dolu bir şekilde bakıyordu. Tebessüm etmeye çalıştım. Yine beni anlayan tek kişiydi.. Yine bana üzülüyordu.

"Üzdü mü seni?.. İsteyerek yapmamıştır ki hemen bu kadar yıkma kendini" Umutsuzca başımı iki yana salladım. "İlk yapışı değil ki.. eziyet çekiyorum ben" titrek bir nefes verdim. "Cemre.. Avukatım ben. İstersen yardımcı olabilirim. Gözlerimin içi gülerek ona baktım. "Gerçekten mi rüzgar?.. Ya çok yakışmış sana" tebessüm etti. Gülüşünü bile özlediğimi fark ettim.

"Teşekkür ederim.. Biraz daha anlat yardımcı olayım" derin bir nefes aldım. "Başta her şey çok güzeldi. Evlendikten sonra okumamı istemedi so-.." "Bir dakika ne?.. Sen okumadın mı?" burukça başımı salladım. "Cemre nasıl olur?!.. Ben sana hep hayallerinin peşinden git demedim mi?" "Dedin!.. Dedin ama aptal olduğum için kabul ettim. Çok pişmanım zaten.. Bir işim, mesleğim olsa onun yanında bir dakika bile kalmazdım" şaşkın gözlerini üstümden aldı. Hayallerimi gerçekleştiremediğime ne kadar üzülmüştü.

"Senin adına gerçekten çok üzüldüm.. Yani senin hayallerin vardı, evlilik ön planda değildi.. Bu kadar dengeni bozacak kadar aşık mıydın gerçekten?" sadece sözlerine baktım. Vereceğim cevap içimi yakıyordu. "Sadece bunlar değil. Ailemle de aram bozuldu.. Kısaca evet o kadar aşıktım" derin bir nefes alıp ensesini kaşıdı. "Yazık etmişsin kendine"

Göz yaşlarımı silip derin bir nefes aldım. "Evet öyle oldu.. Şimdi de aldatıyor beni" gözlerini büyüttü. "Ne!.. Şaka mı bu?" "Maalesef.. Ama var ya üzüntüm aldatılmam değil, Onun için kaybettiklerim.. Bir kadın olarak çok kırıcı ama yıllardır zaten alıştım.. Bıktım rüzgar bıktım!" tirrek bir nefes verdim. "En çokta kızım mira için üzülüyorum" tebessüm edip anında sildi. "Senin çocuğunun ismi de miradır" kaşlarını çattı. "Hayır değil.. Neden mira olsun ki"

| Geçmiş kesit|

"İleride bir gün kızım olursa adını Mira koyacağım" kaşlarımı çatıp ona baktım."Neden peki?" "Çünkü sen benim kuyruklu yıldızımsın" gözlerimi devirip gülümsedim. "Bu gelecekteki eşini ihanet olmaz mı?" Dudaklarını büzüp başını iki yana salladı."Hayır niye olsun ki.. gelecekteki eşim sen olacaksın" Gür bir kahkaha attım. "Çok hayal kuruyorsun" "Genelde olacağını düşündüğüm hayalleri kurarım " dudaklarımı yukarı doğru kıvırdım.

"Gelecekte kızının adını Mira koyabilirsin bu olabilecek bir hayal.. Ama eşin ben olmayacağım rüzgar" gülümsedi. "Kaderlerimiz başkalarına yazılmış olsa da her zaman seni hatırlamak için Mira koyacağım" "Ben de o zamana kadar seni çoktan unutmuş olacağım" diyip ayağa kalkıp oradan uzaklaştım.

••

Gözlerim dolu bir şekilde baktım. Ben onun hayallerini alıp kendi hayallerim ile birleştirmiştim. Unutmuş olması fazla kırıcıydı.

"Gerçekten mi? Hatırlamıyor musun?" ciddi bir şekilde başını salladı. "E-evet" sinirle nefes aldım. "Rüzgar niye beni ve anılarımızı unutmuş gibi davranıyorsun.. Tamam şuan beni sevmiyorsun, farkındayım senin bir eşin var yani bu saçma olur.. Bende seni a-arkadaş olarak özledim zaten.. Lütfen böyle davranma" arkadaş olarak özlemek mi?.. Koca bir yalandı.

"8 yıl cemre.. Her şey bitti gitti..Unutuldu" "Bu kadar basit olamaz.. Baksana 8 yıl geçmesine rağmen ilk görüşte birbirimizi tanıdık" derin nefesler aldı. "Konuşman bittiyse gidicem" "Hani bana yardım edecektin.. Tamam özür dilerim rüzgar. Sert bir tepki verdim hem sen benden nefret etsen bile haklısın" bakışlarını bana çevirdiğinde umutla ona bakmıştım. "Cemre artık çocuk değiliz.. İnan sana karşı içimde en ufak nefret yok sadece.. Sadece eskiden hissettiğim duygular yok o kadar" gülümsedim. "Teşekkür ederim" derin bir nefes aldı. "Boşanmak mı istiyorsun?" başımı salladım. "Evet.." saçlarını karıştırdı. "Sana bu konu da yardım ederim ama bir şartla" derin bir nefes alıp gülümsedim. "Ne istersen" "Bir daha karşıma çıkmayacaksın.. Çünkü, yani seni tekrar hayatımın bir köşesine koymak istemiyorum"

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.