Umarım sorular kolay olur. Off yapamazsam arkadaşlanma rezil olurum."
Ozgür, saçlan omuzlarını okşayan, telaşla kalemlerini çikang siranin üzerine koyan kıza, bir süre baktı. Onun bu tavırlan karş sinda kendisinin gayet rahat olduğunu düşündü. Kız, aklına bi Fikir gelmiş gibi gülümsedi. Hemen parmağını kaldırarak
"Hocam!" diye seslendi.
"Efendim kızım?"
"Bir şeyi çok merak ettim de..."
"Neyi?"
"Bu sınavın birincisi belli de, ikincisi kim olacak acaba?"
Özgür, "Ne kadar da egoist biri." diye iç geçirdi. Ama bir yar dan da onun özgüvenini takdir etti. Öğretmen gülümseyerek
"Evet, çocuklar sınava beş dakika kaldı. Ben yavaş yavaş kitap iklan dağıtayım ama zil çalana kadar kapağını kaldırmayın. Ko ama kağıdındaki bilgilerinizi kontrol edin. Yanlış olan varsa söyl in." dedi.
Herkes kontrollerini yaparken zil çaldı ve kitapçıkların kapak tek tek açılmaya başlandı.
***
Kantinde bekleyen veliler, birbirleriyle tanışıyor, çocuklarının okulları ve eğitim başarısı hakkında bilgi alıyorlardı. Oturdukları yerin üç tarafı camla çevrili olduğundan, yağmur damlaları rahat- lıkla görülüyordu. Filiz, elindeki fincanıyla köşedeki masaya otur- du. Başını çevirdi, okulun hemen yanındaki bahçeye gözü takıldı. Ceviz ağacının yapraklarındaki hafif bir titreme ilgisini çekti.
Yapraklardaki bu titreme bahçedeki tüm ağaçları sarmıştı. Öyle ki üzerlerine düşen damlaların ağırlığıyla uçları eğiliyor, damlaları yere doğru yavaşça bırakıyordu. Yavaş yavaş bırakışından sanki canlı da canı yanmasın diye usul usul okşuyor gibiydi. Oysa pence. re önünü ve toprağı dövercesine yağan damlalar, nasıl oluyor da yapraklara nazik davranıyordu. Gülümsedi.
"Yağmur bile yerine göre davranmasını biliyor. Bu mucize değil de ne?" lyice gülmeye başladı.
"Nenem saça göre tarak vurulur derken bunu mu kastediyordu
acaba?"