Hange ye bir tane yapıştırmamak için kendimi zor tutuyordum. Otobüse bindiğimizden beri zırlıyordu.Gören diyecek biri ölmüş. Altı üstü eren ve leviyi karakola götürmüşlerdi. Gerçi kavganın sebebinin o olması canımı sıkmıyor değildi. Eren ne diye leviyle kavga etti ki? Hange yi nerden tanıyordu? Hangeye sormak istiyordum ama başımı ona doğru çevirince öğrenemeyeceğimi bir kez daha anlamış oldum. Allah'ın belası salya sümük ağlıyordu hala . Dayanamayıp
"Yeter be ne ağladın sabahtan beri rezil olduk otobüste."dedim. Sulu gözlerle bana bakıp burnunu çekti. Durmasını fırsat bilip sordum.
"Şimdi anlat bakalım erenle levi niye kavga ettiler ?"
"Benim yüzümden "
"Vay anasını şaka yapıyorsun yav ben hiç anlamamıştım onu" süzme salak bu be ." Niye işte ne alaka sen ?"
"Eren beni daha önce leviyle görmüştü o zaman sadece uyarıp gitmişti ama bu sefer öyle olmadı işte."
"Erenle senin aranda ne var peki . Bu kadar sinirlendiğine göre "
"Abim "
Abi mi ? Nasıl rahatladım anlatamazdım. Sevgilisi çıkacak diye ödüm kopuyordu. Bunca yıl sonra bulduğum yakışıklımı birine kaptıramazdım. Sırıtmama engel olamayarak " haaa öyle desene yaa "dedim.
"Ne gülüyorsun komik mi ? "
" Abartma ya ne olacak sanki"
"Şuradan bi çıksın ağzıma sı*acak "
Tam o sırada ineceğimiz durağa vardık.
"İn hadi" dedim daha soracağım bir sürü soru vardı ama tokyo emniyet müdürlüğüne varmıştık daha sonra öğrenirdim aklımdakilerin cevaplarını. Daha önce buraya Bertholdt'unun yaptığı şerefsizlikleri halletmek için gelmiştim o yüzden yabancılık çekmeden yol göstererek hange'nin önünde yürümeye başladım. Kimsede buraya neden geldiniz elinizi kolunuzu sallayarak nasıl girdiniz demiyordu hayret umursamadım bende. Derin bir nefes alarak memur şakirosanın kapısını çaldım. Levi ve Eren birbirlerini öldüresiye bakış atmaya devam ediyordu ahhh bunlar asla akllanmazdı. Birden bir sesle yerimde zıpladım. Arkamda boru patladı sandım bir an meğerse abisini ve yavuklusunu gören hange dayanamayıp hönkürmeye başladı adeta.
"Hadi sen dışarıda bekle Hange' dedim kulağına eğilerek "Yoksa levi ye müebbet hapis cezası verirler" dememle şok olmuş bir şekilde bana baktıktan sonra hemen odadan çıktı.
"Memur şakirosan bey sizinle daha önce tanışmıştık" diye ölüm sessizliğini bozarak lafa atıldım. Levi anlamsız bakışlarla beni süzmeye başladı omuz silkip devam ettim.
"Ne yapabiliriz şimdi memur şakirosan bey?"
"Bu ikiside birbirinden inatçı ikiside birbirinden şikayetçi oldu." dedi
"Peki şimdi ne olacak orta yolu bulursunuz siz?"
"Bende bunu yapmaya çalışıyorum ama bu pek mümkün görünmüyor ikiside mahkeme gününe kadar göz altında bekleyecek belki o güne kadar akılları başlarına gelir."
"Nehhhhhhh" istemsizce bağırdım"Pardonn şakirosan beyciğim"
Bir şey yapmam lazım ama ne? Leviyi asla ikna olamazdı. Peki Eren? Onu ikna edebilir miydim? Bilmiyorum ama denemekten başka çarem yoktu.
"Memur şakirosan bey erenle yalnız konuşabilir miyiz?" diye sormamla Levi
"Sen artık eve geç Mikasa saçmalamayı kes!"
"Sen memur şakirosanın karşısında ne cürretle bağırıyorsun ulen!" demesiyle sustu Levi.
"Komiser salihchan görüşme odasına al ikisini konuşsunlar bakalım."
Salihchan onaylayıp odadan çıkardı bizi. Erene ne diyeceğimi bilmiyordum ama eğer ikna edemezsem amcam kenny büyük olay çıkarır ve benim eren'e kavuşma hayallerim değil suya okyanusun en dibine batardı. Bu yüzden ne yapmam gerekiyorsa hazırdım yapmaya.