İçeriğe geç

Şartlar ve mecburiyetler|emre karaaslan

Bölüm 3 · 10 dk okuma

Şartlar ve mecburiyetler|emre karaaslan

Bölüm 3

Yaşama tutunmak şereftir.

Yaşamak Şereftir.

Bu söz tamamen bir yalandan ibaretti. Benim için, yaşamak şeref değil, yaşama tutunmak şereftir.

Bazen o kadar ağır şeyler yaşarızki, beynimiz kalbimize ne yapması gerektiğini söyliyemez. Bu yaşadıklarımız o kadar büyük bir yük olarak geri döner ki ne beynimiz nede kalbimiz kaldırabilir. Sadece zamanla o büyük ve giderek artan yükü benimseriz. Başka bir deyişle acıya alışırız.

Peki gerçekten acıya alışırmıyız. Acıya alışmak, insanlar acıya alışmazlar. Sadece daha öncede yaşadıkları için tekrar aynı acıyı hissetmek istemezler. Bu kadar basitti. Bir şeylerin üstünü örtmek, onu sonsuza kadar kaldırmak, bu kadar basitti.

Önümdeki yüksek binaya baktım. Derin bir nefes aldım. Ardından yanımdan gelip giden insanlara baktım. Solgun yüzümü ıslatmak için gözümden firar etmeye hazırlanan damlanın özgürlüğüne kavuşmasına izin verdim. Akciğerlerime bir nefes doldurdum. İyisiyle kötüsüyle bu havayı bile özler bir hale gelmiştim.

Arkamı dönüp hastanenin demir kapısına baktım. İnsanlar buraya hastalıklarına şifa, dertlerine derman bulmak için geliyorlardı. Peki ben hastalığıma şifa, derdime derman bulabilicekmiydim. Kolumu kaldırdım ve bileğindeki saate baktım. Randevuma on dakika kalmıştı. Yüzüme bir gülümseme kondurdum ve hastaneye doğru yürümeye başladım.

İnsanlara dönüp baktığımda hepsinin bir derdi olduğunu görüyordum. Hepsi kendilerine derman bulmak için oradan oraya koşuşturuyordu. Peki ben neden derdime derman bulmak için bu kadar geç kalmıştım? Asıl soru bu değildi. Çünkü ben geç kalkınmaya zorlanmıştım.

Asansörün tuşuna bastığımda yukarıdaki dijital ekrana baktım. Asansörün kapıları açıldığında içine girdim ve kat beşin tuşuna bastım. Aynadan kendime baktım. Ama gördüğüm tek şey bir harabeydi. Bir enkazdı. Saçlarımı açtım ve yukarıdan at kuyruğu yaptım. Asansörün kapısı açıldığında çıktım ve danışmana ilerledim.

Çantamı açtığımda, içinden randevu bilgilerimi yazdığım kağıdı aldım. Danışmanın önüne geldiğimde doktorun adını sormak için sıra bekledim. Sıra bana geldiğinde danışman kadına gülümseyerek sorumu yönelttim. "merhaba doktor aselin odası hangi tarafta?" kadın solmuş yüzüme acımsar bir ifadeyle bakınca soruma yanıt verdi. "psikiyatri kliniği sağ tarafta, doktor aselin odası üçüncü sırada."

Kadına gülümseyerek sağ tarafa doğru yürümeye başladım. Psikiyatri adını duyunca içimde tekrardan bir filizlenme hissettim. Belki üstümdeki bu yüklerin hafifleyince, tekrardan temiz, saf, kötülüklerden uzak bir kız olamazdım. Ama aklımdaki seslerde susmuş olurdu.

Odanın kapısına geldiğimde benim sıram gelmişti. Derin bir nefes aldım ve kapıya yaklaşarak tıklattım. İçeriden gel sesini duyduğumda kapıyı açtım. Güler yüzlü siyah küt saçlı ve zayıf bir kadın oturuyordu. Kapıyı arkamdan kapattığımda asel hanım eliyle masasının önündeki koltukları işaret edince, masaya doğru ilerledim ve sağ taraftakine oturdum.

Ben oturduktan sonra kadın konuşmaya başladı; "meraba ben asel sen?" gülümseyerek kafamı salladım. "meraba asel hanım ben Bade soygazi." asel önündeki dosyaları karıştırdı ve kafasını kaldırıp bana baktı.

"Bade buraya gelirken kendini nasıl hissettin" derin nefes aldım ve sorusuna yanıt verdim.

"ben... Sanki yaşadıklarımı birine anlatırsam. yada... Bir uzmandan destek alırsam, yaşadıklarımı atlatmanın daha kolay olucağını düşündüm. Daha çabuk atlatacağımı düşündüm. Bu yüzden bugün buradayım." asel hanım kolunu uzattı ve masanın üstündeki elimi tutarak konuştu;

"Bade bu hareketin çok güzel. Çoğu kişi maalesef bu tarz hassas konularda senin kadar düşünceli davranıyorlar."

"ama asel hanım ben birşey için çok geç kaldım." evet çünkü ortadan kaldırmam gereken bir dedem vardı.

"ne için bu kadar geç kaldığını düşünüyorsun?"

"buraya gelmek için."

Gülümseyerek konuştu, "aksine Bade, zararın neresinden dönersen kardır."

"asel hanım ben çok ağır şeyler yaşadım. Hatta öyle bir reddeye geldiki bazen kafamdaki seslerle konuşur oldum kendi kendimle konuşur oldum. Aynı bir şizofren gibi."

"öncelikle Bade senle bir anlaşma yapabilirmiyiz?" bunları söylerken büyük bir ciddiyetle konuşuyordu.

"evet ama anlaşma ne?"

"bu odada konuşulan herşey bu odada kalır Bade. Bu psikologların bir çeşit gizlilik antlaşması gibi bir şeydir. Senin içinde uygunsa, bu odada konuşulan herşey burada kalır şartıyla seansımıza başlayabiliriz."

"zaten bende burada konuşulanları başka yere taşıyacak kadar cesaret yok asel hanım." gözümden akan bir damla yaşı sildim.

"pekhala Bade, seni bu kadar etkileyen olay nedir? Neden kendini bu kadar salmışsın." sırtımı dikleştirdim ve konuşmaya başladım.

"asel hanım benim başıma çok kötü şeyler geldi. İşlemediğim bir suçun bedelini ödedim. Üstüme dönen oyunların bedelini ödedim."

"neyin bedeli bunlar Bade?" tek kaşını kaldırarak sorduğu soru olduğum yerde hafif kıpırdanmama sebep oldu.

"şimdi asel hanım bundan yaklaşık bir yıl önce tüm herşey başladı."

"neden bir yıl önce yani geçen sene seni bu kadar etkiliyecek ne olduki?.

"asel hanım ben potlight adında bir barda çalışıyodum. Zaten bilirsiniz bu bar pek tekin insanların yeri değil. Zaten hayatımda o barda pek tekin olmayan insanlar yüzünden değişti."

Asel hanımın yüzü anında değişirken tekrardan konuşmaya başladı, "neden hayatın değişti Bade, yada neden kendini hayatının değiştiğine inandırdın?"

"asel hanım bazen yaşadığımız olaylar için kendimizi hayatımızın yada başka şeylerin değiştiğine inandırmamıza gerek kalmaz. Çünkü biz kendimizi daha inandıramadan üstümüz olan insanlar çoktan bizim hakkımızda kararlar almış ve tek parmağıyla tüm düzeni alt üst etmiştir." mesela şuan ölü olan dedemin beni alt üst etmesi gibi.

Ve bundan sonra hiç düşünmeden konuşmaya başladık.

"ne yaşadıysan burada rahatça anlatabilirsin. Çünkü burda seni yaşadıkların için eleştirecek insanlar yok. Yada hayatını tek parmakla veya tek kalemle değiştirecek insanlar yok. Yada bir misal kendini güvende hissedebilirsin. Çünkü insanın omzundaki hayali Yükler azaldıkça kendini iyi hisseder, güvende hisseder."

"tamam. Bundan bir yıl önce ben çalıştığım barda bir kumar masasına davet edildim... Masadakiler pek tekin insanlar değildi. Tabi ben ilk başta kabul etmedim. Ama beni zorladılar bende sonunda kabul ettim. Ama onların beni hangi amaçla kumar masasına çağırdıklarını biliyordum ben tabi. Onlar zaten benim kazanamayacağımı umuyorlardı. Bende kazanamayacağımı umuyordum. Ama bir sorun ortaya çıktı. Ben ülkenin en iyi kumarbazı olan mentora karşı kazandım. Ve o masada kumarbazlar, seri katiller, mafya babaları, uyuşturucu baronu gibi bir sürü kişiler vardı. Haliyle mentorun gururuda zedelendi. Sonra ben Hemen masadan kalktım. Hızla aşşağı inip eşyalarımı aldım ve üstümü bile değiştirmeden bardan çıktım. Başıma bir olayın geleceği belliydi zaten. Ve geldide, sonraki gün patronumdan izin aldım ve işe gitmedim."

"Bade peki o mentor diye bahsettiğin kişinin hiç sana karşı olan bir yakınlığı yada nasıl desem senle bir temas kurma çabası varmıydı?"

"onların masasında patronum benim sürekli mentorun arkasında durmamı tembihlerdi. Bende işten çıkarılmamak için kabul ettim. Çünkü kendime yeni bir hayat kurmam gerekiyordu."

"tamam... Anlatmaya devam edebilirsin."

"zaten işe gitmediğim o gün kaçırıldım. Mentor ve arkadaşı hugola tarafından. Bedenime ilaç enjekte ettiler ve ben tahminen bir gece boyunca ilacın etkidindeyken baygın kaldım. Sonra bilincim yerine geldiğinde tüm hareket özgürlüğüm konuşmakta dahil tümü elimden alınmıştı. Konuşmaları duyabiliyordum. Ve benle konuştuklarını biliyordum. Ama bir ölü gibiydim. Beni orada o ilacın etkisinde sadece gözlerimi açarak terk ettiler. Çünkü zaten ölümün beni bulucağına emindiler. Ama ben pes etmedim. Belki saatlerce aç susuz kaldım. İlacın etkisinden yavaş yavaş çıktım ve dişlerimle o ipleri çözdüm."

"Bade peki kafanda konuşan seslerin sahibi seni bağlayan ve ölüme terk eden bu adamlarmı?"

"evet"

"tamam devam edebilirsin."

"ben kurulduktan sonra aradan üç ay geçti. Tabi ben bir daha o masanın olduğu kata bile çıkarılmadım. Tabi benim için hava hoştu. Sonra birgün benim işe gideceğim sabah annemle babamın odasından yine kavga sesleri geliyordu. Bende hiçbir şey olmaz diyip kapıyı dinledim. Ama keşke dinlemeseydim. Yaşamım boyunca kendim hakkında bu gerçeği bilmeden toprağa kadar gitseydim keşke."

"neyi öğrendin yada neyi öğrenmen seni bu kadar kaos ortamına sürükledi?"

"ben doğumhanede çalındığımı öğrendim. Aslında soygazilerin varisiymişim. Ve sahta ailem sırf soygazilerden para koparmak için beni doğumhanede çalmışlar. Ama ben daha bebektim. Benim ne suçum vardı. Tabi ben bunu duyduktan sonra hiçbir tepki vermedim. Sanırım bedenim hala o şoku atlatmamıştı. Zaten sonrasında otobüse bindiğim an bıçaklandım ve iki ay boyunca komaya girmiştim."

"peki Bade senin bu komadan uyanmana kadar ne kadar zaman geçti?"

"birde komadan uyandıktan sonra bir ay kendime gelme sürecim oldu yani toplam altı ay geçti."

"Bade bu gün seninle olan bir saatlik seans süremizin sonuna geldik. Bir sonraki seansımız haftaya yine aynı gün aynı saat. Sana birde antidepresan yazdım. Bu ilacıda bu günden itibaren kullan. Kafandaki sesler biraz olsada azalmaya başlarsa bana haber söyle. Şimdilik görüşmek üzere."

"görüşmek üzere"

Elimin tersiyle akan diğer bir göz yaşımıda sildim. Kapıyı açıp dışarı çıktıktan sonra arkama baktım ve kapıyı kapattım. Elimdeki reçeteye kısa bir göz gezdirdim. Bu ilaçların dozu neydi? Hızla arkamı dönerek asel hanımın odasına doğru yürüdüm. Kapıyı tıklatınca gel komutunu alınca kapıyı açıp asel hanıma baktım. Bana sorgular bir ifadeyle bakıyordu. Daha fazla böyle durmamak adına konuşmaya başladım.

"asel hanım bu ilaçların dozu ne kadar" asel hanım kaşlarını çatarak bana baktı. "senin durumun biraz fazla Bade. Ama bu iyileşmiyeceğin anlamını taşımıyor. Normal depresif bozukluğu olan kişilerde doz otuz ama seninkisi elli" bu cevap bile beni tekrardan girdabıma sokmak için yeterliydi. "tamam teşekkür ederim." dedim ve kapıyı arkamdan kapattım.

Ben bu günden sonra iyileşmeye adım atmıştım. Ve bu günden itibaren intikam planlarımda başlamıştı. Soygaziler ailesi ben komadan uyandıktan sonra iyileşme sürecimle beraber yedi ay boyunca yaşattıkları tüm şeylerin hepsinin bedelini ödeyeceklerdi. Kol çantamı açtım ve içinden siyah şalımı çıkardım.

Dedem olan varlığı öldürmüştüm. İlk cinayetimi işlemiştim. Pişmanmıydım? Değildim. Öyle kötü bir insan sadece ölmeyi hak ediyordu. Hastaneden çıkıp arabama doğru ilerledim. Arabamın önünde duran sadık dostlarım olan korumalarıma baktım soygazilerin malikanesine ilk gittiğim andan itibaren hep yanımda ve oltan soygaziyi öldürmemde en büyük destekçim olan bu on kişiyi hep yanımda tutucaktım. Aralarından en uzun boylusu olan mahmut yanıma yaklaşarak konuştu.

"bade hanım oltan soygazinin cenazesinin başlaması için elli dakika kaldı. Ve öldürmeden önce imzalattığınız hisselerin tümünün yazılı olduğu kağıt yürürlüğe girdi." dudaklarım keyifle kıvrıldı. Bunca kötü şeyin arasından bu iyi bir haberdi. "alper şirketteki koltuklarımız hazırmı"

"evet Bade hanım hisselerin %45'i size ait, ege bölgesinde İzmirde olmak üzere bir otel iki malikane. On tane araba artı olarak bir tane iç anadoluda, iki tane doğu anadoluda, bir tanede güneydoğu anadoluda ve bir tanede doğu Anadoluda çiftlik evleriniz var. Ve bu size verilen toplam mirasın sadece %30'u ve en yüksek payı siz aldınız."

Bu cevap hepsinin en iyisiydi denilebilir. Alper hızla arabaya doğru gidip arka kapıyı açtı ardından konuşmaya tekrardan devam etti." Bade hanım taziyeye kırk dakika kaldı dilerseniz diğer kuzenlerinize ve iki erkek kardeşinize düşen payları yol sırasında anlatayım." iyi fikirdi. "iyi fikir alper" dedim ve arabaya bindim. Alper ön koltuğa geçtiği sırada diğerlerinde hızla arka arabalardaki yerlerini aldılar ve yola koyulduk.

"devam et alper erkek kardeşime ne kadar miras kaldı?" alper aynadan bana baktıktan sonra tekrardan yola dönerek konuştu. "Bade hanım yakup ve yunus beye toplam %12 miras payı düştü yani ikisinde %6'şar olmak üzere." umarım mirasın en azının onlara düşmesi canlarını yanıyordur. "devam et alper şirketten hisse aldılarmı?" bu cevap üzerine alper bıyık altından güldü. "evet efendim yakup %5 yunus %7"

"umarım yunusun yakuptan daha iyi olması yakubun canını yakıyordur." alper tekrardan bıyık altından güldü. "Bade hanım bugün soygazi malikanesinde şiddetli bir tartışma vardı" kaşlarımı kaldırarak sordum. "neden" alper kaşlarını çattı. "efendim bilirsiniz miras meseleleri. Yakup beye %5 hisse Trakya bölgesinde beş ev ve iki araba yunus beye ise %7 hisse bir İstanbulda bir antalyada iki ev ve iki araba bırakıldı. Ve bu durum yakup beyin zoruna gitti ev halkı size sinirli"

Ev halkının bana sinirli olması şuanlık iyiydi. Olası bir atakta tek suçlu ben olmazdım. çünkü insanlar onların miras yüzünden onların bana saldırdığını ve benimde karşı atak yaptığımı sanarlardı. "devam et alper." alper başını sallayarak devam etti. "efendim, siz ve kardeşlerinize mirastan toplam %42 aldınız. Kuzenleriniz sarya ve semra paydan toplam %30 aldılar bunuda ikiye bölersek onbeş oluyor kişi başı için, diğer Kuzenleriniz olan bulem ve beren paydan %28 aldılar efendim buda kişi başına ondört demek. Ve şirketteki hisselerden sarya %5, semra %5, bulem %14, beren %13 hisse aldı."

"Ensara söyle şirketteki tüm söz hakkı bende olduğu için ben hariç ailedeki herkesin kredi kartını iptal ettirsin. Bundan sonra çalışıp alınlarının teriyle o parayı kazanacaklar." bunu dememle alper cebinden telefonunu çıkarttı ve Ensarı arayıp tüm kartların iptal edilmesi gerektiğini söyledi.

Dünya böyle bir yerdi işte, insanı nerden nereye getiriyordu. Birinin devri biterken başka birinin devri başlıyordu. Tıpkı ben ve dedemin devri gibi. Mantık hatası yaşayanlar lütfen aşağıyı okuyun.

Değerli okurlar, bir şeye açıklık getirmek istiyorum. 1.bölümde Bade kaçırıldıktan sonra aradan üç ay geçti. Ardından evlatlık olduğunu öğrendi ve işe gideceği sırada kalbinden bıçaklandı. Ve 3 ay komada kaldı. Bu sırada sahte ailesi onun masraflarını karşılamadılar ve bu badenin doktorunun dikkatini çekti. Ve badenin saçlarından kısa bir tutam keserek kendi dna örnekleriyle beraber gizli bir laboratuvara verdi ve kızını öğrendikten sonra neredeyse mutluluktan delirmişti. Fakat bu durum babasıda dahil ailedeki diğer üyeleri rahatsız etmişti. Ve Bade hepsinden intikam almaya yemin etmişti...

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.