(İlk bölümler serim kısımlarıdır. Hikayeyi anlamak ve oturtmak için bir kaç bölüm göz gezdirmenizi tavsiye ederim. Sevgiler...)
Not: Her isim ve tarih yazan bölümler, isim yazan kişinin gözünden ve ağzından aktarılmaktadır. Örneğin en başta Yağız yazıyorsa olaylar yeni bir isme kadar Yağız'ın gözünden ve ağzından anlatılır. İyi okumalar...
Bölüm-1 - "Karan"
Yağız - 13 Mart Çarşamba - 07.30
Sabahın sessiz ışıkları yüzüme vuruyor. Yine bir okul sabahı. Aynı döngüde dönüp duruyorum. Sabah kalk, giyin, kahvaltı, servis, okul sırası, kıyafet kontrolü, ders, arkadaşlar, tekrar servis dershane, ev, yat, kalk... Her şey aynı. Her saat ve her saniye aynı. Bende aynıyım. Her zerrem ve her kalp çarpıntım.
Saçlarımda ki bukleler bile aynıydı. Her sabah yediğim kahvaltılık gevreğin tadı bile. Servisteki her şarkı aynıydı. Acaba şarkı mı yapsaydım? Yaşadıklarımı dinleyen ve benimle aynı dili konuşan insanlar. Bunu düşünmeliyim.
Turuncu kızıl güneş dağların arkasından ışıldıyordu. Servisin buğlu camlarından sızıp irislerimle öpüşüyordu. Sabahın köründe okul mu olur diyip okula karşı sevgimi gösteren güzel cümleler sarfettikten sonra yeni bir günde başlayan yolumda ilerlerken Karan'ı düşündüm biraz. Sarı uzun saçlı, minyon, yeşil gözlü ve biraz çilleri olan arkadaşım. Yani sanırım arkadaşız. Benim ona hislerim olduğu kesindi. Ve tek erkek arkadaşım Karan'dı. Onun bana hisleri olmadığı açık ve net. Bu yüzden arkadaşız. Hem çok yakın arkadaşım hem de Meryem'in de Karan'a hisleri var. Ve bir zamanlar da olsa Karan'ın Meryeme. Bazen Karana duygularım artıyor ve Meryeme haksızlık ediyormuşum gibi geliyor. Ama Karandan da hoşlanıyorum. Ya da bu sadece bağlılık ve takıntı emin değilim.
08:30
Ve evet okuldayım. Kapıya doğru adımlarken o mistik ve sinir bozucu zihin altına yerleşen o ses geldi "Sınıfları boşalt evladım. Herkes sıraya" Ve evet okul formamı giymemiştim. Her sabah tüm öğrencileri sıraya geçirtip tek tek kıyafet kontrolü yapmak büyük fanteziydi. Okul müdürümüz Hacı Kamil'in en büyük fantezisi kıyafet kontrolü ve telefon yasağı. Herkesin ağzında Hacıya söylenen güzel sözler eşliğinde sıraya geçtik ve bir el omzuma dokundu ve hafifçe sıktı. "Selam Yağız günaydın." Kulağımı okşayan bu ses ve burnuma gelen bu koku çok tanıdıktı. Karandan başkası değildi bu. Kalbim hızlandı ve bi süre öyle kaldım.
"Günaydın Karan. Fantezilerle dolu bir güne daha başladık."
"Hacının işleri bu oğlum 4 yıldır alışamadın mı?"
"Forman varda o yüzden bu kadar rahatsın tabi. Ben Hacınınkini boydan ye-"
"Öhö öhö! Hocalar var arkada."
"Tamam be"
"Ben vereyim mi?"
"Neyi?"
"Götümü" (fısıldayarak).
"Ne kadar ayıp K."
Karan'a eskiden "K" derlermiş. Bi tür lakap. Sadece ben Masal ve Onur Karan'a böyle sesleniyoruz. Yakınız çünki. Tabi ben Onur'la düşman gibiyim. Kendisi koyu bi homofobik ve kuralcı. Karan Onur'a fazla değer veriyor. Beşyüz kez küsüp barışmalarına rağmen hâlâ arkadaşlar. Aslında tek korkum Onur'un Karan'ı doldurması. Ki daha önce yapmıştı.
Bu gün şanslı günümdeyim sanırım. Sıradan ayrılmadan geçtim. Merdivenler beni selamlıyor gibiydi. Sonra yanımda birden Masal belirdi. Masal çok yakın arkadaşım. Ve Karan'dan hoşlanan bi arkadaş. Ben de karandan hoşlanıyorum ve yakın arkadaşım da Karan'dan hoşlanıyor. Evet büyük çelişki. Ama Masal ve ben her şeyi konuştuğumuzdan ikimizde bu konunun üstesinden geldik. Hatta aramızda Karan'la ilgili şakalar bile yapıyoruz.
"Günaydın Yago"
Yakın arkadaşlarım bana genelde Yago der. Bu kısaltmadan memnunum. Sempatik ve samimi hissettiriyor.
"Günaydın Masal. Naber?"
"N'oldun Yağız. Sürünmece"
"Aa niye be"
"Üf aman aynı şeyler"
"Konuşuruz yine takma kafana"
"Takmıyorum da baze-"
Arkamızdan bi ses geldi. Hiç beklemiyordum bu sesi. Yani Ayşegül Hocayı çok severim ama sabahtan ve formamı giymediğim bir günde adımı seslenmesi gericiydi. Bi an beni müdürün yanına götürecek sandım. Formamın olmaması büyük eksiydi.
"Yağız, bi bakarmısın canım!"
"Merhaba öğretmenim. Sizi dinliyorum. "
"18 Mart Çanakkale Zaferi için okulumuz kültür merkezinde bir program yapacak. Ve bu programda görev almanı istiyorum"
"Koroya mı gireceğim?"
"Hayır, solo yapmanı istiyorum. Bu sefer seni sahneye çıkarma vakti geldi. Sendeki sesi keşfetme zamanı. Bir de yanına gitarla eşlik edebilecek bi öğrencim var. İkiniz solo bi parça yapacaksınız. Tabi sana uyarsa."
"Tabiki öğretmenim. Benim için büyük bir şey bu. Hâyâllerime bir adım daha yaklaşırım bu durumda."
"Çok güzel. Zaten bunu bildiğim için seni seçtim. Sormak istediğin bi şey varmı?"
"Yok ama bu bana eşlik edecek arkadaş kim? Tanıyormuyum?"
"Tanıdığına emin değilim. Okulumuza yeni gelecek. Hatta bu şehre de. Gelince sizi tanıştırırım."
"Çok sevinirim. Iyi dersler hocam"
"İyi dersler canım"