"Sen şarkı dinlemeden yaşayamıyor musun? " diyerek dalga geçti.
Gülümsedim, hayır anlamında başımı sallarken "Belki ölürüm! " dedim.
"Bence biraz azaltmalısın, böyle giderse şarkılardan başka bir şey duyamayacaksın. "
Sanırım "keşke" demeliydim ama gülümsemeye devam etmekle yetindim. "Biliyor musun? " dedim, "Bazen aynı şarkıyı defalarca dinliyorum. "
Kafasını gökyüzüne çevirdi, bıkkın bir sesle "Ama çok sıkıcı! " dedi.
"Ama hatırlamama yardımcı oluyor! " dedim neşeli bir sesle, ona bakarken.
O da bakışlarını bana çevirdi. Sanırım "neyi" diye sorduğunu varsaymam gerekiyordu çünkü cevap bekliyor gibiydi. "Hisleri" dedim. "Uzun zamandır hissedemiyorum, eskisi gibi. "
"Gülüyorum ama bir şey hissetmiyorum, ağlıyorum ama neden... Şarkı dinlerken bir şeyler hissediyorum. Tekrar tekrar dinlediğim şarkılarda sanki o duyguya yeniden sahip olacakmışım gibi geliyor. Uzun zamandır çok fazla şarkı dinliyorum. Eskiden ağlatanlar, güldürenler, sevgiler ve nefretler için dinlediğim şarkılar şimdi sadece anlamlıymış gibi geliyor, birileri için anlamlıymış gibi. Kimse gerçek değil, hiçbir şey gerçek değil ama o şarkı bir yerlerde birileri için gerçek. "
Bitirene kadar kadar bakışlarını hiç ayırmadı ve sonunda "Devam etsene... " dedi. Garipti anlamamış mıydı yoksa çok iyi mi anlamıştı? Nedendi? Sorgulamayı bıraktım ve anlatmaya devam ettim. Garip bir şekilde güzel " hissettirmişti".
"Seviyordum, insanları, hayatı. Önce hepsinden nefret etmeye başladım. Sonra geçti, hepsi geçti. Bir ben kaldım bir de hissizlik. Neden bilmiyorum, sadece boş geliyor, öyle işte... "
Başını salladı. Zaten kollarını arkasına almış ve gökyüzüne bakıyordu. Kumlara yattı, ellerini başının altına aldı. Pek görünmüyordu ama dalgalar bize doğru gelmeye devam ediyordu. Işıltlar ve parıltılar kaybolup geri dönüyordu. Dalgalar sanki her seferinde daha ileri gidebiliyormuş gibi, hırsla geliyordu. Pes etmiyorlardı. Onlar yorulmuyordu ama ben yorulmuştum, kumlara uzandım ve böylece bakışlarımı ışıltılardan karanlığa doğru çevirmiş oldum.
"Seni seven bir sürü insan var, sana çok değer veriyorlar, iyi hissetmelisin" dedi.
Çığlıklar dolusu kahkaha atasım geldi o an. Ama sadece onayladım. "Evet herkes beni çok seviyor. " dedim.
Hem de herkes...
"Sen de seviyor musun? "diye sordum.
" Evet sen iyi birisin. " dedi.
"Kötü biri olsam yine de sever miydin? "
"Seni mi? "
"Hm hm... "
"Seni yine de severdim. "
"Ben seni daha çok seviyorum! " dedim gülerek. Kumların üstünde ona doğru dönmüştüm. O da bana döndü başını eline yasladı ve " Bir şarkı açsana... " dedi.
"Sen şarkı dinlemeyi sevmezsin ki. " dedim.
"Güneş doğana kadar aynı şarkıyı dinleyeceğiz ona göre bir şarkı olsun. " dedi gözlerini tekrar karanlığa çevirirken.
"Anladım çok sıkıcı olmasın dedin. "
Gerçekten de güneş görünene kadar hiç konuşmadı, uyumadı, söylenmedi, sıkılmadı, tekrar tekrar dinledi ve karanlığı izledi.
Sabahın ilk ışıklarını gördüğü an şarkıyı kapattı. Yanlışlıkla güldüm. "Sıkıcı değildi ama yine de sözümüzü tutalım. " dedi. İkimiz de doğrulduk, hâlâ kıkırdıyordum. Ama öte yandan garip şeyler hissediyordum, gerçek gibi olan şeyler.
"Tamam şimdi sen konuş. " dedi.
"Ya benden de sıkılırsan? " diye sordum.
"Konuşan sensen sıkılmam, merak etme. "
Tatmin olmamış bir ifadeyle "Hiç ikna olmadım. " dedim.
"En sevdiğin şarkıyı dinlerken nasıl hissediyorsun? " diye sordu.
"Bilmem, sadece tekrar tekrar dinliyorum, sıkılmadan. "
"Tamam işte sen benim o şarkımsın, nasıl hissettiğimi bulana kadar tekrar tekrar dinlemem gerekiyor. "
Ayağa kalktık. Dalagalara daha çok yaklaşarak kıyı boyunca yürümeye başladık. Güneş doğuyordu, batacaktı, sonra tekrar doğacaktı ve sonra... Ben yine şarkı dinleyecektim, mırıldanacaktım. O beni seyredecekti, beni sonuna kadar dinleyecekti. Konuşacaktık, iyi hissedecektik. Dalgalarsa ne doğacaktı ne batacaktı, ne susacaktı ne konuşacaktı. Sadece yorulmayacaklardı.
