İçeriğe geç

Sarı Saltuk (vatan fedaisi

Bölüm 1 · 6 dk okuma

Sarı Saltuk (vatan fedaisi

Bölüm 1

Zamansız ihanetler

"Saltuk gözlerini bir zindanda açmıştı. Ellerinde zincir, ayaklarında prangalar vardı. Neler olduğunu hatırlamaya çalıştı. En son Sultan Sencer'in emriyle siyah sancak başında Bizans ordusuna sızmıştı. Görev başarılı olmuştu. O zaman burada ne işi vardı? Kaç gündür, ya da kaç saattir baygındı, bilmiyordu. Sustu, etrafı dinledi. Gelen giden yoktu, ama konuşanlar hep Rum'du. Selçuklu zindanı değildi burası, ama en son Kılıçarslan'ın oğullarına sığınmıştı.

Alper Tengi ve Tunga neredeydi? Burası neresiydi? Bide kafası çok karışıktı. Beni kim satmıştı Bizans'a? Kimdi bunlar? Asker değiller gibi gelmişti nedense. Tengi ile Tunga neredeydi? Kafasında kırk tilki, kırkı da kırk soru soruyor. Kafası çok karışıktı. Düşün, düşün, kafayı yiyecekti."

"Bir ses geliyordu, yakınlaşıyordu. Sesi kahkaha bir olup Saltuğu deli ediyordu.

'Bahar gelmez sizler, beklemeyin boşuna hainlere idam bile ödüldür!' diyerek kahkahalar atıyordu. Sesi tanımaya çalıştı. Saltuk gözlerini kapattı, bir daha dinledi. Aklında bir ışık yandı, hayal etti: 'Evet evet, bu bizim Tengi'nin ta kendisi!' diyerek gülücükler eşliğinde beklemeye koyuldu. Tengi olarak tatmin ettiği kişi geldikçe, ölüm geliyordu.

'Koşun, koşun! Yardım edin, burada bir Türk var! Koşun, yardım edin!' sesler Saltuğa kadar geliyordu. Heyecan yoktu, Saltuk da o neler görmüştü daha önce? Yılan başlı insanlardan korkmayı 7 yaşında bırakmıştı, 12 yaşından beri sızma için eğitilen bir askerdi. Çok caninin başını Sultan Sencer'e hediye olsun diye gönderiyordu."

"Sonunda Tengi gelmişti, kapıları aça aça. Hem de Saltuk dışarı çıkarken kopan kellere baktı; bunlar asker değildi, acemi köylü takımıydı. Ama neden onu rehin almışlardı? Başı çok kötü ağrıyordu nedense, çıkmak istiyordu bir an önce. Tunga neredeydi? Tengi ile Tunga ayrılmaz ikiliydi. Dayanamadı, Saltuk sordu Tengi'ye:

'Tangu nerede? Tengi dışarda bizim mi bekliyor?'

Yüzü kireç oldu Tenginin. Ne olmuştu ki? İkinci defa soracaktı tam, acı bir ses ile:

'Kendi ellerimle idam ettim, Sultan Sencer'in fermanı ile.'

Dilini mi tutuklu kalmıştı Saltuk, gözlerini kapatmak bu sözleri duyan kulaklarını kesmek istedi. Ağzından sadece:

'Neden?' çıkmıştı.

'Seni ve beni satan o Saltuk, Tangu bir Bizans ajanıymış. Öğrenince idam edildi, işte o kadar. Kişiler ölür, devlet baki kalır, unutma.'

Saltuk başını salladı sadece. Abisi onu satmışken, Tangu'ya üzülecek değildi. Ailesi onu öldü bilirken, öyle de kalacaktı. Oğlu Yusuf onun izinden gelirse o zaman babasını bilecek, yoksa asla bilmeyecekti. Hikayeleri ile büyüse bile, hem de."

"Atlarıyla Rey'e süren iki dost, Sencer'in yeni fermanın neler getireceğini bilmiyorlardı. Sultan Alparslan, Sultan Tuğrul, Sultan Sencer, Sultan Tapar gibi nice sultanlar görmüş; babasını toprağa veren Saltuk Ebu Kasım, fermanı ile hain ilan edilmişti. İdam edilecekken Sultan Sencer'in sayesinde kurtulmuştu. Ebu Kasım'ın yaptıkları, devlert içinde devlet çıkarmaktı; ama onunla uğraşacak vakit yoktu. Kuzeyde Ermeniler, batıda Gazneli artıkları, doğuda Tatarlar tarafından sıkışmış biçimde bulunan Selçuklu için, sarı Saltuk gibi binler lazımdı."

"Saltuk ile Tengi Sultan Sencer'in huzuruna çıktılar. Gözlerini sarayın güzelliğine kapılan Saltuk sustu, bekledi ve emiri aldı:

'Tez yola çıkın, Anadolu'ya varın. Ebu Kasım ve Kılıçarslan'ı kontrol altında tutun. Selçuklu içinde bulunan hainleri bulmak için atınız. Vatan ve İslamiyet için koşsun! Sözde Müslüman olarak Selçuklu topraklarına giren kâfirleri tespit edin. İlk göreviniz gözetlemedir, sonra ki için haber verilecektir.'

'Buyruk sizindir, sultanım,' dedi Saltuk. Heybetli Sultan'ın karşısında yok olmuş gibi durdu."

"Üç gün üç gece at üstünde gittiler. Erzurum'a varınca bir kervan sarayda mola verdiler.

'İnşallah görevi yerine getiririz, Saltuk. Bu bizim için şeref meselesi artık,' dedi Tengi.

'Öyle diyorsun, ama Ebu Kasım bize kin ve nefret besliyor. Ölümden korkum yok, ama Ebu Kasım ailelerimizi biliyor. Dokunur mu, dokunmaz mı bilmiyoruz. O yüzden sabırlı olmak gerekir,' diye cevapladı Saltuk.

'Ailelerimizi ziyaret etsek ve Rey'e götürsek? Senin Yusuf'un, benim Hasan'ım, onlar Selçuklu aliyenin gelecekleri, Saltuk.'

'Mesele o kadar kolay olsa keşke. Ölüm her yerde, nasıl olacak bu dediğin, Tengi?'

'Ne yapacağız o zaman, Saltuk? Kadınlarımızı, çocuklarımızı nasıl koruyacak peki?'

'Ölerek tabii, Tengi.'

'Nasıl yani, Saltuk? Anlamıyorum seni ya.'

Sahte bir ölüm sahnesi ayarlamak istemişti Saltuk. Ailesi için ölmesi gerekecekti artık. Bakalım ölüm onlara neler öğretecekti."

"Kayseri'ye varınca Saltuk ile Tengi ayrıldı. Ailelerinin yanına gizlice gittiler. Onlar sarılıp vedalaştılar. Konya'ya doğru yola çıkmak için 2 gün bekleyeceklerdi.

'Babam, hoş geldin, sefa getirdin.'

'Hoşbuldum, Yusuf'um. Kocaman olmuşsun ha, sende.'

'Annem beni et ile soğan ile besliyor. Büyünce bende senin gibi olacağım, annem ve Maria'ya söz verdim.'

'Maria'ya kim, evlat? Hayırdır?'

'Şey, baba, zamanı gelince öğrenirsin. Sende olur mu?'

'Zaman gelince ben olmazsam ne olacak, evlat?'

'O zaman haber yollarım sana, babam.'

'Peki, bakalım, öyle olsun. Hadi bakalım yatalım, küçük aşık.'"

"Baba, baba, uyan! Ne olur, uyan!" Sabah bu seslerle uyandı Saltuk. Elleri bağlı, kendi evinde duruyordu. Seslere sağır olmuştu, ne olup bittiğini bilmiyordu. Önünde Tengi'nin kesik başı duruyordu. Ölürken 'ne mutlu ölmüş' diye düşündü. Bize kim ihanet etmişti? Tengi öldüğüne göre kimdi bunlar?

"Kimsiniz? Ne istiyorsunuz, ben ve ailemden?" diye sordu.

"Bizler, Bizans İmparatorluğu'nun sadık askerleri. Tengi'nin başını, sana uyarı olsun diye getirdik. Merak etme, sen veya ailen ölmeyecek. Ama bu uyarıyı Sencer'e sen götüreceksin, tabii aileni ve Tengi'nin kesik başını da," cevapladılar.

"Tek sorum var: Bizi kim sattı?"

Bu soruya kahkahalarla gülen Bizans askeri, kapıdan çıkıp gitmişti. Yusuf ile Hasan onu çözdüler, kara kara düşünmeye başladılar. Saltuk neler olmuştu? Tengi nasıl şehit olmuştu? Ailesini neden sağ bırakmışlardı, anlamıyordu.

"İyi misin, baba?" diye sordu Yusuf.

"İyiyim, evlat. Sen iyisin, değil mi?"

"Ben iyiyim, ama annem şok geçirdi galiba, sesi çıkmıyor."

Bunu duyar duymaz koştu Saltuk. Hatununu sessizce bir köşede ağlarken buldu, ona sarıldı. Tek düşüncesi vardı: Onları kim satmıştı?

neler olmuştu? Tengi nasıl şehit olmuştu? Ailesini neden sağ bırakmışlardı, anlamıyordu.

"İyi misin, baba?" diye sordu Yusuf.

"İyiyim, evlat. Sen iyisin, değil mi?"

"Ben iyiyim, ama annem şok geçirdi galiba, sesi çıkmıyor."

Bunu duyar duymaz koştu Saltuk. Hatununu sessizce bir köşede ağlarken buldu, ona sarıldı. Tek düşüncesi vardı: Onları kim satmıştı?

Saltuk, ailesiyle Rey'e döndüğünde intikam almak için ne yapması gerektiğini biliyordu, ancak önce onlara ihanet eden kişiyi bulması gerekiyordu.

Ailesini Sultan Sencer'in gözetimi altına bırakarak dört nala at sürdü ve Gürcülerle çatışmada olan Ekber Bey'in obasına 15 gün yol gitti. Ekber Bey, Saltuk'un dayısıydı ve her şeyin haberini alır, ölçer, biçer ve doğruyu bulurdu. Gürcü sınırındaki obasına varınca düşündü, "Ya hain Vezir Talut ise, onları yetiştiren hain olabilir miydi? Tangu, Tengi ve kendisini yetiştiren Talut hain olabilir miydi? Ama babası onu kan kardeşi olarak görmüştü, niye ihanet etsin ki? Emanetler akıl almıyordu, kim neden ihanet etmişti?" Ekber Bey ile konuştukça rahatlıyordu, sanki sorulara cevaplar buluyordu.

"İşte böyle, sence bunların amacı ne? Ve kimler, sence hangi devlet bunlar ki bana karşı kin ve nefret besliyorlar? Fikrin nedir?" diye sordu.

"Bunlar Bizans kılında Ebu Kasım askeri olabilir, evlat. Ya da Melik Mahmud'un askerleri olabilir. Genel olarak sana söyleyeyim, bunlar Bizans askeri değil, buna eminim. Çünkü onların aileyi sağ bırakma gibi bir huyları yok ve seni de sağ bırakmazlardı. O yüzden bekle, sadece bu olayı çözeceğim, ben sakin ol, sen evlat," cevapladı Ekber Bey.

Saltuk, obada kaç gün kaldığını bilmiyordu. Sakinleşti ve düşündü, şafak vaktinde yola çıktı. İlk olarak Sultan Sencer'e uğradı, ardından babasının mezarına gitti ve vedalaştı. Babası da böyle bir ihanet yüzünden ölmüştü. Aynı kişi olabilir miydi? Neden onu hain ilan ettirmişti? Üç kişiye idam cezası verilmişti ve bu üç kişiden Saltuk dışında kimse kalmamıştı. Zamansız ihanetler kardeşlerini ondan almıştı.

Suskun denizde boğulan bir denizci gibi tek kalmıştı Saltuk. Savaşacak gücü vardı, ölüm onu bulana kadar.

"Ya bismillahirrahmanirrahim," dedi ve başladı savaşa, kiminle savaştığını bilmeden.

Bölüm sonu

1 yorum

  • Heyecanlı 🥰 tarihi olayların karakterlerin bakış açısından anlatılması çok güzel 😍