İklim Ekin Uyandığımda saat sabah 07.30 du.Kalkar kalkmaz günlük rutinlerimi yapıp hastaneye gittim.Hastane de işlerimi hallettiğim de çıkış saatimin yaklaştığını gördüm. Çok şükür ki bugün nöbetim yoktu. Çıkmama az kaldığı için eşyalarımı odadan almaya gidiyordum. Tam o sırada acil gelen bir yaralı asker vardı. Canan'ın "Hocam!" Diğe bağırışıyla hemen yaralının yanına koştum.Her yerinde kan vardı. O yüzden kurşun yarası olduğunu anlamıştım. Ama neresine isabet ettiğini kestiremiyordum."Kurşun neresine isabet etmiş?" Dedim sorgulayıcı bir şekilde. Canan sorumu "Kalbinin alt kısmına isabet etmiş hocam." Dedi.Ameliyata aldıktan sonra "Aslan hocam, kalbe zarar gelip gelmediğinden emin olur musunuz?" Önce kalbe zarar gelmediğinden emin olmalıydım yoksa kurşunu hemen çıkartmazdım. "Zarar yok hocam." Dedi Aslan. İçime soğuk bir su serpildiğinde kurşunu dikkatlice çıkarmaya başladım. "Neşter." Dedim ter dökerek. "Penset." Aradan bir dakika bile geçmeden "Makas." Dedim. Her saniye önemliydi.Yarayı diktikten sonra askerin kalp atışları yavaşlamaya başladı. "Hocam kalpte sorun olmadığını söylemiştiniz." Dedim korku ile. "Zaten sorun yoktu hocam. Ne olduğunu anlamıyorum." Dedi Aslan. "Ne olduğunu anlamak için çok geç hocam. Defibrilatör!" Dedim hızla. "160 yap!" Diğe bağırdım. Şok etki etmedi. "180!" Şok etki etmedi. "Kahretsin ölemezsin! 200 yap." 200 oldu ve en sonunda etki etti. Kalp atışları normale döndü. Kurtardığım için soluklanırken ameliyattan çıktım. Arkamdan da Aslan çıktı. "Mükemmeldiniz hocam." Tebessüm ettim. "Teşekkür ederim hocam sizde öyle." Ameliyattan çıktığım da bir grup asker ne olup olmadığını anlamaya çalışarak yanıma koştu. Kahverengi saçlı olan "Doktor ne olur bir şey olmadı de. Kurtardık de komutanımızı." Dedi ağlamalı bir sesle. "Evet. Evet iyi şuan." Dediğimde diğer asker sözümü kesti. "Görebilirmiyiz?" Dedi. "Maalesef zor bir ameliyattan çıktığı için hemen olmaz. Yarın toparlandıktan sonra görebilirsiniz ama." Dedim. "Peki. Teşekkürler doktor." Dedi. Diğerlerine göre biraz daha büyük görünen asker. "Ne demek, görevim." Değip tebessümle yanlarından ayrıldım. Aslında ayrılmadım. Aslan' ı satıp kaçtım. Cidden onu çekemezdim. O sırada yanıma Necati hoca gelmişti. Kimi çekemem desem başkası yanıma gelir zaten. "Ekin." "Buyrun hocam?" "O biraz önceki askerle senin ilgilenmeni istiyorum.İlgilenir misin?" "Tabi hocam ben ilgilenirim." "Ama dikkatli ol lütfen zarar gelmesini istemiyorum. Benim için özel biri." Kızına alcak heralde oğlu olmadığına göre. "Tabi hocam ben ilgilenirim." Dedim Necati tebessümle yanımdan ayrıldıktan sonra ağız dolusu sevgiler yağdırdım ona. Ya bir de izin aldıktan sonra böyle şeyler olur. Of Esin off. Söylene söylene odama gittim. Üstümü değiştirip hastaneden çıktım. O sırada aklıma bir şey dan diğe geldi. O asker bana çok tanıdık gelmişti. Yüzü tanıdık birine aitti. Kesinlikle tanıyor olmalıyım. Tanımadığım kimsenin yüzünü tanıdık bulmam. Yürümeye başladığımda hem düşünüp hem yürüyordum. 'Lise?' yok yok lise de bu kadar yakışıklı bir tip yoktu. Hakkını vermek lazım yakışıklıydı. 'Kurs?' imkansız. 'Orta-' LAN EVET ORTAOKUL.ADİ NEYDİ AMA UFF. Gidip öğrenmeye üşeniyorum. Askerlerden birine sorsam olmazmi?? Sağ Melek "Ne sorcan be belki sevmediğimiz biriydi." Sol Melek "Sen bir sussana belki sevdiğimiz biriydi." Sizden akıl alanda kabahat lan. Sorucam anasını satım en fazla sanane der. Askerin yanına gittim. "Üzgünüm rahatsız ettim ama komutanınızın ismi nedir?" Şaka mı benim hal. Şaka olsun lütfen. "Anlamadım? Ha ismi Mert Kara." Dedi. "Teşekkür ederim saolun." Beni bir süzdükten sonra "Sizin isminiz?" Dedi. "İklim Ekin. Sizin?" Dedim. "Fatih Berat." O sırada yanımıza siyah saçlı ela gözlü bir kadın yaklaştı. O da askerdi. Kadın resmen taştı hatta. "Fatih yani Fatih komutanım ne yapıyorsunuz?" Diye sordu kadın. "Komutanınızı kurtaran doktorun adını öğreniyodum. Malum belki komutanımız teşekkür etmek ister. Sonra bizim topuğumuza sıkmasın." Dedi Kadın tebessüm etti ve bana elini uzattı. "Ezgi benim adım. Sizin adınız nedir?" Dedi. Bende ona tebessüm ederek. "İklim Ekin. Memnun oldum." Kadın şaşırmıştı. "Bende." Dedi şokla. Neden bu kadar şaşırdığını anlamamıştım. Ama ŞİMDİ BU İKİ ASKERİNDE YÜZÜ TANIDIK GELİYORDU. "İyi günler tekrar tanıştığımıza memnun oldum." Dedim ve yanlarından ayrıldım. Tekrar yürüyüp düşünmeye başladım. 'Ortaokul, Metin,Fatih,Ezgi.' Siktir lan ortaokul arkadaşlarim olamazlar dimi. Olamazlar. Yoksa... Olabilirler mi... HAYIRRRRR BEN O SARİ KAFA İLE İLGİLENEMEM. HAYIRRRRR. Geçmiş "Siz ne olmak istiyorsunuz çocuklar?" Dedi matematikçi. Sanane anasini satim ya dersini işle siktir git. Alla alla. Sarı kafa,Fatih ve Ezgi "Asker." Dedi bu soruya. "Sen Ekin?" Diye bana sordu. "Doktor." demek zorunda hissettim kendimi hiç bir zaman doktor olmak istemiyordum ama ailem benim mesleğimi çoktan seçmişti. Asıl hayalim Avukatlık tı benim hukuka her zaman bir ilgim vardı. Kardeşimin mesleğini seçemedikleri için benimkini seçmişler di. "Sen hastamısın?" Dedi sarı kafa yani pardon Metin. "Hmm." Dedim onaylayarak. "Ölüyorsun resmen." Dedi bana saol ya çok iyi moral verdin amina koduğumun mali. "Saol." Dedim sadece. "Hocalara söyliyimmi?" Dedi düşünceli bir şekilde. "Yok teşekkür ederim." Dedim. "Sen bilirsin." Dedi ve yanımdan ayrıldı sarı kafa. Bu çocuğun bana aşkı bitmezdi şaka maka. Günümüz Evet onlardı. O askerler benim ortaokul arkadaşlarimdı. Kahretsin.
Bölüm 1
İlk Gün
Bölüm sonu
0 yorum
Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.