İçeriğe geç

Sarı Işıklı Hayaller

Bölüm 1 · 5 dk okuma

Sarı Işıklı Hayaller

Bölüm 1

Bir Başka Kasım

Saat 13.15 sularında Türkiye'ye dönmek üzere bindiğim uçakta müzik dinliyordum. "Bu kararı nasıl aldım ve şuan hangi duygular içerisindeyim bilmiyorum. Neredeyse bir buçuk aydır Fransa'daydım. Hangi akılla şuan işimi fesih ettim ve Türkiye'ye dönüyorum cidden bilmiyorum." dedim. Kendi kendime konuştuğumu fark edip hemen sustum.

Önce size kendimden bahsetmek istiyorum 29 yaşındayım İzmir Bornova'da dünyaya geldim fakat ailemin daha iyi iş olanakları elde ettiği İstanbul'a 3 yaşındayken taşınmışız. Ailem Kadıköy'de hala kendi işlerini yürütmekte. Ben de Ataşehir'de bir inşaat firmasında iç mimarlık yapmaktayım. İşim gereği de bir buçuk aydır da Fransa'daydım. Ama Fransa'ya gelmeden önce tanıştığım bir kadın sayesinde şuanda Türkiye'ye geri dönmekteyim.

2 AY ÖNCE 5 KASIM BEYKOZ..

Telefonumun uzun uzun çaldı birisi beni o kadar çok aradı ki uykumun en güzel yerinde uyanmak zorunda kaldım. Arayan Rıdvan'dı benim toplantılarımda elim kolum gözümdür kendisi. Telefonumu aldım, yatağimda oturarak telefonla konuşmahya başladım.

"Alo.. Ne var ne istiyorsun.!"

"Abi neredesin seni soruyorlar. Toplantı başladı... 'Trafik vardır ha geldi ha gelecek' demekten dilimde tüy bitti. Sen demiyor muydun 'Bu işi alamazsak bittiğimizin resmidir. Başka hiç bir işi alamayız' diye.?"

"Ya daha önce neden aramadın. Toplantı başlayalı yarım saat olmuş. 'Lastiği patlamış yol yardımı bekliyormuş' de çıkıyorum şimdi."

Rıdvan'ın beni toplantı sırasında araması her toplantı öncesi yaptığım hazılığımı yapamamama sebep oldu ama artık bu saatten sonra yapacak bir şeyim yok daha önceden yaptığım hazırlıklar ile katılacağım toplantıya. Oturduğum yataktan kalktım, terliklerimi giydim ve koşarcasına tuvalete gittim elimi yüzümü yıkadım, dişlerimi fırçaladım. Uyanır uyanmaz giyinip evden çıkabilenlerden değilim doğrusu. Hızlı adımlarla dolabımın yanında duran askılıktan en sevdiğim takımımı aldım özenerek giydim ardından hemen şifonyerin karşısına geçtim başladım saçlarıma fön çekmeye. O sırada altın rengi olan saatimi mi yoksa gümüş rengi olan saatimi mi takmalıyım diye düşündüm. Ve altın rengi kol saatimi ve kol düğmelerimi takmaya karar verdim. En uğurlu olan kokumu sıktım. Bir çırpıda ayakkabılarımı giyip arabama atladım yol üzerinde gördüğüm bir pastaneden simit ve ayran aldım. Bir yandan arabamı kullandım bir yandan kahvaltımı ettim. "Tabi buna kahvaltı diyebilen olursa." diye düşünmeden de alıkoyamadım kendimi.

---------

"Hay aksi önüne ne bakmıyorsun bu benim en sevdiğim takımım inşallah elindeki kahve üzerime dökülmemiştir toplantıya gideceğim. Geç kaldığım yetmezmiş gibi birde senin gibi birinin sakarlığıyla uğraşıyorum. Şimdi bu notlardan hangisi hangisi..."

dedim karşıma çıkıp bana çarpan kadına. Bir yandan da üzerimi kontrol ediyordum.

Karşımdaki kadın çok güzeldi bir yandan korkmuş bir yandan da sinirli bir halde bana:

"Çok çok çok özür dilerim. Ama siz kendiniz bana çarptınız ve bana bağıranda sizsiniz. Siz biraz daha dikkatli olursanız kimsenin Sakarlığıyla uğraşmazsınız. Siz ne kadar toplantıya geç kaldıysanız bende kendi toplantıma geç kaldım."

dedi.

"Toplantı derken firmanın seçmek istediği diğer mimar siz misiniz yoksa?" Dedim

"Ne münasebet. Oradan bakınca mimar gibi mi duruyorum? Hahahahaha ben bu firmanın yetkilisinin sekreteriyim. Yakındır kovulurum."

Dedi bana.

"Kovulursanız ne mutlu bana sekretere ihtiyacım vardı zaten" dedim.

"Yaptığınız şaka çok kırıcı iyi günler." Dedi.

Tam ismini soracaktım ki kadın oradan uzaklaştı

----------------

Toplantıya girdiğimde çarptığım kadınla karşınkarşıya kalmıştım. İster istemez tebessüm ettim, toplantı istediğim gibi gitti ve hedeflediğim üzere işi alarak oradan ayrıldım.Kapıda Rıdvan ile birbimize sarıldık her zaman bir işi aldığımızda birbirimize sarılmazak o işin bize uğurlu gelmeyeceğini düşünüp sarılırız. Bana

"Bugün işlerimiz bu kadar yarın görüşürüz" dedi ve ayrıldık.

Şirketten çıkarken dışarıda o kadını taksi beklerken gördüm.

"Dilerseniz sizi gideceğiniz yere bırakmak isterim. Hem bugün ki kabalığımdan dolayı da özür mahiyetinde bir kahve ısmarlamış olurum size."

Dedim kahve içmeye vaktim vardı. Çünkü bugünkü tek işim bu toplantıydı. Günümün çoğu boştu. Ayriyetten ben bu kadınla sabahtan beri konuşmak istiyordum ve tam da zamanıydı.

Herhangi bir gelen taksi olmadığını söyleyerek teklifimi kabul etti ve aracıma bindi ben de

"Bu yakınlar da bildiğim kahve içebileceğimiz herhangi bir yer yok eğer sizin bildiğiniz bir yer varsa oraya gidebiliriz bu arada adım Kenan" diyerek lafa giriştim. Karşımda sarı saçlı, yeşil gözlü tahmini 1.63 boylarında bir kadın duruyordu. Değişik bir şekilde cezbedici bir kokusu ve bakışları vardı. Belki de bakışlarını ben öyle hissettim bilmiyorum. Yanılıyor da olabilirim. Kendisinin sevdiği ve sürekli gittiği bir kafeye gittik. İki orta şekerli türk kahvesi söyledik. Kahvelerimiz geldiğinde konuşmaya başladık.

"Adım Rüya bu firmada 3 aydır çalışıyorum bazı sebeplerden dolayı sürekli geç kalıyorum bu sabah ki geç kalmam da bunların tuzu biberi oldu en sonunda işten kovdular" dedi.

Tamda sabah konuştuğumuz gibi olmuştu. Onun adına biraz üzüldüm ama kendi adıma çok sevindim çünkü benim her iş seyehatim de yanımda bulunması gereken şahsi bir sekretere ihtiyacım vardı. Kendisine

"Benim sekreterim olmanı istiyorum. Bir sekretere ihtiyacım var önümüzdeki zamanlarda uzun süreli seyehatlere çıkacağım ve yanımda bir sekreter olmasına ihtiyacım var. Yalnız şu son işi yapayım sonraki projeler de benimle iş seyehatlerine çıkabilirsin." Dedim.

"Tamam kabul ediyorum. Fakat şöyle bir durum var benim 2 yaşında bir oğlum var. Bu seyehatler de veya diğer toplantılarda ben oğlumu nereye bırakacağım? Bugün bakıcıyla da kavga ettik verdiğim parayı az bulduğunu ve benimle daha fazla çalışmak istemediğini dile getirdi." Dedi.

Bir kez daha ona kendimi yakın hissettim ve ona

"Sorun değil bir bakıcı ayarlarız seyahatlere çıkarken oda gelir. Gittiğimiz seyehatler de ki toplantılarda ilgilenir. Toplantı çıkışında çocuğu da alır turlarız oda kendisi isterse odasına gider isterse de gezer. Sen dert etme artık." Dedim.

Telefonuna baktı bakıcının sürekli arayıp, mesaj attığını mesajlarda bakıcının artık gitmek istediğini oğlu için eve gitmesi gerektiğini bana söyledi. Bende Rüya'yı evine bırakıp uzun trafiğin ardından evime geldim.

Bu yorucu günün ardından dolaptan kendime bir sandviç çıkardım ve onu yedim. Her zamanki yaptığım gibi bir duble viski mi bardağıma doldurdum. Şehri ayaklarımın altında manzara yapan camımın önündeki sallanan sandalyeme oturdum. İster istemez Rüya'yı düşünerek viskimi yudumladım. Ben viskimi yudumlarken akşam olmuştu bile bu kadar olayın ve düşüncenin sonunda çok yorulmuştum bardağımı tezgahın üzerine bıraktım hemen kendimi duşa attım. Üzerimi giyip yattım. Tabi yatarken sonraki günü düşünmeye başladım.

"Acaba Rüya'yı gideceğim toplantılara çağırsam mı? Yoksa maaşını verip Fransa seyahatimden sonra mı kendisini toplantılarıma dahil etsem?" Diye düşünürken uyuya kalmışım.

Sabah olunca yine bir telefon ile uyandım. Ve kendi kendime

"Acaba yine nereye geç kaldım"

diye düşünmeden edemedim.

Karşdan gelen ses bir bayan sesiydi ve bu ses ile şok oldum. Çünkü kendisinin beni aramasını beklemiyordum...

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.