Lal Kasabası’nın meydanı öğleden sonra tamamen değişmişti. Rengârenk ışıklar asılmış, küçük ahşap stantlar kurulmuş, sahnenin önüne sandalyeler dizilmişti. Akşamki yaz festivaline sadece birkaç saat kalmıştı.
Efsun, elinde bir kutuyla sahneye doğru yürüyordu.
— Efsun, onu düşürme sakın! — diye seslendi İlkim.
— Merak etme, ben artık çok dikkatliyim!
Tam o anda Efsun’un ayağı halıya takıldı.
Kutu havaya fırladı.
Arel refleksle ileri atılıp kutuyu yakaladı.
Efsun birkaç saniye sessizce ona baktı.
— Ben… aslında bunu test ediyordum.
Arel gülmemek için kendini zor tuttu.
— Tabii. Kutunun uçup uçmadığını test ediyordun.
Poyraz hemen yanlarına geldi.
— Ben olsam buna inanırdım. Efsun’un her sakarlığının bir açıklaması var.
Efsun ona döndü.
— Sen bugün çok konuşuyorsun.
— Çünkü sen bugün çok malzeme veriyorsun.
Lalin kahkaha atarak araya girdi.
— Tamam, tamam! Kavga etmeyin. Daha festival başlamadı.
Efsun kutuyu Arel’den aldı.
— Teşekkür ederim.
— Rica ederim.
İkisinin gözleri kısa bir an buluştu. Efsun hemen bakışlarını kaçırdı ve başka bir kutuya yöneldi.
O sırada kasabanın küçük çocukları meydana geldi.
— Efsun abla!
Çocuklar yine koşarak onun yanına geldi.
Efsun gülümseyerek diz çöktü.
— Siz de mi yardım edeceksiniz?
— Evet!
— O zaman görev dağılımı yapıyoruz.
Çocuklar büyük bir ciddiyetle etrafına toplandı. Efsun onlara küçük süslemeleri dağıtırken Poyraz uzaktan onları izliyordu.
— Kasabanın çocukları bile Efsun’un ekibinde.
Lalin ona baktı.
— Kıskandın mı?
— Ben mi? Asla.
— Emin misin?
Poyraz cevap vermeden eline bir süs alıp Lalin’in saçına iliştirdi.
— Böyle daha güzel.
Lalin şaşkınlıkla ona baktı.
— Ne yaptın sen?
Poyraz gülerek uzaklaştı.
İlkim ise olanları sessizce izledi.
Ayaz yanına geldi.
— Herkes birbirine takılmaya başladı.
İlkim gülümsedi.
— Daha yazın ikinci günü.
Meydandaki hazırlıklar devam ederken uzaktan festival müziğinin ilk notaları duyuldu.
Efsun ellerini çırptı.
— Hazır mıyız?
Herkes bir ağızdan bağırdı:
— HAZIRIZ!
Ve Lal Kasabası’nda yeni bir yaz gecesi başlamak üzereydi.