Mert'in çenesinden tutup kafasını kaldırdı Hakan, oğlanın dudaklarından öptü. Bu, oğlanı iğrendirse de sesini çıkarmadı. "Adetin bu gece bitiyor, hazır olursun artık değil mi güzel eşim?"
Mert çekinerek kendisini çekti geriye, titrek bir nefes aldı. "Ben... İstemiyorum. O kadına gitsen?" Kaşları çatıldı Hakan'ın, bütün neşesi yok olmuştu. "Mert 4 yıldır evliyiz, amına koyduğumun yerinde altından mısın ki dokunamıyorum sana? İlla zorla mı? Hangi kadına gidersem gideyim yok lan senden başka, senden daha çok istediğim biri."
Başını eğdi oğlan, ona evlenir misin diye sormuşlar mıydı sanki. Babası döve döve vermişti onu bu aileye.
"Ben istemiyorum sadece." Ne kadar da masum konuşuyordu kocası, rıza alıyormuş gibi. Oysa defalarca tecavüz etmemiş miydi ona evliyiz diye? Tecavüzden sayılmıyor muydu sanki yaptığı...
Hakan bu sefer sertçe oğlanın çenesinden tutup çekti kendisine. "Bu gece isteyerek ya da istemeyerek benim olacaksın, her zaman olduğu gibi. O nedenle ağzını açıp konuşarak yorma, ne de olsa direndiğin için 3 4 gün yatacaksın." Canını acıtacağını alenen söylüyordu ona.
Mert'in gözleri doldu. "Beni sevmeyi ne zaman bırakacaksın?" En çok bunu merak ediyordu. Onu gördüğü ilk an ben bunu istiyorum diyerek herkesin karşısına dikilmiş, kimseyi dinlemeden evlenmişti onunla. Mert'in rızasını bile almadan nikah yapmıştı.
Hakan gülümsedi, içi giderek bakıyordu karşısındaki oğlana. "Asla... Bu dünyada asla vazgeçmem senden. Asla seni sevmeyi bırakmam. Bir kez şans versen bana, bir kere sevmeyi denesen beni, ayaklarının altına dünyayı sereceğim ama sen direniyorsun." Genç oğlan elleri titrerken kapının kenarına biraz daha sıkıştı, adamın sürekli her fırsatta ona dokunması kendisinden nefret etmesine neden oluyordu.
"Sen bana dokunurken..." sustu, konuşursa Hakan ona vurabilirdi. "Ee güzelim? Ben dokunurken? Dokunuşlarım seni rahatsız mı ediyor?" Bu lafları ederken sakindi fakat bu sadece oğlanı korkutmamak için yaptığı bir şeydi. "İğreniyorum."
Yanağına inen sert darbe karşısında başı savruldu yana, ağzına metalik bir tat dolarken Hakan öfkeyle onu duvara itti. "Aynısını gece de söyle olur mu? Seni hastanelik edeyim."
Adam geriye çekilip sinirle soludu, zoruna gidiyordu artık böyle bir muamele görmek. Yakışıklıydı, zengindi... İstese oğlanın önüne dünyaları sererdi fakat Mert onu asla istemiyordu.
"Sana aldığım geceliklerden birini giyersin, ben yemeğimi yiyip geleceğim." Başını salladı Mert, muhtemelen bu akşam da toplantı vardı ve gelir gelmez tüm stresini onun üstünde atacaktı adam.
Sonunda adam gitmiş, Mert evi toparlamaya başlamıştı. Her günü böyle geçiyordu, sabahtan akşama kadar evi temizliyor, yemek yapıyor akşam olunca da Hakan'la uğraşıyordu. Köşe bucak kaçmaktan heder oluyordu her gün.
Bugün de bana dokunmasın diyerek defalarca gündüz soğukta kalarak kendisini hasta etmişti oğlan.
Daha 27 yaşında, hayatının en güzel dönemlerinde hiç istemediği bir adamla 4 yıldır evliydi. Ondan hamile kalmamak için gösterdiği çaba ise görülmeye değerdi, saat kaç olursa olsun zorla beraber olduktan sonra tüm spermleri içi acımış olsa da temizliyor, ayrıca da bazen hap bazen iğne kullanarak ihtimali sıfıra indiriyordu.
4 yılı bu şekilde geçirse de 40 yılı nasıl geçirecekti hiç bilmiyordu. Evin çevresi bir kaç korumayla korunuyor, dışarıya çıkmasına asla izin verilmiyordu. Kendi hakları asla yoktu, dört duvar arasında yaşamak için mücadele veriyordu.
Üstelik bir cep telefonuna sahip bile değildi, çok gerekli görülürse korumalardan biri gelip ona iletiyordu haberleri. Onların eve girmeleri yasaktı, adam o kadar kafayı yemişti ki uçan kuştan sakınıp kıskanıyordu onu.
İşlerini bitirip yatak odasına giderken temizlenmek için malzemelerini aldı ve oflayarak banyoya geçti. Eğer temizlenmezse bunun için de dayak yemiş olmak istemiyordu Mert.
Minik hıçkırıklarla vücudunu temizlerken Allah'a isyan etme noktasına gelmişti. Sürekli ben sana ne ettim de beni bu hayata mahkum ettin diyor, vücudunu kıpkırmızı olana dek keseliyordu.
Üzüntüsü en çok kendisineydi.
22 yıl köyde büyümüş, yaşamış, tarlalarda çalışıp kışın soğuk odada uyumuştu fakat şimdi yaşadığı hayat daha büyük bir azaptı ona.
5 yıl önce adam köye kuzeninin düğünü için gelip onu görür görmez vurulmasıyla peşine düşmüştü. Başta gayet güzel davranırken Mert'in seni istemiyorum lafıyla işler değişmiş, adam bir canavara dönüşerek onun hayatına resmen el koymuştu.
Yarım saatlik işinden ve banyosundan sonra giyinip aşağıya indi. Karnını doyurmak adına sandviç hazırlayıp TV karşısına geçti Mert. Bahar dizisinin bu haftaki bölümünü izleyemediği için ona bir göz attı ekranda var mı diye. Olduğunu görünce sevinçle oturdu koltuğa.
"Ben de onun gibi zincirlerimi kıracağım bir gün." Bu evden bir gün kurtulacak, tek başına hayatta kalacaktı. Onun kimseye ihtiyacı yoktu, zaten bedeni bu kadar kirliyken artık kimse onu istemezdi.
O da kimseyi istemezdi artık, kimseyi isteyecek hali de kalmamıştı zaten. Kendi yağında kavrulacak, ya yanacak ya yakacaktı.
Ama mutlaka bir şey yapacaktı.
--------
"Harun abi sen içeri girdiğinden beri Hakan bey yerlerinize konmuş durumda, pek çok mıntıka bölgenizi aldı. Satışları da bizzat o yapıyor, yaptırıyor." Harun dün hapisten çıkmış, bugün ilk iş adamlarını eve toparlamak olmuştu.
Kimisi eski dostu Hakan'ın yanına geçmiş, kimisi çil sürüsü gibi dağılmıştı bir tarafa." Lavuğa bak içeri girmemi beklemiş pezevenk! Şu herkesten gizlediği evini buldunuz mu?" Adam başını salladı. "Bulduk abi ama..."
"Aması ne?" Hakan'ın sakladığı bazı sırlar kimsenin diline dolanmamıştı daha, o kadar gizliydi ki kendi adamları dahi bilmiyor, pek çoğu her şeyden habersiz ona çalışıyordu. "Bir söylenti var abi ama bilemedik doğru mudur diye."
"Neymiş oğlum?" Zaten canı sıkkındı, hiçbir haber onu heyecanlandıramazdı uzun bir süre. "Eşi var demiştik ya abi sana... Erkekmiş galiba, yani tam erkek değil de erkek işte." Kafası bulandı adamın, o da ne demekti öyle?
"O nasıl oluyormuş Kamil? Erkeklikte sınırlandırma mı varmış aslanım?" Adam yok abi estağfurullah derken gergindi, öyle abidik gubidik cinsiyet şeylerinden anlamıyordu. Kendisinin siki taşşağı vardı, tek bildiği de buydu.
"Mafroditli bir şeymiş abi, iki tane cinsiyetli yani. Onu saklıyormuş sır gibi abi." Yüzü aydınlandı Harun'un. "Gidip bakalım nasılmış evlilikleri değil mi ama? Siktim seni işte şimdi Hakan."
Uzun zamandı bu anı bekliyordu, hapisteyken sözde dostuyla ilgili her haber kulağına gelmiş, her geçen gün düşmanlığı dostluğu kadar pekişmişti.
7 yıl...
7 yıl önce kız kardeşine tecavüz eden bir adamı öldürüp ibrete alem olsun diye polis karakolu önünde yakmıştı cesedi. Böylelikle hapse girmiş, tam 7 yıl hapis yatmıştı.
Kız kardeşine ise Hakan bakacağının sözü verip bir yıl sonra kızı resmen başından atmış, düşmanım dediği Özgür sahip çıkmıştı kıza. Şimdi ise Özgür ve kız kardeşi Helen evli ve bir çocuklu halde güzel yuvalarında yaşıyordu.
"Efendim ne zaman isterseniz baskın için o zamana hazırlık yapalım biz." Adamların hepsine haber bile gitmemişti daha. "Bu gece, bu gece bi topuğuna sıkalım o orospu çocuğunun." Sert çehreye sahip adam başını salladı hızla.
"Tamam efendim, ben herkese haber vereyim." Harun çık komutu verip geriye yaslandı. Bu akşam uzun ve yorucu olacaktı fakat en çok üzülen Hakan olacaktı şüphesiz.
Başını koltuğa yaslarken abisini merak eden Helen kapıyı çaldı, içeriye yavaşça girdi. "Abi? Nasılsın? Sürekli birileri gidip geliyor endişelenmeli miyim?" Harun gülümsedi, kız kardeşi bu dünyadaki en değerli varlığıydı onun.
"Gel bakalım yeşim gözlü." Helen kıkırdayarak seke seke abisinin yanına gitti, abisiyle uzun zaman sonra ilk kez beraber vakit geçirebileceklerdi.
"Nasılsın abicim? O Özgür iti güzel davranıyor mu sana?" Abisinin kocasına it demesine kahkaha attı genç kız, 25 yaşında gencecik ve hayat doluydu. "Kocama it deme abi, çok güzel davranıyor bana. İyi ki karşıma çıkmış biliyor musun? Gerçekten o kadar iyi geldi ki bana yeni baştan yaratıldım sanki."
Harun, mutluydu. Gerçekten kız kardeşini böylesine hayat dolu gördüğü için çok mutluydu.
Kız kardeşinin tecavüze uğradığı o ilk günlere bakınca özellikle... O anları hatırlamak bile istemiyordu Harun.
Kız kardeşinin ağlayarak beni nolur öldür diyişini, günlerce yemek yemeyişini ve bunun gibi pek çok can yakıcı olayı hatırlamak istemiyordu.
"İyi... Adam olsun canımı sıkmasın." Elbette o can sıkıcı tavrından taviz vermeyecekti, kız kardeşinin gidip de Özgür'e abim seni seviyor diyişine kesinlikle katlanamazdı.
"Aman abi incilerin dökülür eğer güzel davranırsan." Abisinin omzuna vurmuş, ardından o omuza başını yaslamıştı. "Dökülür belki kızım ne biliyorsun?" Aman abi ya dedi kız.
"Akşam Beliz gelecek bize, katılırsın yemeğe değil mi?" Hemen ofladı Harun, bundan hiç hoşlanmıyordu. "Beliz'le hiç ilgilenmedim, hiç ilgilenmeyi de düşünmüyorum abicim. Beni bir sal, akşam da işim var yemeğe kalmayacağım."
Genç kız omuz silkti, Beliz'le yakın arkadaştı ve abisiyle olan veya olabilecek ilişkisine asla karışmıyordu. "Abi inan umrumda değil karışmıyorum ilişkinize, yakın kız arkadaşım biliyorsun işte." Hm hm bilmez miyim dedi adam.
"Hem abi 34 yaşındasın, istemiyor musun hayatında birini?" Bunu cidden merak ediyordu, abisinin hayatında hiç gerçekten biri olmamıştı. Başı beladan hiç kurtulamamıştı ki hayatında biri olsun, bundan dolayı çok hayıflanıyordu kız.
"Yok istemiyorum."
"Ama abi böyle görünce heyecandan ellerinin titrediği, dokunurken göz bebeklerini bile bir an ondan ayırmadığın ve uyurken burnunu ensesine dayadığın bir ilişkin olsun istemez misin?" Kocasıyla aynen böyleydi, Özgür her günü ilk günleri gibi heyecanla ona yaklaşıyor bazen konuşurken bile kekeliyordu.
Bunların hepsi fazla aşktandı.
Oysa Özgür illegal işlerde adını çok duyurmuş, çehresi sert, sesiyle bile insanları korkutan cinsten bir adamdı.
"Helen, sana söz eğer kokusunu solurken burnumun direklerini özlemle sızlatan, yanındayken bile özlettiren birini bulursam onunla evleneceğim. Ama bu zaten olanaksız, imkanı yok." Çok emindi, hiç karşılaşmamıştı öyle bir kadınla.
"Sana da bu dünyada porselen biri çıkacak abi, ben inanıyorum."
Kırılgan ve buyurgan.
