
İşte yılın o günü, "doğum günüm" ama bugün bir başkaydı benim için 18 yaşıma giriyordum ve aynı zamanda evimin bahçesinde büyük bir parti düzenliyorum. "Hadi! Alev doğum günü partisi birazdan başlıyor acele et!". Dedi annem, "Tamam geliyorum". Dedim arkasından, aynaya bakıp makyajımdaki son dokunuşları tamamladım ve odamdan çıktım. Merdivenlerden inerken, ailem ve bütün davetliler beni alkışladı, etrafın bu kadar kalabalık olacağını tahmin etmemiştim. Yardımcılar dört katlı pastamı yavaş yavaş ve nazik hareketlerle bana doğru getiriyorlardı getirmelerini beklemem yaklaşık kırk saniye sürmüştü ve sonunda pastam bana ulaşmıştı tam üfleyecekken bir silah sesi gelmişti herkes şaşkınlıkla sesin geldiği yöne baktı, bazı davetliler çığlık atmaya başladı. "Sizi tekrar görmek güzel ESER ailesi" dedi Fatih Bey yıllardır yakamızı bırakmayan bir mafyaydı kendisi. Bizden intikam alacağını söyler dururdu hep ama ne intikamı olduğu hakkında hiçbir şey bilmiyorum. Aileme sorduğumda önemli bir şey değil daha sonra öğrenirsin diyerek bunu kendi aralarında sır olarak saklıyorlardı. Adamları ilk önce silahlarını çıkartıp bize doğrulttular sonrada mermileri doldurup üzerimize boşalttılar. Ben ani refleksle kendimi yere atıp bu faciadan sağ kalmıştım ama ailem ve davetliler aynı durumda değildi. Her yer kan gölü ve vahşet içindeydi ailemin katilleri sonunda gitmişti ayağa kalktım ve hemen annem ile babamın yanına koştum "A-anne b-baba beni bırakmayın lütfen!", diyerek ağlıyordum yanıbaşlarında. Ambulans geldiğinde "İyi olucaklarmı lütfen bir şey söyleyin!", diyerek hastaneye sonunda ulaştık. Ameliyathane önünde beklerken kapı açıldı birden gelen kişi doktordu ve bana doğru geliyordu yanıma vardığında hemen "Yaşıyorlarmı doktor iyilermi neden normal odaya almıyorsunuz", doktor sessiz kaldı. "Doktor birşey söylesene!",dedim acı içinde bağırarak, "A-alev Hanım maalesef ailenizi kaybettik başınız sağolsun...",dedi yüzüme bile bakmadan. "Ne nasıl hayır olmaz olamaz, hayır şaka yapıyorsunuz değilmi kamera şakası falan öyle değilmi? Lütfen şaka olsun lütfen!",çığlık atarcasına bağırarak. "Keşke şaka olsa ama maalesef ki değil". İşte tam o esnada beyaz ışığı gördüm, uyandığımda kolumda serumla yatıyordum. Hemşire uyandığımı fark ettiğinde serumuma sakinleştirici enjekte etti, daha sonra "Daha iyi misin?", diye sordu bende kısık bir sesle "Hayır değilim bu saatten sonra hiç iyi değilim", dedim.