İçeriğe geç

ŞANS'sız

Bölüm 7 · 4 dk okuma

ŞANS'sız

Bölüm 7

YANLIŞ ANLAŞILMA

Hatırlatma:

*****

- Bu halde bile kendini haklı çıkarmaya çalışman geçekten tebrik edilecek cinsten.

- Tamam işte ödeştik artık üstümden kalksan diyorum.

- O kadar kolay değil küçük cadı.

İşte şimdi yandığımın resmidir.

*****

Üstümden itmeye çalıştım ama olmadı bende dizimi kıymetlisine geçirdim o daha ne olduğunu anlamadan üstümden ittim.

Bu sefer kalktım onunla daha fazla durmak istemediğim için kapıya koştum. Kapıyı hafif araladım ki arkadan bana seslendi:

- Seni yakalarsam var ya neler yapıcam tahmin edemezsin !!!

- Yakalarsan yaparsın canım.

Kapıyı tamamen açtığımda karşımda sırıtan biriyle karşılaştım kim ki bu şimdi.

- Buyurun. Dedim

- Şey ben rahatsız etmedim demi.

- Yo niye rahatsız edecekmişsiniz ki

- Haluk abi?

Sesle arkamı döndüğümde yarı çıplak bir Rüzgarla karşılaştım adam bizi yanlış anladı ya.

- Haluk abi hoş geldin ama yukarı kadar niye çıktın biz aşağı inecektik zaten.

- Pardon siz genç aşıkları rahatsız etmek istememiştim neyse üstüne bir şeyler giyin aşağıda sizi bekliyorum.

- Benn... Şeyyy...

Bir şey dememe izin vermeden adam kapıyı kapattı.

- Ya manyak mısın niye üstünü çıkarıyorsun senin yüzünden adam yanlış anladı.

- Hem üstüme su dök ıslat beni hem de niye üstünü çıkartıyorsun de asıl manyak sensin kızım.

- Ya niye benim odadan çıkmamı beklemiyorsun.

- Ne bileyim ben en son kapıda çıkıyordun.

Neyse olan oldu aşağı inelim bir Haluk abimin yanına anlatırız sen dosyaları al ben de üstüme bir şeyler giyineyim.

Bu adamın umursamaz halleri bir gün beni öldürecek.

Çantamın içinden dosyaları çıkardım. Arkama bakmadan aşağı inmeye başladım. Arkadan Rüzgar dur bekle beni dese de takmadım biraz daha hızlandım arkamı dönüp baktım bana yetişmiş mi diye ama o sırada dengemi kayıp ettim tam düşecektim ki biri kolumdan tutup beni kendine çekti.

Ben gözlerimi sımsıkı kapatmıştım beni kurtaran kişini boynuna sıkıca sarıldım. Az daha merdivenlerden yuvarlanıyordum.

- Gözlerini aç.

Hadi ama beni Rüzgar kurtarmış olamaz. Gözlerimi açtım. Karşılaştığım mavi- yeşil gözlerle bu kişinin Rüzgar olduğunu anladım.

Bu adamın gözleri hangi renk biri bana söylesin Allah aşkına... İlk önce yeşil sandım ama değil mavi desem hiç değil sanki maviyle yeşilin savaşıydı bu birbirine geçmeyen ama birbirinden vazgeçmeyen inanılmaz bir renk ortaya çıkarmış. Çok güzel gözleri vardı birde benimkilere bak koyu kahve renkleri var hiç bir güzelliği yok bu adamın gözlerine saatlerce hiç sıkılmadan bıkmadan bakabilir insan.

Sırıtarak bana baktı yok yok sırıtmak değil de daha çok içten bir gülümsemeyle baktı bana tanıştığımızdan beri ilk defa sıcacık bir gülümsemeyle bakıyordu bana buda benim gülümsememe neden oldu.

- Neden bana bakıyorsun?

- Gözlerinin rengine bakıyorum.

- Niye ne olmuş rengine ?

- Şşşeyy... Rengi çok güzel.

Mümkünmüş gibi iyice yayıldı yüzüne gülümsemesi.

Birbirimize bakıyorduk sadece sanki etrafta kimse yokmuş gibi saatler saniyeler anlamını yitirdi bi anda. Bu adam kalbimin ritmini değiştir gülümsediğinde biri şuna bir daha gülümsememesi gerektiğini söylesin.

Birden bir flaş patladı ne olduğunu anlamadım ikimizde kafamızı çevirdiğimizde bize gülümseyen Haluk beyle karşılaştım. Çok utanmıştım ilk defa bir erkekle bu kadar yaklaşıyordum ve etrafta bizi izleyen kişiler vardı.

Hemen Rüzgardan uzaklaşıp daha demin yere düşmek üzereyken düşürdüğüm dosyayı toplamaya başladım.

Bu adam biz hep yanlış zamanda görüyordu yine yanlış anladı bizi.

- Siz çok tatlısınız ama .

Hemen topladığım dosyayı kucağıma aldım.

- Siz bizi yanlış anladınız biz şey olduk.

- Kızım bizden saklamanıza gerek yok.

- Yapma Haluk çocuklar utanıyor.

- Tamam tamam çocuklar tanıştırayım bu benim eşim Aysel .

Kadın bana içten bir gülümsemeyle elini uzattı ben de gülümseyerek elini sıktım.

- Bende Melek.

- İsmin çok güzelmiş Melek tanıştığıma memnun oldum.

- Bende Rüzgar. Tanışmak sonunda nasip oldu Aysel hanım.

*****

Tanışma faslını geçtikten sonra yemek yemek için otelin restoranına indik yaklaşık 15 dakika boyunca Haluk bey bizim ne kadar yakıştığımızdan bahsetti. Sonra bir şirketteki aile bağlarına çok dikkat ettiğini önceden anlaşma konusunda kararsız olduğunu bizim sayemizde artık gönül rahatlığıyla imzalayacağını söyledi bizi çok sevmiş.

Rüzgarla beni sevgili sanmıştı. Tam yanlış anladıklarını söyleyecektim ki Rüzgar 5 dk izin isteyip yemek masasından beni kaldırdı.

- Melek bu anlaşma bizim şirketin yurtdışında tanınması için çok önemli zaten yarın gideceğiz bu günlük sevgili rolü yapalım sonra ben ayrıldık derim anlaştık mı?

- Ama...

- Melek bu günlük sadece merak etme sana bir şey yapmam.

O iğrenç sırıtışını yine yüzüne yerleştirdi pislik.

- İstesen de yapamazsın zaten.

- Öylemi dersin.

- Bana bak.

- Bakıyorum zaten.

- Ben seni varya...

- Hadi çocuklar sizi bekliyoruz.

- Sen Haluk beye dua et yoksa ben sana ne yapacağımı bilirdim.

Arkamı döndüm hızlıca Haluk beylerle oturduğumuz masaya gittim yerime oturdum tabi arkadan Rüzgar da geldi.

- Ne oldu bir sorun mu var çocuklar?

- Bir sorun yok Haluk bey.

Gülümsemeye çalışarak cevap verdim.

- Aaa Melek alınıyorum ama bey ne sen bana abi de.

- Tamam Haluk abi.

Dedim gülümseyerek bu sefer içimden geldi gülümsemek çünkü Haluk abi gerçekten abimizmiş gibi davranıyordu.

- He şöyle siz daha daha demin orada konuşurken bizde yengenizle bir karar aldık.

Su bardağını elime aldım suyu tam içtim ki...

- Bizim hayırsız bir oğlumuz var onu evlendirmek istiyorduk ama bu gidişle biz ölsek de evlenmez o eğer izin verirseniz sizin düğününüzü biz yapmak istiyoruz.

İçtiğim suyu püskürtmekten son anda yırttım ama öksürük krizine girdim.

- Kızım ne odu iyi misin ?

Tabi ben hala öksürmeye devam ettiğim için Rüzgar cevap verdi.

- İyi iyi Haluk abi sadece utandı böyle şeylerde çok utanır benim sevgilim.

Gözlerimi büyütüp Rüzgara doğru döndüm öksürmem biraz yavaşlamıştı pis pis sırıtıyordu.

Sırıt sen sırıt ben bunların hepsinin hesabını sorucam...

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.