İçeriğe geç

ŞANS'sız

Bölüm 6 · 4 dk okuma

ŞANS'sız

Bölüm 6

BELA

Ilık bir duş her şeye iyi gelir.

Ama ufak bir sorun var elbiselerim kirli.

Birden kapı tıklatıldı önce irkildim asılı olan bornozu alıp giydim. Kapıyı hafif aralayıp dışarıya baktım.

- Şeyyy... Umarım rahatsız etmedim ben arabadan bavulları getirdim elbiselerini değiştirmek istersin belki.

- Tamam teşekkür ederim.

- Ben odadan çıkayım 10-15 dk oyalanırım dışarda sen rahatça üstünü değiştir.

Başımı olumlu anlamda salladım odadan çıktı. Sağlam kolumla bavulu açtım içinden giyeceklerimi çıkarttım. Sporcu atletimle bir eşofman altı giydim odaya geçtim.

Masanın üzerinde duran kremi aldım bunu omuzuma sürümem lazım ama nasıl? Elimin uzandığı yere kadar sürdüm ama morarmış yerlerin hepsine sürmem gerekiyor.

Ben böyle beş dakİka kadar uğraştım hala uğraşmaya devam ediyorum bu sırada Rüzgar içeri girdi bu halime sırıttı gerçekten gülünecek haldeyim.

- Orda öyle sırıtacağına yardım etsen diyorum.

- Sen yardım edebilir misin, lütfen gibi sözcükleri hiç duymadın mı? Duydun yoksa kullanmıyor musun? Bu arada ben senin patronunum bana nezaket kurallarını uygulamak zorundasın.

- Bir sen benim patronum değilsin ben babanla çalışıyorum buraya da zaten babanı temsil etmek için geldim iki yardım eder misin ?Üç bana iğneleyici cümleler kullanmaktan vazgeç.

Yavaşça yanıma oturdu elimdeki kremi alıp omuzuma sürmeye başladı.

- Bir evet düşündüm de ben senin patronun değilim iki tabi ki de yardım edebilirim rica etmen yeterli üç niye öyle diyorsun sana laf sokmak çok eğlenceli.

- Aaa sen düşünebiliyor muydun?

Sinirlendiğini yüzündeki ifadeden anlamıştım.

- Niye öyle bakıyorsun sana laf sokmak çok eğlenceli.

Zafer sırıtışı sergiledim ama ufacık bir şeyi gözden kaçırdım omuzuma krem sürüyordu benim onu kızdırmam pek mantıklı bir şey değildi bu kremi omuzuma bastırarak sürdüğünde anladım.

- Ahh! Yavaş olsana biraz canım acıdı.

- Pardon ben düşünemiyorum ya o yüzden oldu.

- Off tamam ya ver kremimi yeterince sürdük.

Kremi hızlıca elime aldım. Neymiş efendim düşünemiyorsun diye laf soktum diye aklınca intikam alıyor benim adım melekse sana bunun hesabını sorarım işlenmemiş odun.

Omuzum üst tarafa gelecek şekilde yatağa uzandım oda banyoya gitti gözlerimi kapattım banyodan çıktı gözlerimi hafif araladım ne yapıyor diye baktım sonuçta aynı odada kalıyoruz.

Valizinin yanına yaklaştı içinden galiba eşofmanlarını aldı tam göremiyorum ama bunu anlamak için görmeye gerek yok.

Tekrar banyoya girdi. Gözlerimi kapattım ne kadar yorulduğumu şimdi anlıyorum vücudum yavaş yavaş gevşedi tam uykuya dalacakken yatakta bir çöküntü hissettim ama pek önemsediğim söylenemez çünkü uyku çoktan beni kollarının arasına aldı.

***

Sabah uyandığımda kendimi çok iyi hissediyordum. Uzun zamandır bu kadar iyi uyku çekmemiştim. Yatakta oturur bir vaziyet aldım ama gördüm manzara karşısında sinirlerim yerinden hopladı resmen Rüzgar yanıma uzanmış ellerini kafasının altına almış uyuyor. Ben ona dün benimle yatamazsın dememiş miydim adamdaki öz güvene bak.

Ama çok masum uyuyordu dudaklarını hafif aralamış saçları dağılmış ne saçmalıyorum ben herkes gibi uyuyor işte sen benim yufka yüreğime dua et üstümü değiştirene kadar inşallah uyanırsın yoksa kendi yöntemlerime uyandırmaktan hiç çekinmem. Valizime doğru yaklaştım içinden beyaz üstü rengarenk çiçek desenleri olan eteği dizimin bir karış üstünde biten elbisemi aldım. Bu elbiseyi oldum olası sevmişimdir ve bana çok yakıştığını düşünüyorum. Valizimden beyaz babetlerimide aldım ve son olarak beyaz fiyonklu tokamı aldım.

Banyoya gittim önce elimi yüzümü yıkadım sonra aynadan omuzuma bakmaya çalıştım düne göre daha iyiydi şişkinliği inmiş sadece morartısı kalmıştı buda iyi bir şey en azından omuzum dünkü gibi çok ağrımıyor.

Elbisemi giyindim ayakkabılarımı da ayağıma geçirdim. Sıra en zor yere geldi saçımı toplamak için iki koluma ihtiyacım vardı ama omuzum ağrımasından korktuğum için saçımı örmeye karar verdim salaş bir şekilde saçlarımı ördüm fiyonklu tokamı da saçımın ucunu tutması için saçımın ucuna bağladım artık hazırım şimdi sıra Rüzgar da umarım uyanmamışsındır Rüzgar.

Banyodan çıktığımda Rüzgar aynı şekilde masum masum yatıyordu. Yazık başına geleceklerden habersiz. Acaba ne yapsam ?

Etrafa bir göz gezdirdim bir şey aradım Rüzgarı uyandırmak için sonra odadaki mini dolap dikkatimi çekti hemen yanına yaklaştım kapağını açtım içindeki su şişesini elime aldım. Soğukluk derecesini ölçmek için elimde biraz çevirdim baya soğuk üzgününüm ama Rüzgarcım dünkü krem ve yanıma yatmanın hesabını sana sormaz mıyım sanıyorsun eğer öyle sanıyorsan yanılıyorsun.

Şişenin kapağını yavaşça açtım ve buz gibi suyu Rüzgarın kafasından aşağı aktardım.

- Hay ben senin...

Dedi ve beni yatakta atına aldı. Beni resmen yatakla kendi arasında bırak aramızdaki mesafe çok azdı. Yüzüne döktüğüm suyun damlaları benim yüzüme damlıyordu.

- Sen bunu hangi akılla ya da cesaretle yaptın Melek adlı şeytan. Merak ediyorum da şimdi kim seni elimden alacak.

- Şeyyy ben... Ben sana demedim mi benle aynı yatakta yatamazsın diye peki sen hangi akılla hangi cesaretle benle aynı yatakta yatarsın.

- Bu halde bile kendini haklı çıkarmaya çalışman geçekten tebrik edilecek cinsten.

- Tamam işte ödeştik artık üstümden kalksan diyorum.

- O kadar kolay değil küçük cadı.

İşte şimdi yandığımın resmidir.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.