İçeriğe geç

ŞANLI GÖREV-2

Bölüm 8 · 5 dk okuma

ŞANLI GÖREV-2

Bölüm 8

BİR KURŞUN

Çatışma bitmişti kartal kalktı

Kartal:(ulunun yanına gitti çoktan şehit omuştu gözü yaşlıydı)

Yeter ise elinde kanlı künye ve bileklikle donmuştu

Dorukhan mezvisinden çıktı uluya baktı gözü doldu mayın dedektörünü o kabarık yerde gezdirdi aslında mayın falan yokmuş sadece timi durdurmak için bir tuzakmiş o kabarık yere taş gömmüşler kalleşler

o kalleşler o mermiyi atmasaydı ulu azat şehit olmayacaktı bir yuvanın ortasına daha ateş düşmeyecekti ama düştü

bir yuva diğil iki yuva yıkıldı biri ana ocağı ikincisi gelin ocağıydı

Dorukhan:(sinirle yerdeki taşa tekme attı) Allah kahretsin , blöfmuş lan blöf

Şehiti askeri araca bindirdiler güneş batmak üzereydi yeter ekleri kan içindeydi elleri titriyodu elinde hala kanlı künye ve bileklik vardı uluyu kurtaramamasını kendine bir suç sayıyodu çağan elletini başının aradı almiştı gözkerinden yaşkar akıyodu kartal atakta tetikteydi çenesi titriyodu Alparslan silahının kabzasına başını dayamış yere bakıyodu gözününün önünden dün geçiyodu ulunun tekmil verdiği an ona dörtlük davranıldığda heycanı

Sarpta sağ tarafta ayakta tetikteydi gözkeri dopdoluydu gözü önünden geçen dağlara bakıyodu Metehan iç cebinden mantarısını çıkardı ukunun ağzından boynununa kadar akmış kanı suyla temizledi eliyle yiğit canından bir parça kopmuş gibi baktı uçsuz bucaksız dağlara

Araf timin en zayıf noktası bir kişiye çabuk bağlanmalarıydı

Sonunda ulaşa bildiler karagaha uluyu indirirken yere döküldü kanla kaplı ıslak kıyafetinden 6 damla kan

Yeter iner inmez ağlayarak sarıldı eteme elleri kanla kaplıydı

Uluyu revire götürdüler ordaki askeri sıhhıye albayrak cıkardı üst dolaptan 4 asker bayrağın ucundan tuttu örtü üstüne ulunun ardından hazır ola geçtiker 2 sıhhıye ve 4 asker

Ve bir kahramın hikayeside " beş gün sonra evleneceğim" diye başladı

"Umayıma diyin arkamdan ağlamasın" cümlesiyle hikaye sona erdi ........

Sıhhıyeler çıktılar 4 askerle beraber , askerler üzerlerine muminatlarını alıp şehidin yattığı odanın kapısı da beklemeye başladılar çünkü askeriye saygısına göre bir şehidi revirde yanlız bırakmak saygısızlıktır

Araf timi dinlenme odasına girdiler sehpada ulunun içtiği çay yarım bıraktığı bisküvi vardı çağanın elinde yeterin ona verdiği künye ve bileklik vardı Alparslan koltuğa çoktu

Alparslan: (yutkundu fısıltı ile konuştu o fısıltı o odaya çığlık gibiydi ) alın ulunun telefonunu haber verin nişanlısına eğer açmazsa ben güneşi ararım onlar gider ekiple haber verir getirirler

Metehan köşede duran telefonu aldı şifresizdi açtı umay ve ulunun Whatsapp konuşmasına girdi ardı ardına mesajlardı

Umay: ormanım nedense içimde kötü bir his var ya (saat 08.23)

Hani güzel şeylerin bir sonu var derler ya biz senle hep çirkin kalalım olur mu?(Saat 08.36)

Ormanım ben bir şarkı buldumda düğünde kullanalım mı deplümanın şarkısı baya iyi (saat 08.56)

Metehan ses kaydına bastı

"Ölüm gibi bir gün

Dudağımda zehir gibi

Füsun değil mi bu?

Başka türlü mümkün değil

Hayır, bu defa başka

Dedi şarkı nakaratı can yakan cinstendi daha can yakanı ise umayın bundan habersiz olduğuydu

Çözemezsin yok, bu düğüm kördür

Bak şu gönül tutuşuyor yine son birkaç gündür

Çürüyoruz bak, nefretimi gömdüm

Bil ki bugün yanıyor, soluyor ömrüm"

Uyan, uyan dedim uyanmazsan bahar ölür

Sarıl, sarıl dedim sarılmazsan adam ölür

Hayır, bu defa başka"

Çözemezsin yok, bu düğüm kördür

Korkmuyorum gecelerden, beni sen öldür

Çürüyorum bak, nefretini gördüm

Bil ki bugün yanıyor, soluyor ömrüm

Hiçkimsenin aramaya eki gitmedi o yüzden Alparslan güneşin numarasını buldu

Alparslan: (telefonu aldı güneşi aradı 2 .ci çalışta açıldı) subay Dağhan

Güneş:(herşeyden habersizdi )yüzbaşı demir bişi mi oldu

Alparslan: subay şehit var ekiple gidip haber vermeniz lazım ailesine biz şehitin telefonu buldukta hiç kimsenin aramaya eli gitmedi

Güneş: (hemen ayağa kalktı) vatan sağolsun şehit kim

Alparslan: ulu azat 5 gün sonra evlenecekti

Güneş : vatan sağolsun tekrar. Sizin timden benimle gelebilecek varmı bu gün uras izinli beste ise şimdi çıktı ben tek gidenem çünkü düğün hazırlığı falan sülale ordadır bayılan falan olabilir

Alparslan: tamam ben çağan kaan kartal gidelim

Ardından hep birlikte umayın kapısına geldiler kapının önü ayakkabı doluydu içerden

Kahkaha sohbet ve çoçuk sesleri geliyodu haberleri yoktu ama bir kaç saniye sonra neşeleri susacaktı

Kartal sonunda kapıyı çaldı kapıyı bir kadın açtı bu kadın ulunun kız kardeşi Nilüfer di...

Nilüfer 4 subay görünce dondu hepsini süzdü

Arkadan Nilüfer ve ulunun annesi beyza hanım içerden seslendi

Beyza: kızım kim geldi abin mi

Umay ulunun geldiğini sandı üstünde gelinliği vardı . deneme amaçlı ve uluya göstermek için giymişti

Çağanın elleri hala kandı elinde bileklik ve künyeyi hala tutuyodu çenesi titredi titreyen el ile bileklik ve künyeyi umaya uzattı

Kimse konuşmayıyodu ortamdan tek bir gık bile çıkmiyodu

Umay: ( sol gözünden yaş düştü çenesi titriyodu inanmıyodu inanmak istemiyodu) yalan ........ Dimi yalan , şaka yapıyosunuz dimi bana

Arkadan oglum diye feryad geldi bu beyza hanımdı kendini yerden yere atıyodu

Umay yere çöktü dizlerin bağı çözülmüştü

Umayın yanına hemen akrabalar üşüştü heryer feryad figandı

O sırada Nilüfer geriye doğru sendelendi ama düşmedi o haja abisinin şehit olduğunu kavrayamıştı nefesi daraldı Nilüferin elleri zangır titriyodu sesker kullağında ugulduyodu

Kapıdaki subaylar içerdeki kadınlara yardım ediyodu sakinleştirmeye çalışiyodu kimi hem ağlıyo hem sakin olmalarını söylüyodu

Nilüfer bu kargaşanın tam ortasında kalmiştı ulu olsaydı onu başka bir odaya geçirir sakinleştirdi ama o artık yoktu

Şokta kalmiştı nilüfer o sırada akrabısı olan elvan hala bir tülben fırlattı umayın yanından

Nilüferi bu şoktan çıkarmıştı

Elvan: nilüfer kaç saattir sesleniyom duymuyon yürü gız mutfağa su getir yengene

Nilüfer hemen hızlıca başını salladı mutfağa yürüdü bardağı üst taraftan indiriyin derken kırdı elleri titriyodu kızın ana yinede doldurdu suyu götürdü umaya

Umay ve nilüfer iyi anlaşırlardı

Aynı saatler ićinde ise karagah dertliydi

Tuna tam konuşacakken dişardan karşı sınır karagahtan ses geldi bu ses gür bir komutan sesi ve birlik yürüşüydü en az 60 kişilerdi

Komutan: ANASI AĞLAYAN ŞEHİTLER İÇİN!

Birlik: (söyleneni tekrar ederek ) ANASI AĞLAYAN ŞEHİTLER İÇİN!

Komutan: KALLEŞÇE VURULAN MEHMETLER İÇİN

Birlik:KALLEŞÇE VURULAN MEHMETLER İÇİN

Komutan: SEVDİĞİNİ BEKLEYEN GENÇ KIZLAR İÇİN

Birlik: SEVDİĞİNİ BEKLEYEN GENÇ KIZLAR İÇİN

Komutan: İNTİKAM

Birlik: İNTİKAM

komutan: İNTİKAM

birlik: İNTİKAM

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.