İçeriğe geç

ŞANLI GÖREV-2

Bölüm 3 · 10 dk okuma

ŞANLI GÖREV-2

Bölüm 3

GÖREV

Araf timi sonunda ulaşmiştı bizde teşkilata telsizler ve görüntüler açıldı hemen yanında beste konuştu

Beste(frenkas):( büyük bir ciddiyetle konuştu) frenkastan kuzguna,frenkastan kuzguna

O an tim silshlarının emniyetlerini açtılar çünkü kapının tam önündeydiler deponun önünde 5 -10 adam vardı

Alparslan(kuzgun):kuzgun dinlemede

Beste(frenkas):muhtemelen sizin geldiğini gördüler arafı bilgilendir

Alparslan(kuzgun): anlaşıldı(Araf timine döndü sessizce) tim! Muhtemelen bizim geldiğimizi anladılar temkinli olun üsten ateş açılabilir

Ardından telsizden kıdeme(tuna) seslendi kuzgun(Alparslan)

Alparslan(kuzgun): kıdem(tuna) gözcü bölgesinde her yeri görebiliyorsun dimi

Tuna(kıdem): evet komutanım görüyorum

Alparslan(kuzgun):giriş yaptığımızda muhtemelen çatışma çıkacak arkadan timi vurmaya çalışan olursa çek tetiği gebert

Tuna(kıdem): emredersiniz komutanım

O sırada güneş(matris) ellerini masaya dayamış gözü karşıdaki büyük görüntüde kulağı ise kulaklıkta soğukkanlıydı ama aklında binbir endişe vardı

Güneş(matris): (urasa döndü) ayna(Uras) çatışma çıkacak kesin sayıları o kalleşlerin fazla ,

Çatışma çıkıbca kesin takviyede çağırlar bunlar, sen hava ateş birliğine kordinatlatı ver hazırda dursunlar

Uras(ayna): hemen matris

Alparslan(kuzgun) :gerekmez takviye matris

Güneş(matris):(büyük bir sinirle konuştu dişlerini arasından)nedemek gerek kalmaz delirtme beni kuzgun siz on kişisiniz onlar sayıca fazla, aranızda bir akıllı yok mu ya

Alparslan(kuzgun):(sırıtarak konuştu) aa bak valla kırılıyorum ha

Tim güldü

Alparslan(kuzgun):neyse ciddiyet , basıyoruz kıdem(tuna) hazır ol

Tuna(kıdem): ayıp ediyosunuz komutanım ben her zaman hazırım

Araf timi ilk dışardaki adamı vurdu o zaman başladı cehennem hemen silahlara sarıldılar hepsi,

herhalde içerde liderlere vardı

Biz teşkilatta o kadar sterstik ki ordaki çatışmada olsak daha az stres olurduk yani sonra çatışma bitti içeri girmek için tek sıra oldular tim

Bir tanesi yerde ölü numarası yapıyomuş tam Sarp(Yaman) vuracakken kıdem(tuna) vurdu

Alparslan(kuzgun):lan o silahı neresinden çıkardı

Dorukhan(pusat):(mükemmel cümlesini dedi) Allah bilir

Batuhan(borazan):pusat(dorukhan) olm sen konuşmasa valla sinirim bozuldu

Güneş(matris):("allahım ben bunların arasına niye düştüm" der gibi nefes aldı)arkadaşlar şuan telsiz açık ve şuan teşkilat sizin mükemmel(!) konuşmanızı dinliyo hatırlatırım

Alparslan(kuzgun):Teşkilat bizi dinliyorsa ne mutlu bize reytingimiz yüksek demek ki Ses kalitem nasıl bari merkez

Güneş(kuzgun):(alaycı bir sesle konuştu) ha ha ha çok komik ya şuan gülmekten yarılıyorum komutan

Tim bütün depoyu gezdi

Alparslan(kuzgun): kuzgundan frenkasa, kuzgudan frenkasa

Beste(frenkas):frenkas dinlemede

Alparslan(kuzgun): frenkas buradaki dediğin dosyalar yok

Beste(frenkas):nasıl ya soğuk bize öyle demişti

Uras(ayna): yoksa.....

Güneş(matris):ne oldu ayna net konuş

Uras hemen elleri bilgisayda gezindi ardından konuştu

Uras(ayna):kuzgun evde ne biliyim pas gibi bir koku veya benzin kokusu varmı

Alparslan(kuzgun):varda ne oldu ayna

Uras(ayna):(sesini yükseltti)kasıtlı gaz kaçağı çıkın çabuk acil içerde Bomba bile olabilir çıkın hızlı

Tim hızlıca çıktı ama çıktıkları ama ev gümm diye patladı gaz kaçağı yapmişlar kasıtlı ve benzin dökmuşker herkes bir yere savruldu

Güneş (matris):Araf iyimisinuz ses verin

Ses yok

Güneş(matris):(sesi de endişe vardı) tim iyimisinuz ses verin

Yiğit(Sancak): (öksürerek konuştu) öhm..... ben iyiyim matris öhm ...(Ardından time seskendi ) Araf iyimisiniz tim!

Yiğit(Sancak) zorlukla ayağa kalktı ortalık toz dumandı Kaan patlamın etkisiyle kafasını vurmuştu ağaca , kan akıyodu yavaş yavaş metehanda (gölge) ayağa kalkmaya başladı

Metehan(gölge):öhm..... gölgeden Tunaya(teşkilatın toplu kod ismi) gölgeden Tunaya ben iyiyim

Tim artık yavaşça kalktı ama kaan kalkmadı hızlıca dorukhan yanına gitti kafasına baktı sert şekilde vurmuştu hemen elini tuttu evet mikrop kapabilirdi ama kan kaybetmemesi gerekirdi ama pek işe yaramadı

Beste(frenkas):Araf yaralı var mı tekrar ediyorum 12117(Araf timin isim kodlaması) yaralı varmı

Yiğit(Sancak):frenkas , demir (kaan) yaralı acil helikopter

Uras(ayna):hemen hava yardım birimlerini yönlendiriyorum Sancak 2 dakkaya ordalar

Aradan iki dk geçti helikopter sesi yankılandı hemen takviye ekip yardım çantası ve sedyeyle indi hızlıca sargı yaptılar aldılar helikoptere timi

sonunda teşkilataydılar ama büyük bir gün yaşamaştık hemde çok kötü Uras sayesinde bu olay gerçekleşmedi Uras bu teşkilatın beyninydi o olmasaydı Araf timin sonunda savaş timi gibi olacaktı

Patlama......

Eğer Uras bir snye bile gecikseydi şuan söylemesi acı anra 9 şehidimiz olacaktı

Ama olmadı ve olmaması için elimizden geleni en iyisini yapacağımıza and içerim

Akşam üstüydü evdeydim kapı çaldı beklediğim biri yoktu kapının deliğinden baktım kimsede yoktu

Hemen yatak odama gittim yastığımın altından silahımı aldım anında emniyeti açtim hiçkimse yok paspasta siyah bir mektup gibi bişi, mumla kapatılmiştı merdivenlere baktım yoktu kimse mektubu aldım

Eve geçtim kapıyı ardı ardına kitledim silahımı belinye taktım zarfı hızla açtım içinde bir kurşun vardı ama berbat kokuyordu

Mektubu açtım el yazısıydı mırıldanarak okumuya başladım

"İstihbarat subayı Güneş Dağhana

Bu mektubu eline aldığında o kibirli ve her şeyi kontrol altında sandığın masanın başında oturuyor olacaksın belki kahven hala sıcak belki de o her zamanki soğukkanlı duruşunla pencereden dışarıyı izliyorsun Ama bil ki Güneş Dağhan o pencerelerin ardındaki hiçbir duvar hiçbir koruma kalkanı seni benim gölgemden saklayamayacak

Sen beni tanımıyorsun belki ama ben seni çok iyi tanıyorum Senin adını ilk duyduğumda ellerinin bulaştığı o kanın kokusu odanın içine dolmuştu sanki Dağlarda o karanlık ve acımasız vadilerde sıktığın kurşunun kimin canını yaktığını biliyor musun Orada toprağa düşen o sefil, o terörist dediğin kişi sadece bir dağ faresi değildi o benim kardeşim bu hayattaki tek kan bağımdı

Sen onun bedenini kurşunlarla delerken benim de göğsüme sıktın aslında yıllar geçebilir zaman yaraları kapatır sanabilirsin ama bazı yaralar vardır ki üzerini kazıdıkça daha derinden kanar benim içimdeki yangın, aradan geçen yıllara rağmen bir an olsun sönmedi aksine her geçen gün daha da hırslandı daha da büyüdü

Şimdi çıkıp bana " O bir teröristti ellerinde kan vardı ülkeye ihanet etti" diyeceksin

değil mi Klasik savunmanızı ezbere biliyorum

Masum yüzlerinizin arkasına saklanarak işlediğiniz günahları bu cümlelerle örtmeye çalışıyorsunuz Ama ne ben ne de adalet terazim senin o yalanlarına inanıyor

Benim kardeşim masum değildi belki, evet onun da ellerinde sizin toprakların adamlarının kanı vardı iki askerinizin şehit olduğu o güzel pusunun arkasındaki isimlerden biriydi Bunu inkar etmiyorum. Ama biliyor musun subay? Kan kanla yıkanır adalet dediğiniz o çark sadece güçlülerin lehine döner sen devletin adına o tetiği çektin diye suçsuz mu oluyorsun Sen de o dağlarda bir can aldın bir ailenin ocağına ateş düşürdün şimdi sıra bende.

O kardeşimin öldürdüğün gün benim de hayatımı bitirdin şimdi ben de senin hayatını o çok güvendiğin kariyerini arkanda bıraktığın her şeyi birer birer ellerinden alacağım seni bir anda öldürmeyeceğim bu çok kolay ve acısız bir kurtuluş olurdu. Önce korkunun ne demek olduğunu öğreneceksin Her adım attığında arkana bakacaksın çalınan her kapıda ürpereceksin. Gece uyurken kulağına o kurşun sesleri dolacak Kardeşimi benden alan o ellerin gün gelecek kendi ellerinle yazdığın kaderin ağırlığı altında ezilecek

Hesaplaşma vakti geldi subay dağhan saklanacak hiçbir yerin kalmayana kadar seni takip edeceğim O dağlarda başlattığın bu hikayenin sonunu ben yazacağım ve o son senin için asla mutlu bitmeyecek

Kardeşinin kanının yerde kalmadığını göreceğin gün çok yakın

— Gölgesi üzerindekilerden biri"

Güneş bunu okuduğunda beynine kan sıçradı gözlerinde o gün film şeridi gibi geçti ardından masanın üzerindeki berbat kokan mermiyye baktı gözleri de korku yoktu ama hırs vardı planı neydi ki benim öldürmek mi yoksa bir istibarat bilgisi mi hemen telefona sarıldım besteyi aradım

Güneş: beste acilen benim eve gelir misin sadece sen

Kapandı telefon

Beste şaşırdı o teşkilatta Araf timiyle konuşuyodu

Alparslan:ne oldu kim ki o

Beste:güneş aradı da ne biliyim garip konuştu hemen benim eve gel sadece sen dedi neyse ben gideyim

Alparslan: tamam sen git bizede haber ver

Beste hemen çıktı teşkilatan ne olur ne olmaz beline silahınıda aldı sonunda güneşin evine ulaştı beste ve güneş yillardır beste ile teşkilat dışı arkadaştı

Beste kapıyı çaldı

Güneş hemen açtı sakin di

Güneş:(mektubu ve peçeteye sardığı mermiyi besteyle uzattı) bak bakalım yıllar önceki bizim operasyondan hangi dağ faresi çıktı

Beste eline hemen mektubu aldı okumaya başladı okuduktan sonra kaşları çatıldı

Beste:kim lan bunlar

Güneş: bilmiyorum ki ama geçen seneki iki asker şehit olmuştu ya bende tam 3 cü asker vuralacakken ben vurmuştum ya iti , heralde onun yakını aklı sıra tehdit ediyo

Beste: vay kalleş ayağı ağzına giresice köpek

Güneş:(güldü) senin bu bedualarını çok seviyorum biliyomusun devrem

Beste:(hafif bir sinirle elini güneş omzuna attı) bende senin bu sakinliğine gıcık oluyom kızım bir panik ol adamlar senin evini öğrenmiş

Güneş: offf boşver ya altarafı paket edecekler birkaç küsür işkence edecekler ne güzel aksiyon olur bana

Biz besteyle balkona çıktık ikimizde atatürkün yolundan giden bir türk kadınıydık ve olmaya da devam edecektik balkonun pervazın yaslandım başımı sağ çevirdi. Saat 2 yönünde alışmışlık üstü, iki araba vardı bestede görmuştü

muhtemelen şuan bizim fotoğrafımızı çekip o adama attılar

Sabah oldu bu gün izinliydik beste benim evde kaldı sabah oldu bende bir mektup yazdım kapının önüne evden çıkarken bıraktım evimin önüne geleceklerdi yüzde yüz şunu yazdım

"O gölgede saklandığını zanneden zavallıya,

Mektubunu aldım yazdığın o uzun süslü cümleleri içindeki bitmek bilmeyen intikam hırsını ve o ezberlenmiş acı masallarını büyük bir dikkatle okudum biliyor musun Harcadığın o zamana yazık olmuş çünkü bana gönderdiğin o tehditler üzerimdeki o özenle ütülenmiş üniformanın kırışıklığını bile bozamaz.

Beni korkutabileceğini o soğuk odamda otururken adımı duyduğunda ürkeceğimi sandıysan beni hiç tanımamışsın demektir sen o dağlarda kin bilerken ben o dağların tozunu toprağını ezberliyordum O yüzden bana edebiyat yapma kardeşinin "dağ faresi" olduğunu ve bir terörist olduğunu sen de çok iyi biliyorsun ben den daha iyi biliyosun gölgecik

zaten mektubunun en dürüst yeri de orası olmuş İki askerin kanının olduğu o kalleş pusunun arkasındaki isimlerden biri olduğunu kabul etmen beyin hücrelerin çeyreğinin çaliştığı anlamına gelir Ama gerisi tamamen senin tesellin

Pişman olduğumu mu sandın bir saniye bile kurşun sıktığım o an için pişmanlık duymadım duymayacağım da o tetik düştüğünde benim tek düşündüğüm arkamda bıraktığım o iki şehit askerin annesinin gözyaşlarıydı. Sen kendi kardeşinin yasını tutarken haklı görebiliyorsan kendini ben de devletin evlatlarını korumak için o leşleri bu topraklardan temizlediğim için gurur duyuyorum Devlet adına sıktığım o kurşun bu ülkenin adaletidir Ve sen o adaletin karşısına dikilmeye çalışarak sadece kendi sonunu hızlandırıyorsun

"Seni bir anda öldürmeyeceğim, korkuyu öğreteceksin" demişsin güldürme beni Korku nedir ben o karanlık vadilerde nefes alırken bıraktım Sen daha gölgelerden çıkıp yüzüme bakmaya bile cesaret edemezken bana korkudan bahsediyorsun her adım attığımda arkama bakacakmışım...

Bak bakalım, o arkama baktığımda ellerimde ne göreceksin yine aynı kararlılık yine aynı hedef Gece uyurken kulağıma kurşun sesleri değil, bu vatanın huzuru doluyor Senin o boş tehditlerin ise sadece benim kahve molamdaki eğlencem olur fazlası değil

Hikayenin sonunu sen yazacakmışsın Yaz bakalım Ama unutma o dağlarda o ateşi yakan da bendim o ateşin külünü havaya savuracak olan da

bekliyorum Gölgelerden çıkıp siyah zarflarla saklanmayı bırak da erkek gibi karşımaya çık Belki o zaman kardeşinin yanına seni de nasıl gönderdiğimi yakından görürsün

Uyurken arkanı kollamayı unutma Çünkü avcı ile avın yer değiştirdiği o an, çok ani olacak.

— istibarat subayı Güneş Dağhan

Beste ani bir şekilde teşkilata çağrıldı ben arabamla çıktım annemin mezarına gidecektim annemin memleketi artvindi ve gün içimden bir ses oraya gitmemi istedi yada psikolojik bir baskıda olabilir bilmiyorum ana tek bildiğim bu peşimde olan gölgelerin ne yapacağını bilmiyodum ya bir pusuda , ya paket edilip işkence görerek ve nicesi şekilde şehit olabilirdim ama annemi görmeden olmazdı olmasını istemezdim köy yoluna geldim ama bir sorun vardı

Frenler tutmuyodu ve hız hızlıca çıkıyodu o an beyninden vurulmuş gibi baktım yola virajlar vardı Artvinin Sarp dağlarında

O an çenem titredi

o kalleş kesmişlerdi frenlerimi gözlerim doldu çünkü annemi görmeden ölecektim

Güneş:(gözlerinden yaşlar süzülüyodu) allahım ne olur..... Allah'ım annemi görmeden gitmek istemiyorum allahım yalvarırım sana ne olur

Allah'ım annemi göreyim ondan sonra beni alsınlar işkencenin en alasını yaparak öldürsünler ,Allah'ım ben annemi görmeden ölmek istemiyorum allahım ne olur sen herşeyin en büyüğüsün allahım(hiçkırık sesi) ne olur Allah'ım yalvarıyorum sanaa

Güneş hayatında 8. Defa çaresizdi birincisi annesiz uyuduğu gece , ikincisi annesinin öldüğü gün , üçüncüsü birinci sınıf sonu yapılan piknikğe annesi olmadığı için gidemeyip uzaktan izlediği gün , dördüncüsü babasının annesi şehit olduğu gün ona değişen tavrı , beşincisi savaş timinin şehit düştuğü gün ,altıncısı ise dağhan ailesi kavga edip evi terk ettiğinde tam 3 gün evde tek kaldığında , yedincisi bir timle esir kalıp timdeki askerlerin gözleri önünde şehit edildiğinde ,

Sekincisi ise..... bu gün , bu dakka ,şu saniye,

Güneşin tek şansı vardı köşediki kayaya vurmak

Güneş:allahım sen en büyüksün Allah'ım ben ....

. Ben...... Yemin olsun babamla barışmaya çalışıcam ama ne olur şimdi ölmeyeyim allahım

Ve o an çarptı arabayı kayaya ........

Bölüm sonu

1 yorum