İçeriğe geç

Sandal Ağacı

Bölüm 5 · 5 dk okuma

Sandal Ağacı

Bölüm 5

0.5

Arel ve Yankı şakalaşarak 'Sandal Ağacı' kitap kafesine gelmişlerdi çoktan. Kapının önünde bekleyen iki kişi dışında oldukça sakindi. Onların geldiğini gören iki kişinin yüzü mutlulukla parlamış ve neşeyle selamlaşmışlardı. İçeri girmeyi başardıklarında günlük işlerini yapmak için işlerinin başına dönen Yankı ve Arel dün gece hiç bir şey olmamış gibi enerjiklerdi.

Kahve makinesinin yanında duran ve telefonuyla ilgilenen Yankı omzuna dokunan elle irkildi. "Korkutmak istemedim...Üzgünüm." dedi minik bedeni olan kısa siyah saçlı kız. "Kusura bakma. Dalmışım. Yapabileceğim bir şey var mı?" diye cevapladı Yankı onu. Kız sıcacık gülümsedi ve "Sohbet etmek istedim aslında sadece. Adım Su." dedi neşe saçan bu kız. Yankı ne tepki vereceğini bilemedi. İçinden bana neyse dedi ama karşısında duran bu kızı kırmak istemedi. Yalandan bir tebessüm ile ona döndürdü bedenini. "İsmin güzelmiş. Benim de ismim Y-" "Yankı. Biliyorum..." dedi kız utangaç bir tavırla.

Yankı gülümsese de aklından çıkmayan kıza ihanet ediyor gibi hissediyordu. Bu yüzden daha fazla orada kalmak istemeyerek kıza son kez tebessüm ederek oradan ayrıldı. Mutfaktan çıktığı gibi olduğu yerde sıçrayıp sendelemesi bir oldu. "Katil misin kızım? Ödüm bokuma girdi nefesim götüme kaçtı." dedi Yankı elini kalbine götürerek. Ne olursa olsun onu görünce yukarıya kıvrılan dudaklarına engel oldu ve bütün ciddiyetini korudu. "Kim ki o?" dedi Ada merakla. Yankı anlamayarak ona bakmayı sürdürdü. "Bakma şöyle şapşal şapşal. O kız ismi her ne haltsa. O kız mı? Video da anlattığın kız mı?" diye sordu Ada meraklı kollarını göğsünde toplayarak.

Yankı biraz afallayarak kıskançlık sergileyen ama bunu belli etmek istemeyerek belli eden kıza baktı. Onun tatlı olduğunu söyleyen düşünceleri kafasından attı. "Su mu? Neden sordun? Ne değişecek ki?" diye sordu Yankı sitemle ve onu taklit ederek kollarını göğsünde topladı. Yankı içinden kahkahalarla gülüyor ama yüzünde mimik oynatmıyordu. Ada sinirle saçlarını kulağının arkasına sıkıştırdı. "Bir şeyi değiştireceği yok Yankı. Merak edip sordum işte suç mu? Ayrıca Su ne ya?" dedi sinirle. Yankı büyükçe gülümsedi. "Su önemlidir. Vücudumuzda bulunur. Hatta belki bilmiyorsundur adaların etrafı su dolu olur." dedi bilerek onu sinir etmeye çalışan ses tonu ile. Ada daha fazla onunla laf dalaşına girmek istemediği için arkasını dönüp ilerlemeye başladı.

"Sana ne?" diyen sese dönen Ada bunu beklemeyerek arkasını şaşkınlıkla döndü. "Bana ne? Haklısın bana ne. Ama davranışların hiç bir şey olmamış gibi." dedi Ada. Cümlesini bitiremeyen şey Yankı'nın sesiydi. "Hiç bir şey olmamış gibi değil hiç bir şey olmayacakmış gibi." dedi Yankı. Sesi sakindi ama içinde kırılanlar ve kopan fırtınalar duyulmuyordu. Ada burukça gülümseyerek ona baktı. "Buna izin vermeyen sensin Ada. Şimdi bana böyle dargın bakamazsın. Senin kalbindeki sulamayı unuttuğun çiçekleri ben gözyaşlarımla suladım. Benim kalbimdekiler çöle kurban giderken..." dedi Yankı. Devam etmek istiyordu. Ne düşünüyorsa söylemek rahatlamak istiyordu. Ama yapamadı. Karşısındaki kız kalbine iyi geliyordu ne kadar inkar etse de. Bu yüzden gözünden bir kaç damla dökülürken Ada'ya daha fazla bakmadan oradan ayrıldı.

Ada bir süre gözyaşlarıyla onun gidişini izledi. Duruşunu dikleştirdi ve nefesini kontrol altına aldı. 'Bana ne? O haklı... Beni gerçekten ilgilendirmiyor. Ada kendine gel!!! Sen düşünmezsin ki böyle şeyleri. Şimdi niye takılıyorsun Ada? Yankı senin için sadece arkadaş. Kendine gel.' Ada düşüncelerinde boğulmaya devam ederken mutfaktan çıkan kız dikkatini dağıttı. "Yankı seni sevmiyor ve beraber olacağız. Uzak durursan sevinirim. En azından mutlu olabiliriz." dedi Su çokbilmiş haliyle. Ada hiçbir şey söylemeyerek karşısında duran bu ukala kıza baktı. Haklıydı. Aradan çekilirse belki ikisi mutlu olurdu. Yankı'ya başka biri ile şans vermeliydi. Zira birlikte olamıyorlardı.

Ada kıza tebessümle başını salladı ve eşyalarının olduğu yere geldi. Alen çoktan gelmiş eşyalarını koymuş Arel ile sohbet ediyordu. Arel büyük bir gülümseme ile karşısında konuşan kıza bakıyordu. Alen ise sadece giriş parasını vermeye çalışıyordu. "Dün gelmedin. Neden?" diye sordu Arel meraklı bakışlarını karşısındaki kızın gözlerine dikerek. "Evet...Hastaydım sadece bu yüzden evde uyudum ama şimdi iyiyim." dedi gülümseyerek. Arel onun gülümsemesine karşılık verdi ve geçmiş olsun dileklerini iletti. Minik beden ona teşekkür edip arkasını döndü. "İsmin ne? Senden ismini öğrenmek de çok zor." dedi gülümseyerek yapmacık bir sinirle.

"Alen. İsmim Alen." dedi gülümseyerek. Gerçekten ismini söylemek zor değildi ama neden bunu bir türlü yapamadığını sorguladı. Arel gülümsedi. "Güzelmiş." dedi dikkatle onu izlerken. Alen gülümseyerek teşekkür etti ve Ada'nın yanına oturdu. Ada dalmış gitmişti. Elinde tuttuğu kitaptan odağı çekilmiş karşı masayı izliyordu. Alen anlamayarak bakışlarını takip etti ve onları izlemeye başladı. Yankı'ya sataşan ismini bilmediği kız neşeyle bir şey anlatıyordu. Yankı kafasını kaldırıp onlara doğru bir bakış attı. Alen bakmaya devam etse de Ada gözünden düşen tek damla yaşla elindeki kitabı açıp okumaya başladı.

Ada bir kaç saniye geçtikten sonra kafasını kaldırıp az önce izlediği yere bakacakken karşısında onu izleyen Yankı'yı görmesi ile sıçradı. "Bizi izlemekten vaz mı geçsen?" dedi Yankı gülerek. Cümlelerin sonunda güzelim kelimesi olmasına alışan Ada'nın içi yandı. "Ne izleyeceğim be sizi ben!?." diye sordu Ada sitemle. Yankı büyükçe gülümsedi ve kitabı Ada'nın yüzüne doğru itti. "O yüzden ters okuyordun demek. Biz de hep ters okuyoruz. Seviyoruz işte." dedi Alen'e göz kırparak gülerken. Ada sinir ve utançla kitabını onun elinden kurtarıp çantasına tepti. "Sen gitsene Su'nun yanına. Ne işin varsa burada?" dedi sinirle. Yankı burukça gülümsedi. "Haklısın. Artık olmam gereken yer burası değil. Pardon. Zaten hiç burası olmamış belki geç oldu ama anladım." dedi ve onlara doğru eğilip başıyla selam verip mutfağa doğru adımladı.

Ada dolan gözler ile onun arkasından izledi bir süre ve sonra sessizce onu izleyen Alen'e döndü. Alen bu durumlarda ne yapması gerektiğini bilmiyordu. Kollarını Ada'nın kırgın bedenine doladı sadece. Daha fazla burada kalmak istemeyen Ada eşyalarını toparladı. Alen'in telefon numarasını alarak oradan ayrıldı. Ada gideli dakika olmamıştı ama Alen'in aklı onda kalmış eşyalarını toplamıştı. Arel ve Yankı'ya yalandan veda ederek oradan ayrılmış Ada'yı gözleriyle aramıştı. Henüz yeni uzaklaşmaya başlayan Ada'yı görmüş ve ona seslenip durmasını sağlayarak yanına koşmuştu. Beraber sessizce yürümüşlerdi. Ada hiç bir şey duymasa da Alen'den aldığı bu sessiz desteği çok değerli bulmuş ve minnetlerini iletmişti. Ada kafası dopdolu şekilde evine ulaşmış ne yapacağını ne yapması gerektiğini düşünürken kendini uykunun kollarına bırakmıştı.

Bin bir zorlukla uykuya dalan Ada saatin henüz yediye geldiğini görünce sinirle geri uyumaya çalıştı. Şimdi gece de uyuyamayacaktı. Yatakta biraz oyalandıktan sonra içini yakan mesajlaşmaya girdi. Videoları izledi. Kendini tutamayarak içini yakan kişinin numarasını bularak onu aramaya başladı. Telefon ikinci çalışta açılmıştı. "Rahatsız etmek istemedim..."diyebildi ama devamını getiremeden gözyaşlarına boğuldu. Karşıdaki kişi ne olduğunu ve neden böyle olduğunu sorsa da cevap alamadı. Sessizce Ada'nın ağlayışını dinledi. Ada hıçkırıklarını dindirmeyi başararak derin bir nefes aldı ve konuştu. "Yankı... Buluşmamız gerek."

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.