İçeriğe geç

Sandal Ağacı

Bölüm 3 · 5 dk okuma

Sandal Ağacı

Bölüm 3

0.3

Arel ve midesindeki yumruk hissi sabah erken saatlerde yola çıkmış kitap kafeyi açmaya gidiyordu. Ev dar gelmişti. Hayır dar gelen bedeniydi. Organlarıydı. En çok da kalbi...

Sessiz sakin ve huzur dolu olan bu yolu mahveden çalan telefonunun korkunç melodisine odaklandı. 'AÇARSAN 50 KURUŞUN KAYBOLUR' Arel arayan ismi görünce gülümsedi ve telefonu kulağına götürmeden önce boğazını temizledi.

"Efendim Yankı?" dedi sakin bir tavırla. Yankının sesi onunkinin aksine sokağın huzurunu kaçırmaya çalışır gibiydi. "Neredesin sen? Diktin beni buraya sabahın körü." diye sitem eden haline gülmemek imkansızdı. Karşısında duran ama onu fark etmeyen Yankı'ya gülümsedi. "Bağırma lan milletin içinde!" dedi ama kahkahasını bastıramamıştı. Yankı kahkaha sesini duyunca etrafını taramış ve onu görünce sinirli bakışlarının odağı haline getirmişti.

Arel sakin adımlarla ona doğru ilerledi. "Oğlum sabahın körü dediğin saat 9. Üstelik hafta sonu." dedi ve öne geçip kapıya doğru ilerledi. "Pardon sen kızın ismini öğrenemediğin için sabahın yedisinde açmalıydık haklısın." dedi arkasından şikayetlenerek yürüyen Yankı.

Arel içinde oturan yumruğu tekrar hatırladı ve anahtarla hızlıca kapıyı açmaya çalışırken mırıldandı. "Sevgilisi varmış." Yankı şok içinde ona baktı. "Ada biliyordur belki yakınlar." dedi. "Değiller. İki günde ne yakınlığı?" dedi ve içeriye uzun büyük adımlarla girdi. İçeriyi temizlemek makinalara kapsül koymak gibi günlük işlerini yaparken zaten kafe dolmuştu.

Ada içeriye girdiğinde her zaman olduğu gibi oturduğu yere eşyalarını koydu ve kahve almaya gitti. Alen de çoktan gelmişti. Boş yer yoktu. Ada ile oturmak istedi ama rahatsız etme düşüncesi buna izin vermedi. Ayakta dikilerek etrafa bakarken bileğinden tutulup sürüklendi. Ada onu kendi yanına oturtmuştu. "Boş yer olmadığında gel ve otur." dedi ve sevimlice gülümsedi.

Alen daha çok alışıyor ve hatta ona ısınıyordu. Alen çok fazla duvarlar ören biriydi. Ada dışarıya sıcak görünen ama gizli yaralara sahipti. Bunları aşıp kalbinin arasından açtığı küçük pencereden çıkmış Alen'in kalbinin dışındaki duvarda minik bir çatlak açmış oradan güneşi yani kendini içeri sokuyordu. Alen ona büyük bir tebessüm verdi. Ada belki de ilk kez Alen'in ona böyle sevimli ve gerçekçi güldüğünü düşündü. Bu bir gelişmeydi.

Ada kahve makinesinin sesini duyduğu anda ayağa sıçradı ve Yankı'ya çarptı. Yankı dengesini sağlayamadı ve tahta birkaç basamaktan oluşan küçük merdivenden düştü. Arel'in... ellerine... Düşmek değildi. Resmen eline oturmuştu. Yankı hemen toparlandı ve "Zavallı popom. Ne istedin lan?" diye ona bağırdı poposunu tutarak. Ada ve Alen kahkahalarını bastırmaya çalışırken onlar durmadı. "Çok meraklıyım bende." dedi Arel sinirle. Yankı ufak bir kahkaha attı ve "Meraklıysan hepsi senin bebeğim." dedi ve arkasını Arel'e döndü. Arel kafasına vurdu ve "Ulan sarımsak kafa senin yüzünden rezil olduk." dedi ve sinirle hızlı hızlı arkaya mutfağa gitti.

Ada ve Alen gülmekten yerlere yatma noktasına gelmişti. Yankı kolunu Ada'nın omzuna koydu "Özür dilemen gerekmez mi güzelim?" diye sordu. Ada saf saf ona bakarken gülümsemesini tutamayan Alen'e göz kırptı ve o da mutfağa gitti. Ada gülen Alen'e ters bir bakış attı. Alen bu kız böyle baktığında neden köpek yavrusu gibi sevimli oluyor? Ben yapsam orangutan oldurdum. Diye düşündü. Aslında sesli düşünmekti. Arel duymuştu. Ona bakıp minik bir kahkaha attı. "Merak etme her türlü güzelsin." dedi Arel.

Alen arkasını dönen Arel'i görünce anlına sert şekilde iki üç kez vurdu. Onu durduran şey Yankı'nın sesi olmuştu. "Deli misin?" ona bakan gözlerle buluşturdu gözlerini. "Çok belli ediyor değil mi?" diye sordu bu kez de Yankı. Alen soran gözler ile ona bakmayı sürdürdü. "Ah... Demek bilmiyorsun?" dedi yine soran gözlerle. Alen kafası karışık şekilde "Neyi? Neyden bahsediyorsun? Seni gerçekten anlamıyorum." aklına gelenleri ona söyledi. Yankı sadece gülümsedi. "Zamanla anlarsın." dedi ve Alen'i soru işaretleri ile yalnız bıraktı.

Elinde iki bardak kahve ile beliren Ada'ya gülümsedi ve bardaklardan birini alıp teşekkür etti. Ada defterini çıkartmış ders çalışıyor Alen ise kitabına dalmış okuyordu. Arel fısıldadı ve "Yeni kitaba başlamış. Yorulmuyor mu acaba? Her geldiğinde farklı iki manga bitiriyor. Çok okuyor. Çok hızlı okuyor. Acaba hiç sıkılıp bırakmak istemiyor mu?" diye sordu. Yankı ona sadece gülümsedi. "Kendisi ile konuş Patates kafa." dedi ve Ada'ya bilerek çarpıp mutfağa gitti.

Alen onları keyifle izliyordu. Ada sinirle gözlerini devirdi ve Alen'e baktı. "Ya sen de hep bu salakla beni görünce gülümsüyorsun." diye sitem etti. Alen kahkahasını bastıramadı. "Ama tatlı yani. Yakışıyorsunuz." dedi şirince sırıtarak. "Evet haklı. Hadi çıkalım biz." dedi Yankı gülerek. Ada olduğu yerde sıçradı ama telefonu çaldığı için cevap vermek yerine telefonunu alarak hızla dışarı çıktı.

"Ondan hoşlanıyorsun?" diye sorarak konuştu Alen. "Tam yedi aydır onun göremediğini birkaç günde sen gördün." dedi gülerek. Acı bir gülümsemeydi bu. Kalbini kırıyor ama yine de komik geliyor gibiydi. "Bence korkuyor. Yani çaktırmıyor ama çok yara almış kalbi kırık. Aslında biliyor ama senin onu kırmandan korkuyor." dedi Alen doğrudan ona bakarak.

Ada koşar adım içeri girdi ve toparlanmaya başladı. "Abim geliyor gitmem lazım." dedi ve her şeyi çantasına teperken Alen de ona yardım etmek için ayaklandı. Ada hızla dönerken ayağı takılıp düştü. Alen'in... üstüne... Alen aniden gelen bu olaya hazır olmadığı için Ada üstte Alen altta yere düştüler. O anda önüne bakmayarak hızlıca gelen Arel takıldı ve elindeki kahve fincanları ile onların üstüne düştü.

Yankı gülmesini bitirememişken kahkahası iki katına çıktı. Arel hızlıca ayağa kalktı ve tamamen boşalan bardakları Yankı'nın eline tutuşturdu. Ada'yı yalandan kontrol edip Alen'in kolunu sıkıca tutup kaldırdı. "Öldün mü lan?" diye sordu Yankı gülerek. Alen kahkahasını bastırmaya çalışıp Ada'nın eşyalarını yerden aldı. Ada sonunda oradan ayrıldığında hava çoktan kararmıştı.

"Karnın aç mı?" diye sordu Arel. Alen ona bakıp gülümsedi ve sadece kafa salladı. Aralarına giren yeniden Alen'in telefonu olmuştu. 'ALAZ' Arel çene kası belli olmuş ama sakin gözükmeye çalışan bir ifade ile ona baktı. Alen telefonu yine büyük tebessümü ile açtı.

Arel ne olduğunu bilmeyen ama içini kemiren bu duygu ile onu izlemeye devam etti. "Gitmem gerek. Ama yemek sana borcum olsun." dedi ve eşyalarını toparladı. "Adını bile bilmiyorum ama bana yemek ısmarlamaktan bahsediyorsun. Ayrıca sevgilin de rahatsız olur." dedi. Rahatsızdı bunu söylemekten ama yüzünden belli olmuyordu.

"Ah doğru ya adımı sana söylemedim. Ada bana seslenirken duydun sanmıştım. Ayrıca yok ki." dedi ve kafasını kaldırıp Arel'e baktı. Arel soran gözlerle ona bakmayı sürdürdü. "Ne yok ki?" diye sordu dayanamayarak. "Erkek arkadaşım. Yok." dedi ve ona bakmayı sürdürdü. Dışarıdan gelen araba kornasını duyunca "Yarın görüşüz." dedi ve koşarak oradan çıktı.

Arkasından "Adını söylemedin!" diye bağıran Arel'i bile duymamıştı. Yankı gülerek ona doğru ilerledi. "Oğlum ne olacak bizim bu haller? Ada benim kollarıma değil Anonim kızımızın kollarına düştü. Ben senin eline oturdum. Ne yapacağız biz böyle?" diye sordu gülerek. Arel onun gülümsemesini görünce kendi gülümsemesi de büyüdü ve omzundaki havluyu ona fırlattı. "Acele et bizde çıkalım." diye bağırmayı da unutmadı.

Ben 600 kelimeye çok yazmışım derken bugün 1000 küsür kelime yazmışım. Kxlajxlsnc

Umarım beğenmişsinizdir.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.