Gelmemişti... İki gün. Sadece dile kolay olan koskoca iki gün boyunca gelmemişti. Kendine güvenmediği için listede yazan son ismi bütün sosyal medyada aratmıştı ama yoktu işte. Ona ait değildi bu isim. Gerçekten de ondan önce kayıt yaptıran kızın adıydı bu. Arel umudunu yitirmeye başlarken kapı açıldı. Sonunda gelmişti.
Hayır bu o değildi. Ada ismine sahip olan uzun koyu kahve saçları olan orta boya sahip kızdı bu. İki lirayı masaya koydu ve "Selam" diyerek her zaman oturduğu yere oturdu. Arel parayı aldı, çekmeceye koydu ve rafları kontrol etmeye gitti.
Alen nefes nefese içeri girdiğinde buranın ne kadar sakin olduğunu gördü. Parayı vermeliydi ama burada kimse yoktu. Arel'in gelmesini beklemek için köşede kalan her yere hakim ama sakinliğin içinde olan bir koltuk buldu ve oraya yerleşti.
Ona doğru gelen kıza baktı. Neden ona doğru geliyordu? Kız elindeki kupayı tutuşunu sıkılaştırdı. Alen ona doğru gelen bu yabancı kızı dikkatle inceledi. "Ada ben. Sanırım yerime oturdun. Ama istersen burada kal." dedi sevimlice. Alen rahatsız bir şekilde ona baktı. "Özür dilerim. Başka yere geçerim teşekkürler." dedi ve ayaklandığı sırada sırtını kitaplıkla buluşturdu.
Dengesiz duran kitaplar yerde yerlerini alırken Alen korkmuş ve utanmış bakışlarını yere çevirdi. Ada hızlıca atıldı ve kitapları yerden almaya başladı. Alen ne olduğunu farkettiği an hızlıca ona yardım etmeye başladı. Sonunda sadece birkaç kitap kalmıştı ki Arel belirdi. "Sorun değil ben hallederim." dedi ve kızlara baktı. Şaşkın bir şekilde kaldı ama bunu belli edemezdi.
"Gelmişsin..." dedi Arel. Alen kime söylediğini anlamak için kafasını kaldırdığında onunla konuştuğunu anladı ve utangaç bir şekilde gülümsedi. "Geldiğim gibi de ortalığı yıktım. Özür dilerim." dedi başını eğerek. Arel hafifçe gülerek sorun değil anlamında başını salladı ve kitapları yerden almaya başladı. Her yer eski düzenine kavuştuğunda Alen hızlıca cebindeki iki lirayı çıkardı ve önünden uzaklaşan silüete seslendi. "Arel! Ücreti almadın." dedi ve hızlıca arkasından ona yetişti. Masaya geldiler ve Alen parayı koydu. Sadece tebessüm edip eşyalarını koyduğu yere gitti.
Ada sessizce onu izledi. Alen'in neden bu denli soğuk durduğunu anlayamasa da yorum yapmadı ve sessizce onun toparlanmasını izledi. Alen iki yan masaya eşyalarını koydu ve kitabını okumaya başladı. Sessizce okuduğu kitabından ve huzurlu dünyasından onu bu denli şiddetli şekilde koparan gürültüye bakmak için kafasını kaldırdığında kahve makinesinin başında duran uzun sayılabilecek Arel ile aynı boya sahip sarı saçlı çilleri olan beyaz tenli çocuğa dikkat kesildi.
"Yankı... Çok az kaldı. Biraz daha sert olursan amacına ulaşıp kırabilirsin makinayı." dedi Ada. Gözlerini devirerek söylediği bu cümle Alen'i gülümsetmişti. Dikkatini ayırmadan onları izlemeye başladı. Birbirinden hoşlanan ama açılamayan flört atışmalarını izlemek her zaman eğlenceliydi. "Kızım işin yok mu?" dedi Yankı ve ona baktı sırıtarak. Ada gözlerini tekrar devirdi ve birkaç saniye Alen ile göz teması kurduktan sonra kitabına döndü.
Alen başta soğuk yaklaşsa da Ada'yı çok sevimli bulmuştu. Daldığı kitabını bitirdiğinde saat yeterince geç olmuştu. Bir an önce gitmesi gerekliydi yoksa sunumu için yeterince pratik yapamayacaktı. Hızlıca toparlanırken etrafa bir bakış attı. Kafasını kaldırdığında Arel ile göz göze geldi. Arel sanki gözü dalmış gibiydi. Ne olduğunu idrak edince hemen kafasını farklı yere çevirdi. Alen birinin onu izlediği hissiyatındaydı ve ruhların dili yanılmazdı. Etrafa bakma merakı bundan kaynaklıydı. Birinin ona baktığını hissetmişti.
Gözlerini Arel'den uzaklaştırdı ve uyku moduna geçmiş Ada'ya çevirdi. Çantasını koluna takıp onun yanına doğru ilerledi. "Eğer biraz daha burada ve bu pozisyonda kalırsan uyuyakalacaksın." dedi Alen sevimli olduğunu düşündüğü sesiyle. "Doğru söylüyorsun ama kalkmaya bile halim yok ki..." diye yanıtladı Ada onu. Alen onun bu haline gülümsedi ve elini ona uzatarak doğrulmasına yardım etti. Ada eşyalarını toplarken Alen ona kısa bir vedada bulundu ve eşyalarını kontrol ederek çıkışa yöneldi.
Arel öne atıldı ve "İsmini listeye yazmadın mı?" diye sordu. Alen biraz duraksadı. "Yazdım ama arada boşluk vardı oraya yazdım." dedi. Arel gülümsedi. "Tamam... İsmin ne peki?" dedi gülümsemeye devam ederek. Alen onunla beraber gülümsedi ama çalan telefonu buna izin vermemişti. "Üzgünüm. Gitmem gerek." dedi Alen. Arel belli etmemeye çalışarak telefondaki isme baktı. 'Alaz' bu da kim diye düşündü. Erkek arkadaşı olmasını düşünmek bile Arel'in midesinde yumruk hissine sebep olmuştu. Sessizce giden minik bedeni izledi. Onunla konuşurken gülmesine sinirlenmişti. İçten içe kendine kızıyor ama engelleyemiyordu.
674 kelime hayatımın en uzun metnini yazdım sanırım. Umarım okurken sıkılmazsınız.
Bu sana beni hiç görmeyen bilmeyen sana "C"
✨🌙🐺