Kerim Karahan holdingten içeri girdi. Herkesin gözlerini üzerinde hissedebiliyordu. Kafasını kaldırdığında tam da beklediği kişinin onu üst kattan izlediğini gördü.
Kerem.
Üvey kardeşi.
Kafasını eğdi ve yönetim kurulu katına çıktı. Yıllardır kaçındığı gerçek şimdi burnunun dibindeydi. Babasının gayrimeşru çocuğu Kerem. Kerim'in babasıyla yaşayamadığı her şeyi Kerem yaşamıştı. Sevgi, saygı, güven..
URFA 1991
Firdevs hanım yeni doğan oğlunu kucağına almıştı. Oda epey kalabalıktı. Yatağın yakınında Mehmet dede ve Haluk bey duruyordu. Haluk bey oğlunu kucağına almak istedi.
"İsmi Kerem olsun. Her zaman oğlumun adını Kerem koymak istemişimdir." dedi Haluk bey fısıldayarak. Mehmet dede kaşlarını çattı ve söze karıştı.
"Olmaz. Torunumun adı Kerim Emin olacak. İsmi gibi cömert, güvenilir, şerefli olacak." Haluk bey donakaldı. Eşi Firdevs hanıma baktı. Firdevs hanım oğlunu geri almak istedi. Haluk bey çocuğu Firdevs hanıma uzattı.
"Babamın söylediği isim de güzel canım. Zaten Keremi de çağrıştırıyor. Kırmayalım."
GÜNÜMÜZ
O gün Kerim'in ismine karar veren Mehmet dedesi olmuştu. Bu durum Haluk beyin çok içine oturmuştu. 1993 yılında Selma hanımdan doğan gayrimeşru çocuğunun adını Kerem koydu.
Kerem de Kerim'in arkasından yönetim kurulu odasına girdi. Kerim iyice gerilmişti. Babasının Kerem'i şirketin CEO'su yaptığını biliyordu. Şimdiyse yasal olarak haklarına başvurduğunda babasından kalan her şey için miras hukukun gerektirdiği şekilde payını alabileceğini biliyordu.
-------------
Defne İnsan Kaynakları odasının kapısını tıklatarak içeri girdi. Masada sarı saçları olan kırklı yaşlarında bir kadın oturuyordu. Çayından bir yudum aldı ve Defne'ye döndü. "Nasıl yardımcı olabilirim?" diye sordu.
"Ben Genç Liderler programını bu sene ki kazananıyım. Sizinle görüşmem söylendi.' dedi Defne heyecanla. Seda hanım gözlüğünü çıkartıp masaya koydu ve Defne'yi baştan aşağı süzdü. Bakışlarında biraz hüzün var gibiydi.
"Sen bu programın en talihsiz yeni mezunusun malesef. Genç Liderler programı rahmetli Haluk beyin göz bebeğiydi. Şirketin güvenilir yöneticilerini her zaman bu programdan gelen gençlerden seçerdi. Ancak şimdi vefatından sonra Urfa'da yaşayan oğlu yerini alacak. Kendisi bu işlere nasıl yaklaşır bilemiyorum."
"Babasının mirasını devralmayacak mı sonuçta? Bu programı da sahiplenmesi gerekmez mi?" diye sordu Defne tedirginlikle. Seda hanım Defne'ye eliyle yaklaş işareti yaptı. Defne yaklaşınca Seda hanım konuşmaya başladı.
"Canım Kerim bey babasının soyadını bile reddetmiş birisi. Babasıyla yıllardır görüşmediklerini herkes bilir. Yani sen o konudan hiç emin olma. Şirketle ilgili bundan sonra neler olacağına dair hiçbirimizin bir fikri yok."dedi kısık sesle.
Defne hem çok şaşırmış hem de paniklemişti. Bunca emek onca mülakatın sonucunda bu mu olacaktı? Bütün emeklerinin boşa gitme tehlikesi mi vardı gerçekten.. Seda hanım Defne'nin endişesini hemen okumuştu. Gülümseyerek Defne'ye oturmasını işaret etti.
"Korkma. Sana ne yapman gerektiğini anlatacağım tek tek. Sen yapman gerekenleri yap sonrasını Allah'a bırak." dedi sıcakkanlılıkla. Defne Seda hanımı sevmişti. İyi bir insan olduğunu hissetmişti. Seda hanım Defne'nin kucağındaki kırık bilgisayara baktı.
" Sanırım ilk gün talihsizliği yaşamışsın. Merak etme şirket sana donanımlı bir bilgisayar ve iş telefonu verecek zaten." dedi gülümseyerek.
Defne teşekkür edercesine başını salladı. Ama yine de bilgisayarının kırılmasına hala üzülüyordu. Çünkü içinde çalışma notları vs. vardı. Sonra çarpıştığı adam aklına geldi. Ona çok kaba davranmıştı. Ofiste çalışan üst rütbeli birisi olmamasını diledi.
-----
Yönetim kurulu odasında sadece Kerim ve Kerem vardı. Kerim başkanlık koltuğuna oturmuş diğer kurul üyelerinin gelmesini bekliyordu. Özellikle Kerem'e bakmak istemiyordu.
"Hoşgeldin sevgili abicim. Bir selam bile yok mu küçük kardeşine." dedi Kerem dümdüz bir sesle. Kerim Kerem'e bakmadan cevap verdi.
"Ne sen benim kardeşimsin ne de ben senin abinim. Bunu unutma sakın. "dedi ve önünde kağıtlarla oyalanmaya başladı.
"Sen kabul etsen de etmesen de yakında kanunlar tarafından Haluk Aksoy'un oğlu olduğum onaylanacak. O yüzden o oturduğun koltuğa fazla alışma." dedi alayla Kerem.
"Madem bu kadar meraklısıydın Haluk Aksoy'un oğlu olmaya, ölmeden önce alsaydı seni nüfusuna. Malum zaten onun gerçek oğlu gibi yaşayan sendin." dedi Kerim sinirlerine hakim olmaya çalışarak.
"Onu biricik annene sorman lazım abicim. Yıllarca babamı suçladınız. Ama hiçbiriniz masum değilsiniz. Anneme yıllarca çektirmediği kalmadı annenin. Ama artık engel olamayacağı bir hukuku süreç başlıyor. Her şeyde senin ne kadar hakkın varsa benim de o kadar hakkım var." dedi Kerem. Kerim sinirlerine hakim olamayarak ayağa kalktı ve Kerem'in karşısına geçti.
"Senin de o rahmetli babanın da bu şirkette senin düşündüğün kadar hakkınız yok. Babam bile demek istemediğim bir adamdı o. Arkasından 1 gün bile yas tutmadım. Onun yaptıklarından ömrüm boyunca utandım. Baban olduğunu tescillemek mi istiyorsun? Hiç durma. Git ne yapmak istiyorsan yap. Ama bu şirkette benim kadar hakkın olacağını sanıyorsan büyük bir hayal peşindesin demektir. Buna asla izin vermem. CEO olarak kalmaya devam etmek istiyorsan adam gibi git çalış ne yapıyorsan yap. Ayağımın altında dolanma." dedi öfkeyle. Kerem de sinirlenmişti.
"Sen istesen de istemesen de babamızın şirketteki %60 lık payı mahkeme bittikten sonra ikimize bölünecek. Bunu engellemeye gücün yetmez." dedi Kerem. Sinirden yumruğunu sıkıyordu. Tam Kerim bağırarak karşılık verecekti ki birden kapı açıldı.
Defne izin istercesine kapıda bekliyordu. Kerim sabah çarpıştığı kızı kapıda görünce şaşırdı. Kerem ise baştan aşağı Defne'yi süzdü. Yıllardır şirkette bu kadar güzel bir kız görmemişti.
"Afedersiniz. Müsait değilseniz gidebilirim. Ben Genç Liderler programına kabul edildim. Adım Defne. Seda hanım beni buraya yönlendirdi." dedi utana sıkıla. Özellikle Kerim beyin gözlerinin içine bakamıyordu. Bu nasıl bir talihsizlikti böyle. Daha sabah adama neler demişti.. Kerem söze daldı.
"Hoşgeldin Defne. Ben bu şirketin CEO'suyum. Rahmetli Haluk beyin derin hatırasına sahip çıkarak eğitiminde ben sana yardımcı olacağım. Bu program onun için çok önemliydi." dedi ve elini Defne'ye uzattı. Kerim araya girdi.
"Zaten burası yönetim kurulu odası.Seda hanım buraya yönlendirdiğine göre sizi bana yolladı demektir. Kerem bey siz çıkabilirsiniz. Zaten kendisi bugün var yarın yok gibi görünüyor. Size pek yardımcı olamaz." dedi Kerim bey derinden gelen sesiyle. Sonlara doğru sesini alay kaplamıştı. Kerem öfkesine hakim olmaya çalışıyordu.
"Bunu göreceğiz Kerim bey. Çok yakında göreceğiz." dedi Kerem ve sakin kalmaya çalışarak Defne'ye döndü.
"Defne hanım bir şeye ihtiyacınız olursa beni bulabilirsiniz. Yönetim işleri Urfa'da koyun otlatmaya benzemez. Bu holdingi Haluk bey ile bu hale ben getirdim. Ne öğrenmen gerekiyorsa benden ve ekibimden öğrenebilirsin." dedi ve odadan çıktı. Kerim bey alayla baktı arkasından.
"Koyun otlatmakmış.. Göstereceğim ben sana koyun otlatmak nasıl olur.." dedi Kerim kısık sesle. Ardından Defne'nin gözlerinin içine baktı.
"Kader ne garip şey değil mi?" diye sordu Defne'yi utandırmaya çalışarak. Defne bakışlarını yere eğdi.
"Sabahki olay için sizden çok özür dilerim. Gergindim, ne dediğimi bilmiyordum--
"Tamam, kapatalım bu konuyu. Ama şivemi taklit etmeni unutmayacağım haberin olsun." dedi alayla Kerim bey. Defne yerin dibine girmişti. Gözlerini kapatarak şu an yok olmayı diledi.
"Tekrar özür dilerim Kerim bey. Patavatsızlık ettim. Nolur affedin." dedi Defne kısık sesle.
"Neyse acısını çıkarırız ne de olsa. Bu programı Haluk bey zamanında nasıl yürütüyordu bilmem. Ama benim gideceğim yol belli. İşin mutfağına girmeden öğrenemezsin."
" Zaten Haluk bey de programa alınan herkesi tüm departmanlarda belli süreler boyunca çeşitli yöneticilerin yanında çalıştırırmış. Öyle dedi Seda hanım." dedi Defne heyecanla. Kerim güldü.
"Öyle departman departman gezmeyeceksin. Madem benim bu programı devam ettirmem bekleniyor. O zaman benim kurallarıma göre işleyecek." dedi Kerim bey net bir şekilde. Defne'nin kafası karışmıştı.
"Peki nasıl olacak o zaman?" diye sordu merakla.
"Benim yönetici asistanım olacaksın."dedi Kerim bey ve Defne'nin mavi gözlerine daldı.
