İçeriğe geç

Sana rağmen

Bölüm 1 · 2 dk okuma

Sana rağmen

Bölüm 1

Yaptıklarına rağmen

BÖLÜM 1

Sınıf defterlerini topluyor, bir yandan da öğretmenlerin istediği şeyleri yapıyordum. Anlarsınız ya… Sanki öğrenci değil de okulun ücretsiz çalışanlarıymışız gibi.

Beynim çoktan tarumar olmuştu.

Daha okula geleli kaç saat olmuştu ki? Bir yandan yeni sınıfıma, yeni öğretmenlerime ve yeni düzene alışmaya çalışıyor, diğer yandan ilk günden nöbetçi olduğum için oradan oraya koşturuyordum.

Tam o sırada arkamdan bir ses geldi.

“barışcım, 12-F'ye girdiğinde kalemimi de getirir misin tatlım?”

Sesin kime ait olduğunu biliyordum.

Daha yeni tanıştığım İpek Hoca.

Bugün beni bir saniye bile rahat bırakmamaya kararlıydı galiba.

İçimden derin bir nefes aldım.

Okula alışmaya mı çalışayım, ilk günden nöbetçi olduğuma mı ağlayayım? Ne yapayım ben? Of…

Üstelik karnım da ağrıyordu.

İpek Hoca'nın sinirlendiğimi anlaması için ayaklarımı yere sertçe vurarak 12-F'ye doğru yürüdüm. Kapının önüne geldiğimde hiç düşünmeden kapıyı sertçe açtım.

Sınıftaki herkes bir anda bana baktı.

Hoca da öylece yüzüme bakıyordu.

Bir an donup kaldım.

Sonra kapıyı sessizce kapattım.

Tamam Derin. Baştan.

Kapıya iki kez tıklattım ve yeniden açtım.

“Hocam, dersinizi bölüyorum da… Sınıf defterini alabilir miyim? Bir de İpek Hoca'nın kalemini.”

Hoca daha ne olduğunu anlayamamış gibi birkaç kez gözlerini kırpıştırdı.

“Al kızım, alabilirsin.”

“Al.”

Tabii alacaktım.

Öylece kapının önünde bekleyecek değildim ya.

Zaten canım burnumdaydı. Bir de midem ağrıyordu; biraz daha böyle devam ederse birinin üzerine kusacakmışım gibi hissediyordum.

Sınıfa girdim.

Defteri almak için ilerledim.

Ve tam o sırada en ön sıradaki yüzü gördüm.

Bir an olduğum yerde kaldım.

O...

Milandı.

Yanlış hatırlamıyordum.

Milan.

İlkokuldaki zorbalığım.

Beni her gün uğraştıran, kavga çıkaran, hayatımı çekilmez hâle getiren o çocuk.

Yok artık.

Aynı okulda mıydık şimdi?

Bu bir kamera şakası falan mı?

İçimde garip bir öfke yükseldi ama belli etmedim.

Aksine sadece gülümsedim.

Defteri aldım ve sınıftan çıkmak üzere kapıya yöneldim.

Tam çıkacakken arkamdan İpek Hoca'nın sesi geldi.

“Kalemim nerede?”

Gözlerimi kapatıp birkaç saniye sabrettim.

Tabii ya. Kalem.

Geri döndüm.

Kalemi alırken İpek Hoca'nın karşısındaki öğretmenle sohbet ettiğini fark ettim.

“Efken Hocam, selam!”

Demek adı Efken.

En azından bugün yeni bir isim öğrenmiş oldum.

Kalemi İpek Hoca'ya uzattım.

“Buyurun hocam.”

Ardından hızlıca sınıftan çıkmaya çalıştım.

Ama tam o sırada sırtımda bir şey hissettim.

Bir kâğıt.

Arkamı döndüğümde Milan'ın sırasından doğrulduğunu gördüm.

Elindeki şeyi az önce sırtıma yapıştırmıştı.

Hızla kâğıdı çıkardım.

Bir Post-it.

Üzerinde tek bir kelime yazıyordu:

“Ezik.”

Bir an kâğıda baktım.

Sonra Milan'a.

Yüzündeki ifadeden, yıllar geçmesine rağmen hiçbir şeyin değişmediğini anlamak zor değildi.

Pislik.

Hâlâ aynıydı.

Post-it'i buruşturup çöpe attım.

Hiçbir şey söylemeden kapıya yöneldim.

Bu kez arkamı bile dönmedim.

12-F'nin kapısından çıktığımda içimden yalnızca tek bir şey geçiyordu:

Bu okulda geçireceğim yıl düşündüğümden çok daha uzun olacak.

Sınıf defterlerini müdürün odasına götürdüm. Ardından çantamı koluma takıp masama oturdum.

Beş dakika sonra zil çaldı.

Zili duyar duymaz beklemeden yerimden kalktım. Tek istediğim bir an önce okuldan çıkmaktı. Hızlı adımlarla merdivenlerden inip bahçeye çıktım.

Tam okul kapısına doğru ilerliyordum ki birisi eliyle kafama sertçe vurdu.

Ne olduğunu anlamaya çalışırken birkaç saniye öylece kaldım.

Olayın şokunu daha atlatamamışken arkama tam dönecektim ki...

Yine kafama vurdu.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.