Gecenin sessizliği odayı doldururken benim bakışlarım adayı süzüyordu .
Saat gece 03 .00 a geliyordu heryer sessizliğe bürünmüştü.
Bakışlarım uçsuz bucaksız okyanusa kaydı o hırçın dalgaları bugün yoktu .
Kalenin az ilerisinde bir ev gördüğümde kaslarım çatıldı.
Ev aydınlatılmıştı ve insanlar içeri giriyordu benim oraya girmem gerekiyordu .
Siyah hırkamı alıp odadan çıktım parmak ucunda yürüyüp merdivenlere ulaştım . Karanlık merdivenlerden hızla indim kalenin giriş katına varmıştım. Mumla aydınlatılmıştı kapıdan çıktığımda soğuk hava tokat gibi yüzüme çarptı okyanusunun sessizliğine kanmamam gerekiyordu . Kapıyı kapattım ve okulun bahçesinde koşarak ilerledim etrafta daha önce hiç görmediğim bitkiler vardı. Adanın havasından solmuş gibilerdi bu gidişle bizde birer birer solucaktık.
Büyük giriş kapısına vardığımda asıl zor kısma gelmiştim çünkü duvarlar aşamayacağım kadar yüksekti ve güvenlikte uyanıktı. Çenemi kaldırıp ona doğru ilerledim . Beni görünce şaşırdı ve "lgnis hanım bu saatte burda ne işiniz var derhal odanıza dönmeniz gerekiyor" dedi .
Başımı iki yana salladım ve "dışarı çıkmam" gerekiyor dedim.
Adam "olmaz bu saatte sizi dışarı gönderemem ve kendi rızanızla odanıza gitmezseniz görevliler sizi zorla odanıza çıkaracak" dediğinde sinirlerim tavan yaptı ama alaylı bir şekilde güldüm.
Benim kim olduğumu unutuyordu galiba kimse bana zorla bir şey yaptıramazdı.
"Öyle bir şey olmayacak izin verde çıkayım lütfen" dedim
Adam derin bir nefes verip "saat beşte gün aydınlanacak o saatten sonra kapıyı açamam ve sizin yokluğunuz fark edilir eğer öyle olursa siz okuldan bende işimden kovulurum" dedi
Güldüm bu cümlesine çünkü beni okuldan atamazlardı ayrıca okuldan atılmayada razıydım. Ama onun işi için aynı garantiyi veremiyordum.
Kapıyı açtığında kocaman sırıtıp beşte buradayım dedim
Küçük delikten süzülüp kalenin bahçesinden çıktım. O ev batıda kalıyordu o yöne doğru ilerledim bir süre sonra burnumun kızardığına eminim .
Bir süre yürüdükten sonra bir yola varmıştım tek tük evler vardı. Yolun olduğu yokuşu indikten sonra o evin önündeydim. Işıklar ile aydınlatılmış ev gayet güzeldi pencerelerden içerideki insanların mutlu olduğunu gördüm kapüsonumla kafamı kapattım ateş Kızılı saçlarımla anında tanınırdım .
Kapıyı açıp içeri girince dışarının aksine sıcak bir hava vardı kafamı eğip en köşedeki masaya oturdum .
Kafamı kaldırıp insanları inceledim . Ellerindeki kadehleri tokusturup eğleniyorlardı.
Garsonlardan biri yanıma gelip ne içersiniz diyince "en çok sipariş alan içeceğinizden istiyorum" dedim.
Bir süre sonra önüme bir bira koydu ucuz ve kalitesiz olduğu her halinden belliydi ama yinede tadına baktım ağzıma o iğrenç tat gelince püskürtmemek için kendimi zor tuttum normal bira bile değildi.
Daha reşit olmama rağmen çok kez bira alkol içmiştim buda ailemin ne kadar sorunlu olduğunu gösteriyordu.
Elimdeki ucuz birayı bırakıp garsonu çağırdım bana bir beluga getirir misin dediğimde kaşlarını çattı . Bunu beklemiyor olmalıydı.
Beluga çok kaliteli bir Rus vodkasıydı . Daha önce çok kez içmiştim zararlarının farkındayım ama zihnimi susturmak için en iyi yöntem buydu .
Adam bana dönüp "bakacağım eğer varsa getirim" dedi .
Yaklaşık beş dakika sonra elinde bir kadeh beluga ile geldi . Önüme koyup gitti kadehi elime aldım ve küçük bir yudum içtim. O tatlı tat ağzımı doldurduğunda gülümsedim umarım bu geceden sağ çıkabilirim.
Aslında bana beluga vermelerine şaşırmıştım çünkü normalde Rusyada ailemin evinde içerdim ama burda kimse reşit olup olmamamı umursamamıştı . İşte kaerleth bir çocuğa bile alkol verebilecek kadar sorumsuzdu.
Kadehi tekrar kafama dikince o acı söz tekrar zihnimi doldurdu .
Sen kötüsün
Gerçek değildi en büyük yalandı ben kötü biri değildim ama o yalana bile kendimi inandırmaya başlamıştım.
Birinci kadehi bitirince bile zihnimin uyustuğunu hissediyordum artık dönüşü yoktu bir kadeh daha koydular onuda içtim anılar tekrar gözümün önüne geldi .
Küçük lgnis evinin o iğrenç katındaydı dizleri soğuk zemine zorla cöktürülmüş kafası öne düşmüş bir şekilde duruyordu karşısında ise ona en çok merhamet etmesi gereken kişiler nefret dolu gözlerle ona bakıyordu.
Kafasını kaldırmaya çalıştı ama yanağında hissettiği sert acının sebebinin sesi duvarlarda yankılandı. Lgnis acıya alışkındı ama şuan bunu kabul edemezdim tekrar geçmişe dönemedim bir kadeh daha içtim gözyaşları geliyordu ama akmasına izin vermedim .
Sarhoş oluyordum görüntü bulanıklaşıyordu zihnim uyuşmaya başlamıştı. Durmalıydım .
Telefonu elime aldım ve saatti kontrol ettim saat 04 .45 di kaleye geri dönmem gerekiyordu . Parayı masaya bıraktım ve ayağa kalktım sendeleye sendeleye evden çıktım.
Yürüyordum ama önümü bilr net görmüyorum. Yanımdan geçen arabalar korna çalıyordu ama zihnimdeki seslerden dolayı onu bile zar zor duyuyordum
Sen kötüsün, ardından tekrar bir acı ve yine o tokat sesi
Zihnimin susması gerekiyordu koşmaya çalıştım bedenim yanıyordu ayaklarım bedenimi taşıyamayacak durumdaydı ama koşmalıydım benim yüzümden işinden atılmamalıydı bir anlığına kendime acıdım kendimi bile düşünemeyen ben başkası ne yapıyordum.
Zihnimi susturdum koştum, kaleye varana kadar aralıksız koştum belki soğuk hava zihnimi açar diye düşündüm ama zihnim hala bulanıktı güvenliğin açık bıraktığı küçük yerden içeri girdim ama bedenimin cayır cayır yandığını hissediyordum zar zor yürüdüm ama ayaklarım bir adım daha atamadı yere yığıldım.
Gözlerim kapanmadan önce son bir kez inkar ettim çünkü kabullenirsem mahvolurdum
Ben kötü değilim
Son kez üzerimde bir gölge hissettim gölgenin sahibi ise oydu anlarımda canlı kalmayı başaran tek kişi.....glacies ferrum ...

