Salvattir thelreo sınıftan çıktığında kafamı sıraya koydum ve uyumaya çalıştım. Bütün günün dersleri bitince büyük salondaki yemekten önce odama çıktım. Bol pantolon ve mavi body giydim. Aşağı inip büyük salona girdim herkes buradaydı. Seraphina'nın yanına oturdum.
Corvin'in verdiği selama gülümseyerek karşılık verdim. Yemek yedikten sonra elimdeki kağıt ve kalemle dışarı çıktım. Hava kararmıştı ve hafif bir soğukluk vardı. Banka oturduğumda elimdeki kağıda rastgele bir şeyler karalıyordum. Başımı kaldırdığımda az ileride glacies ve arkadaşlarını gördüm bakışlarım yine glacies'in yüzünde fazla oyalanınca elimdeki kalem artık rastgele bir şeyler çizmiyordu bir süre sonra çehresi iyice belli oldu resimi bırakıp tekrar onlara döndüm ama bana doğru geliyorlardı.
Glacies'in yüzünde yine aynı alay ifadesi vardı. Önümde dikildiğince kaşlarımı çatıp "ne var" dedim .
Glacies yine alaylı bir şekilde güldü "ona sana sormamız gerekiyor lgnis iki saattir gözlerini benden alamadın"Kaşlarımı çatıp "sen kendini fazla önemli zannediyorsun herhalde yanlış görmüşsün" dedim ayağa kalkıp aralarından geçerken elimdeki kağıt düştü. Ve hepsi üstündeki resmi gördü . Glacies'in dudakları yukarı doğru kıvrıldı.
Bu şuan olamazdı. Glacies kafasını yerdeki resimden kaldırıp tekrar bana baktı onun buz mavisi gözleriyle benim kızıl kahve gözlerim buluştu.
Tabiki bu çok uzun sürmedi "lgnis yani söyleseydin daha düzgün bi poz verirdim hem bana bu kadar hayran olduğunu bilmiyordum" .
Ağzımın içinde bi küfür mırıldandım. "Abartma sana hayran olduğum falan yok sadece çizebileceğim düzgün tek şey sen vardın" dedim
Glaciesin egosu tavan yapmış durumdaydı "yakışıklı olduğumu kabul ediyorsun yani" dedi göz devirerek "yüzünle ilgili hiç bir zaman bir yorum yapmadım" dedim
Daha fazla uzatmak istemiyordum glacies ile şuan konuşmam bile yanlıştı. Resmi alıp onların olduğu yerden uzaklaştım elimdeki resmi buruşturup çöpe fırlattım.
Odama çıktığımda telefonumu yatağın üstüne fırlattım. Derin bir nefes verdiğimde düşüncelerim peşimi bırakmıyordu. Onunla konuşmam hatta bakışmam bile yanlıştı. Ailemin günahları benim bugünümü değiştiriyordu.
Camın önündeki pervaz oturduğumda camdan az önce bulunduğum yere baktım kimse yoktu gitmiş olmalılardı. Başımı soğuk cama yasladığımda vücudum sinyal almış gibi titredi .
Ay parlıyor kapkaranlık geceye umut ışığı gibi ışık saçıyordu.
Ne kadar süre orda durdum ne kadar süre düşüncelerimi susturmaya çalıştırdım bilmiyorum ama çalan kapımla birlikte kafamdaki herşey sustu. Cam pervazından kalkıp kapıya doğru ilerledim . Seraphina gelmiş olmalıydı. Kapıyı açtığımda gözlerim yine bir çift buz mavisiyle karşılaştı. Bunu görmeyi beklemiyordum yanıma gelmemeliydi.
Ben ağzımı bile açmadan ona bakarken o bana "içeri almayacak mısın" dedi . Başımı olumsuz anlamda iki yana salladım bunu beklemiyor olmalıki afalladı bende beklemiyordum ama onunla konuşmak da istemiyordum .
Göz temasını kesmeden "konuşmamız gerekiyor" dedi yine ona karşı çıktım "hayır konuşacak bir şeyimiz yok aslında bizim seninle hiçbir şeyimiz yok niye kapıma kadar geliyorsun "
"Lgnis" dedi ama cümlesini tamamlamasına izin vermeden kapıyı yüzüne kapattım. Benim yıllardır kaçmaya çalıştığım gerçeğimi bir anda yüzüme vuramazdı bunu kaldıracak kadar güçlü değildim.
Yatağa yattığımda uzun bir süre yatakta durdum ama uykum yoktu . Son cagre olarak tekrar çocuk lgnis olmak için annemin küçükken uyumam için bana söylediği bir ninniyi açtım.
Şuanda ninni dinleme sebebim uyumak değildi eski lgnis olmak istememdi. ( lütfen sahneyi ninniyi dinleyerek okuyun )
Dinlediğim ninni tili tili bom adında bir ninniydi rusyada çok yaygın bir şekilde kullanılırdı.
Ninninin sesi kulaklarımı doldurduğunu gözlerimin dolduğunu hissettim ama akmadı o yaş çünkü ben gözyaşlarımı kendimden bile saklamayı çok erken öğrenmiştim . Boğazım düğümleniyor du kalbimde bir acı vardı sanki milyonlarca bıçağı batırıyorlardı . Ama o göz yaşı yine akmadı.
Bağırmadan, sesimi çıkarmadan , göz yaşı dökmeden , haykırmadan acı çekmeyi öğrenmiştim ben . Acıydı ama gerçekti kimse gözyaşlarını önemsemiyor tam tersi güçsüz diyordu . Bu yüzdendi bu kadar acı bu yüzdendi yalnızken bile ağlayamamam.
Gözlerimin kızardığını hissediyordum hayır çok ağlamaktan değil kendine bile ağlayamamaktan .
Gözlerim kapandı kurtulduğumu zannettim bu azaptan ama artık rüyalarıma bile giriyordu ordada bana güçsüzsün , yetersizsin, kötüsün diyordu .
Kötüsün kelimesi artık bir fısıltı değildi çünkü kendi sesime dönüşüyordu . Artık bunlar bir gerçek gibi geliyordu.
Ailemin sesleriyle beraber uykuya dalmadan önce yine aynı isyan çıktı içimden.
Neden ben ve neden bu aile.....
