Selamlarr
Oy verip yorum atmayı unutmayın.
İyi okumalar umarım beğenirsiniz
🤍
bu kadar da sert olunmaz ya.
Gece gece yine makyaj yapma hevesi geldi bana, ve şuan korkunç bir makyaj yapmaya çalışıyorum, pek de başaralı olduğum söylenemez. "Yanağıma da bolca allık sürsem korkunç olurum" diyerek sessizce güldüm. Yanağıma allığı sürerken elektrik gitti. Hemen telefonum fenerini açıp kendime tutum, ayna da kendimi görmemle sessiz bir çığlık attım, ama sanırım diğerleri duydu. "Eylül iyi misin abicim?" Diye sordu abim. "İyiyim abi" diye bağırarak dedim. "Gelsene buraya karanlıkta oturma öyle" dediğinde sırıttım, şimdi içeri gidersem net korkarlar.
"Geliyorum abi" diyerek telefonu elime alıp salona doğru gitmeye başladım. "Eylül biz mumu alıp nereye koyduk?" Diye sordu Azra, mutfaktan salona doğru geçerken. İşte şimdi tam zamanı "Böö" diyerek salona daldım. Burak ve Azra bağırarak Emir'in arkasına geçtiğinde gülmekten kendimi koltuğa attım. "Ay" diyebildim sadece, konuşamıyordum. "O nasıl korkmaktı ya" diyerek gülmeye devam ettim. Abime baktığımda sinirli bir şekilde bana bakıyordu, ama hiç korkunç gözükmüyordu. "hahaha çok komik gerçekten" dedi Azra yanıma oturarak. "Gerçekten bravo sana, eline ne geçti merak ediyorum" dedi Burak da koltuğa oturarak.
"Amma da korktunuz ya" dedim yine gülerek. "Mum nerede Eylül?" Diye sordu abim telefon ışığını tavana tutarak. "Bilmiyorum, mutfakta dolaplardan birine koyduk" dedim. Abim de koltuğa oturunca yanına gidip yanağından öptüm. "Abi afedersin ama hiç korkunç gözükmüyorsun sinirlenince" diyerek mutfağa gittim. Abimin şuan güldüğünü emindim, çünkü hep yanağından öpünce sinirli olsa bile güler, bardağın içinde olan mumu ve yanında olan kibriti alıp salona geri döndüm.
"Sizden daha iyiyim" diyerek masaya bardağı koydum, "bakın hemen buldum mumu" dedim. "Bize yerini deseydin bizde hemen bulurduk" dedi Burak. "Tamam ya sinirlenme" diyerek mumu yaktım. "Sana sinirli olmak yakışmıyor" dedim tekrar koltuğa abimin yanına oturarak. "Ya onu bunu boşverinde ne yapacağız şimdi elektrikte yok" dedi Azra. "Bence saklambaç oynayalım. Küçükken elektrik olmadığın da oynardık, eğlenceli de olur ha, ne dersiniz?" dedi Burak. Aslında haklı eğlenceli olurdu hemen başımla onayladım.
"Çocuk muyuz biz Burak? Ayrıca ev küçük oynayamayız" dedi abim telefonuna bakarak. Anında hepimiz abime dönüp "Küçük?" Dedik aynı anda. "Gerçekten çok küçük" dedi Burak alayla, ardından ayağa kalktı. Azra da hemen ayağa kalktı.
Telefonu abimin elinden alıp ayağı kalktım. "Bence saklambaç dışarda oynayalım evde eğlenceli olmaz." Diyerek Azra'nın yanına geçtim. "Haklı" dedi Burak beni onaylayarak. "Bak bu olur" dedi ayağa kalkarak. "Korktuğunuzu görmek çok eğlenceli olacak" dedi abim. Abim hariç hepimiz alayla gülerek kapıya doğru ilerledik.
Dışarısı yağmurlu olduğu için kalın montlarımız ve ayakkabılarımızı giyinip apartmandan çıktık. Bir yıldır bu Mahallede kalıyorduk ve çok güzel tatlı ve sessiz bir mahalle. "Bence biraz diğer taraflarda oynayalım, buralarda nerelere saklanılabilir biliyoruz" dedi Azra. Başımızla onaylayarak mahallenin çok gezmediğimiz yerine doğru geldik. "Evet, kim sayıyor?" Diye sordu abim. "Bence Burak saysın, sonuçta saklambaç fikrini o buldu" dedi abim. "Bence de" dedim onaylayarak. "Aman be sayarım. Ama çok uzağa gitmeyin karanlık zaten mahalle" dedi Burak. Başımız ile onayladıktan sonra Burak duvara dönüp saymaya başladı.
"Çok uzaklaşmayın telefon fenerini de açık tutun tamam mı?" Diye sordu abim. Azra ile beraber evet dedikten sonra saklanmaya yer aramaya başladık. Abim Azra ve ben farklı sokaklara doğru girdik, ama benim girdiğim sokak daha korkunçtu, ve garip sesler geliyordu. Derin bir nefes alarak saklanmaya yer aradım, ve çok geçmeden güzel bir yer buldum. Bahçe kapısı açık olan bir ev görünce sessizce bahçeye girip yere oturdum, hava yağmurlu olduğu için yer çamurdu ama bir şey olmaz. Burada beni asla bulamazlar eminim.
Biraz bekledikten sonra Burak'ın sesini duydum yakınlardan, buraya gelse bile beni bulacağından emin değilim, zaten sokak karanlık. Aklıma gelen şey ile gözlerimi devirerek nefes verdim. Yüzümde ki makyajı çıkartmayı unutmuştum, biri beni görse yeminle korkar. Makyajı silmeyi nasıl unuturum orası da ayrı salaklık. Burak'ın sesi biraz uzaklaşınca derin bir nefes alıp verdim.
Aniden biri elini ağzıma koyup bir yere sürüklemeye başladı, nefes alamıyordum, boğuluyordum. Ayaklarımı bir kaç kez yere vurdum belki Burak duyarda gelir diye ama pek fazla ses çıkmadı, bağıramıyordum, sadece çırpınıyordum.
Kalbim deli gibi korkudan atıyordu, sırtım sertçe duvara değdiğinde gözümü açtım. Karşımda hiç görmediğim biri vardı, daha önce mahalle de bile görmediğime eminim. Korkar gözler ile ona bakarken o da kaşları çatık bir şekilde bana bakıyordu. Elini ağzımdan çekip biraz geri gittiğinde derin bir nefes alıp verdim. "Kimsin? Ve bahçemde ne yapıyorsun?" Diye sordu sertçe. "Yiyorum bahçeni" diyerek cevap verdim. İnsan bahçesine giren birine böyle davranır mı ya? Biraz daha sürüklese nefes almadığım için ölecektim.
Gözlerini kapatıp derin bir nefes verdikten sonra tekrar konuşmaya başladı. "Tekrar soruyorum, kimsin?" Diye sordu. "Allah'ın kulu" diyerek cevap verdim. Bir adım atıp yaklaşınca korkup doğru düzgün bir cevap verdim. "Arkadaşlarım ile saklambaç oynuyorduk, bende bahçe kapısı açık diye buraya saklandım, başka bir şey yok." Dedim hızlıca. "Başka saklanacak bir yer yok muydu ufaklık?" Diye sordu. "Ufaklık? Ayrıca olsa neden senin bahçene saklanayım?" Diye sordum, korkuyordum ama belli etmemeye çalışıyordum, bu adamın sağı solu belli olmaz herşey beklenir.
Tam bir şey diyecekken tekrar konuştum. "Soru cevabın bittiyse arkadaşlarımın yanına gidebilir miyim?" Diye sordum, adamı işaret parmağımla, omzundan hafifçe ittirerek. "Buyur, ve bir daha bahçeme izinsiz girme." Dediğinde göz devirerek yanından geçip hızlıca bahçeden çıktım. Koşar adımlarla uzaklaşınca son kez dönüp arkama baktım, adam hala bana bakıyordu, önüme dönerek Burak'ın sayı saydığı sokağa doğru ilerledim.
Az önce yaşadıklarım neydi ya öyle, bir an adam beni öldürecek sandım. Ayrıca bahçesini girdik evine değil, yedik sanki bahçesini. Tamam bir yandan haklı olabilir, bahçesine izinsiz girdim, ama bu kadar da sert olunmaz. Korku dolu dakikalar yaşadım resmen, eve gidince Azra'ya anlatmam gerek olanları, iki gün sonra ölürsem ilk bu adamı sorguya çeksinler, adamın bakışı bakış değil abi. Korku tüneline girsem daha az korkardım yeminle.
Burak'ın olduğu sokağa geldiğimde herkesin elinde telefon vardı ve herkes endişeli gibiydi. "Eylül" diye hızlıca abim gelip bana sarıldığında, hemen ardından Burak ve Azra da gelip sarıldı. "Boğuldum" dedim öksürerek, anında hepsi geri çekildiğin de öksürmeye başladım. "Neredeydin sen? Sabahtan deli gibi seni arıyoruz, mahallede karanlık zaten." Dedi sinirle.
"Saklanmıştım" dedim. Abim gerçekten mi ya der gibi bakıyordu bana. "Çok sağol dediğin için, bilmiyordum." Dedi. "Kızım doğru düzgün desene neredeydin?" Dedi bağırarak. "Ya saklanmıştım işte, sonra baktım ses falan yok dedim bulamadılar beni çıkayım artık" dedim. "Ne iyi ettin çıktın ya teşekkür ederiz" dedi burak alayla. "İyisin değil mi?" Diye sordu Azra, gözleri kıp kırmızıydı, karanlık olmasını rağmen görüyordum.
"Ya birşeyim yok, abartmayın abi" dedim. "Bir şey oldu diye öldük burada salak" dedi Burak. "Ya onu boşverin, hadi bir defa daha oynayalım" dedim hevesle. "Yok lan, hava soğuk dondum ben vallahi, eğer hasta olursam bakmak zorundasınız haberiniz olsun" dedi Burak, işaret parmağını bize tutarak. "Yok canım, eve gidelim bence, gerek yok bir defa daha oynamaya" diyerek eve doğru yürümeye başladım. "Bak bak nasıl da hemen kaçıyor, ayıp be" dedi Burak. "Eylül benim telefonum sende seninki de bende, getir bana telefonumu" Dedi abim.
Doğru ya abimin telefonunu ben aldım sonra da bende kaldı, hemen arkamı dönüp abimin yanına geldim, "Bakmadın değil mi telefonuma?" Diye sordum. "Salak mısın Cemile? Şifreli telefon nasıl bakayım?" Dedi abim. "Doğru ya, neyse al telefonunu ver telefonumu" dediğimde abim telefonu çıkartıp bana verdiğinde bende onunkini verdim.
Beraber konuşarak eve doğru gitmeye başladık, "Bir şey diyeceğim bir gün biri beni vurursa, ölürsem falan endişelenir misiniz benim için?" Diye sordu Azra. Hepimiz bir anda durup Azra'ya döndük. "O ne demek lan?" Diye sordu burak. "Azra bir şey varda bize mi demiyorsun?" Diye sordu abim. Kaşlarım çatık bir şekilde Azra'ya bakıyordum. "Ya bir şey olmadı, dün bir dizi izledim orada kız soruyordu arkadaşlarına, bende sorayım dedim" dediğin de Burak derin bir nefes aldı, tekrardan eve doğru yürümeye başladık.
"Azra bak bir şey yok değil mi?" Diye sordum, emin değildim dizi falan Azra'ya göre değildi, yılda bir dizi izler o da hemen hemen her diziyi izlemez. "Kızım deli misin ya? Ne olacak? Abartmayın abi" dedi gülerek. Her zamanki gibi Burak'ın ne anlattığını anlamayarak eve doğru gidiyorduk, aniden gelen ses ile hepimiz durduk. "Hey" diye bağırdı biri.
Bölüm nasıldı?
İlk kez kendi hikâyemde bir bölüme bu kadar heyecanlandım gerçekten.
Sizce bağıran kimdi?
Kendinize iyi bakın bir sonra ki bölümde görüşürüzzz