&
Mine: Merdivenlere gel.
Emre: Tmm.
Dolabımdan rastgele aldığım hırkayı üstüme geçirdim. Sandalyemde olan ve bana göz kırpan minderi elime aldım. Popişim kıymetliydi.
"Emre'ninki de kıymetliydi." Yerde duran bir minderi daha elime aldım. Ev minderden geçilmiyordu.
Terliklerimi giydim. Odamdaki kapıdan karşı daire ile ortak olan kiler gibi bir bölümden yangın merdivenine geçtim. Kapalı bir alandaydı merdivenler. Elimdeki minderleri bulduğum ilk basamağa koyup ileri geri yürümeye başladım. Biraz sonra Emre geldi ve basamağa koyduğum bir mindere oturdu.
"Başım döndü; otur şuraya." Yakaladığı sağ elimi tutup beni dibine oturtuverdi.
Yakınlığımızdan ve mermerin soğukluğumdan rahatsız oldum. Biraz kayıp yanındaki mindere oturdum. "Kucağına oturtsaydın."
Güldü. Alay eder gibiydi. Hiç beğenmedim; tasvip etmedim hatta birazcık tırstım. "Beni hayallerinde canlandıramadığını söylemiştin. Sanırım romantik değil de..." Durdu ve imalı imalı baktı. Sinir etmeye çalışıyordu. Beni sinir etmeye çalışıyordu. "Başka tür olduğu için mi söylemeye çekindin?" Ve başarıyordu.
"Sapık!" Ellerimi göğsümüm üzerinde çapraz birleştirip aramızdaki mesafeyi açtım.
Güldü. Ne çok gülüyordu bugün. Battı da ondan tekrar ediyordum.
"Odanda kamerayı da bu şekilde mi arıyordun?"
"He koçum he aynen böyleydi."
"Bağladın yine amcaoğluna." Kafasını duvara çevirdi. Gözlerini devirmiyordu umarım. Ortamda göz devirecek kişi varsa kim olacağı belliydi. Bendim tabii ki.
Bu tarz konuşmalar onu kızdırıyordu. Ben de onu kızdırıp az önceki konuşmadan uzaklaştırmaya çalışıyordum ve başarılı olmuştum.
En başarılı bendim ben. Okul konu dışıydı.
"Kız kim? Tanıyor muyuz?" Sorduğum soru ile bana döndü.
"Hayır tanımıyormuşuz. Ben de ilk defa göreceğim. İsmi Pelin galiba ve bu sene bizim okula gelmiş. Ayrıca dil bölümünde."
"İlginç..." Çenemin altına iki parmağımı koyup bir işaret parmağımı, bir orta parmağımı vuruyordum. Ritimliydi. Böyle düşünen sadece ben olabilirdim. Umurumda da değildi. "Son sene okul değiştirmek çok ilginç." Kaşlarımı çattım. "Okulun ilk gününden kızı kendine aşık etmedin değil mi? Sonra bir ay peşinden koştu. Yüz vermedin. Eren ile sana yakın olmayı denedi. Olabilir mi?"
"Mine, ne yazdın kızım. Tanımıyorum kızı hiç görmedim."
"Merve olayını hatırlatayım. Onu da tanımıyordun. Kız sana anonim olarak yazıp duruyormuş, cevap vermeyip engellemişsin. Sonra Eren'i kendine aşık edip ortamımıza girdi. İlk yalnız kaldıkları gün Emre gelmeyecek mi deyip terk etmiş çocuğumu."
"Ama tanımıyorum bu defa kesin. İki hafta olmuş okula geleli ve geldiği ilk günden beri konuşuyorlarmış."
Ayağa kalktım. "Seninle ilgili olabilir hâlâ. Eren'in sevgili olduğu kızların en az yarısı seninle yakın olmak için kırdılar çocuğumun kalbini." Yine ileri geri yürümeye başladım. Benden iyi mahkûm olurdu. "Anlamıyorum ki hiç kimse ile çıkmayan erkek ezik olur. Öyle derler yani. Sende bu nasıl cool duruyor. Kızları reddettikçe daha çok kız çekiyorsun."
Özellikle erkekler arasında ne kadar kızla çıkarsan o kadar popülersin algısı oluyordu. Bunu hem bazı erkekler alay eder gibi söyleyerek destekliyordu hem de bazı kızlar çapkın erkeklerin peşinde dolanarak bu tip düşüncelerin haklılık payını yükseltiyordu.
Ağzı kulaklarına vardı varacaktı. "Bana iltifat etmeyi kesen mi? Sevgililerinin diğer yarısına dönebiliriz. Mesela sorunlu tipler, aldatanlar, çok vakit geçirmeyi aşırı abartıp derslerinden geri kalmasını sağlayanlar..."
Evet arkadaşım diye demiyordum. Eren sevgili olunmaması gereken çoğu kişiyle sevgili oldu. Aşırı kıskançlar, sevgili parası yemeye bayılanlar... Kendisi tam kötü kız arkadaş avcısıydı. Sonunda üzülüp kalbi kırılan avda kendisiydi. Son senesinde bir tane daha bu hatadan yapmasına izin veremezdim.
Minderi aldım ve bulduğum yere bağdaş kurup oturdum. Bizim odalardan yangın merdivenin açılan kapıya sırtımı dayadım. Emre'ye dönük oturuyordum ve başımı kaldırdım. "İltifat etmiyorum ki eleştiri bu. Ulaşılmazı oynayarak daha çok kıza ulaşıp onları da gönderiyorsun. Böyle kartopu gibi büyüyorlar. Haksızlık bence başkası yapsa gey demişlerdi çoktan."
Emre de yanıma geldi. Bağdaş kurdu ve bana döndü. "Belki öyle bir enerji vermiyorumdur."
Ses tonunu düşürmesi ve ses tonundaki ima aramızda bir sessizlik yarattı. Gözlerimiz birbirinden ayrılmaz oldu. Türk dizilerindeki bakışma süresini tamamlayıp Hint dizilerine geçmiştik ki "Gelsenize içeri sizi bekliyoruz." Eren'in gelmesiyle silkelenip ikimizde birden ayağı kalktık. "Kavga etmeden konuşabiliyor muydunuz siz?" Eren'in şaşkınlığını abartarak sorduğu soruyla Emre'ye baktım.
Emre cevabımı merakla bekliyor gibi kollarını önünde birleştirip tek kaşını biraz havaya kaldırdı. Aklıma ilk gelen şeyi söyledim. "Daha yarım saat olmamıştı ondan."
Akan ailesinin salonuna girdiğimizde Eren'in annesini ve kız kardeşini gördüm. Kafamı gelince hep oturduğum tekli pembe koltuğa çevirdim. Orada oturuyordu.
Bu kızı hiç sevmemiştim.
Gözlerimi kapattım. Biraz sonra açıp tavana baktım. Sakinleşince gülümseyip yere bağdaş kurup oturdum.
Bundan sonra yerler benim mekanımdı.
Emre düştüğüm durumdan memnun sırıtıyordu. Eren ise yanlış bir şeyler yapmış gibi sessizleşmişti.
Pelin konuşmayı çok seven bir kızdı. Ortamda en çok konuşan ben olunca iyiydi de başkası olunca kafam şişmişti.
Annemi seni şimdi anlıyordum.
Günlük pembe kısa bir elbise giyinmişti. Saçında bile pembe küçük bir toka vardı. Pamuk şeker gibi bir şeydi. Tatlı tatlı gülüp konuşuyordu. Etraftaki şüpheci bakışları hemen dağıtmayı başardı. Çocukluktan çıkamamış olabilirdi. Tamam pembeyi çoğu kız sever de çantada mı pembe olurdu. Eren'e görünce aşık olan 7 yaşında bir kız pembe elbise giyince birden büyüyor olabilirdi. Sihir... Bunu araştırmam lazımdı.
Kafam nasıl güzeldi.
"Mine peki senin?"
Pelin soru sorunca ona baktım. Evet ismi buydu; kesin onaylanmıştı. Tatlı ve şımarık zengin kızı ismi gibiydi. İstediği olmayınca kulaklarından buharlar çıkarıp ayaklarını yerlere vuracak gibi duruyordu.
"Benim ne?" Ne konuştuklarını bile bilmiyordum.
"Erkek arkadaşın var mı?" Ağzımı açıp açmamak arasında kaldım. Genelde kapanmayan ağzım açılmak bilmiyordu. Nedenini anlamıştım. Önceki kız arkadaşlarına benzemiyordu. Nasıl desem; normal duruyordu.
Bunu beklememiştim.
"Yok ya ne Emre abimin, kız arkadaşı var ne de Mine ablamın, erkek arkadaşı var. Kimseyi bulamayınca 30 yaşına geldiklerinde mecburen birbiriyle evlenecekler bence." Eren'in ve Emre'nin kardeşi Asu bana yöneltilen soruya atılınca cevabını beğenmeyen Emre ona bir yastık attı. "Ne be sonunda olacağı bu." Bir tane daha yüzüne yastık yedi.
"Abinle düzgün konuş." Emre uyarır tonda konuştu. Asu bugünlük limitini yeterince doldurduğunu anlamış olacak ki ağzına fermuar çekti.
Biraz daha konuşsa iğne iplikle ben gelecektim.
O ağzını... Dikmek için...
"İyi o zaman yarın birlikte bir şeyler yapalım."
Kimseye bakmadan atıldım. "Yarın olmaz. Yarın cumartesi..."
"Bence Pelin çok iyi düşünmüş." Eren kılıbık çocuktu. Hanım köylüydü. Arkadaşlarını iki haftadır tanıdığı kız için acımadan satardı. İçimden "artık soranlara İzmirliyim yerine Ankaralıyım dersin." dedim.
"Bu saçma şakalar sıktı hepimizi bence." Kendi adına konuşmalıydın Eren. Ben sıkılmadım. "İstediğimiz gün dışarda bir araya gelebiliriz." Dedi sevgilisi ile her fırsatta buluşmak için zemin hazırlayan çocuk.
Kendi adına konuşmalıydı.
Emre ile birbirimize baktık. "Değil mi?" Dedik birlikte.
Değildi ulan değildi! Ve ayrıca bu kızı hiç ama hiç sevmemiştim.
Bölüm sonu çekiştirmesi?
25.07.2022 11.02
Devam edecek...
