"Vera kalk okula geç kalacaksın"
Hergünkü gibi böyle uyandım. Annem kalktığımı gördüğünde kardeşlerimi uyandırmak için odamdan ayrıldı.Hayatımda hiç sevmediğim okul üniformasını giyip yemek masasına geçtim.Annemin sesi buraya kadar galmişti "Dan hadi kalk,bak otobüs geliyor sen hala giyinip hazırlanmadın " aynı anda kız kardeşim girdi annemle Dan indiğinde yemeğe başladık. Otubüsün sesini duyar duymaz babam ve annemle vedalaştıktan sonra dışarı çıkıp otobüse bindim. Pek fazla arkadaşım olduğu söylenmez, ben kendim ile yetinen biriyim , derslerimi iyi dinlerim hocalarım beni çok sever . Ben dersimi dinlemek zorundayım ileride belki bi' işe faydam dokunur diye.
Çok normel bir günden sonra eve döndüm annem en sevdiğim yemeği yapmıştı, kıyafetlerimi bile değiştirmeden yemeğe başladımyemek yerken babam söze başladı "yarın dedenizin yanına gideceğiz , köye , ve erkenden gideceğimiz için yemekten sonra hemen herkes çantasını hazırlasın birkaç gün kalabiliriz" çok heycanlanmıştım uzun zamandır görmemiştim yaşlı dedemi.çantamı düzenlemek için odama çekildim. Düzenledikten sonra erken uyudum.Hayatımda ilk kez kendi kendime erken uyandım. Güzel yeşil elbisemi giyip hazır olduğumu belirttim , Dan'ın yanına gidip çantasını hazırlamaya yardım ettim en büyük benim ya. Sonrada Sir'in yanına gittim ona annem yardım ediyordu, o yüzden Sir'in odasından ayrıldım. Aşağı inip kardeşlerimi ve annemi bekledim Dan hergünkü gibi saçlarını düzeltmemiş mavi ter kokan gömeğini giymiş . Sir ise çok güzel görünüyordu kırmızı elbisesini sarı şapkasını giymiş bekliyordu herkes hazır olduktan sonra yola geçtik
Ah...sonunda vardık köyün havası okadar temiz di ki kentte hiç nefes alamıyormuş gibi hissettim.
Yanda koskoca bir buğday tarlası...ben bu buğday tarlasına kelimenin tam anlamıyla aşık olmuştum. Sonra dedem yolun başında belirdi ona doğru koşup sarıldım sora birlikte dedemin evine geçtik. Annem, baba ve dedem konuşuyordu sadece biz ise öylesine oturuyorduk.Gözüm dedemin yanındaki pencereye çarptı , "buğday tarlası" , yanlışıkla babamın sözünü kesip dedeme "dede , şu yandaki buğday tarlasında biraz gezinebilirmiyim " kardeşlerim tercih etmek anlamında başını salladı ,annem bizim az önce geldiğimizi ve dedemizle biraz konuşup sohbet etmemiz gerektiğini belirtti. Dedem bizi o kadar uzun zamandır görmemiş ki yaşlarımızı bile bilmiyordu
İlk önce Sir'e kaçıncı sınıfta olduğunu sordu , 4 diye cevap verdi ,ondan sonra bana , 9 ,en sonda da Dan'a ,6. Epey zaman geçtikten sonra dedeme yeniden aynı soruyu sordum dedem anneme baktı "anneniz izin verirse sorun yok yavrularım" hepimiz anneme baktık "tamam...ama Vera, kardeşlerine iyi bak olurmu , senin sözünü dinlesinler uzaklarda takılmayın, o yandaki ormana da sakın karışmayın , anlaşıldımı?" "Anlaşıldı"
Kardeşlerim ile beraber ne yapacağımızı düşünüyorduk herşey çok sıkıcıydı. Birden Dan söze başladı "saklambaç oynayalım, çok seviyorum , hem burası tamda saklambaç için tasarlanmış bir yer" hayatımda mantıdan sonra en nefret ettiğim şeyi sorarsanız saklambaç derim neden bilmiyorum. Ama o anda okadar sıkılmıştım ki oynamak zorunda kaldım "oynarım ama bir şartla , herzaman ben sizi bulacağım saklanmayı sevmem" "tamam anlaştık" "hadi ozaman"
1,2,3,4,5,6,7,8,9,...AÇTIM
"İkinizi de buldum çok kolay yerlerde saklanıyorsunuz artık zor yerler bulun yâhu"
Bu cümlenin hayatımı değiştireceğini bilmiyordum...