İçeriğe geç

Saklambaç

Bölüm 1 · 6 dk okuma

Saklambaç

Bölüm 1

Kayıp

Oy vermeyi ve bol bol yorum yapmayı unutmayın. >

28 Eylül 2010

Salı

Saat 15:34

1,2,3,4,5...100 önüm arkam sağım solum sobe saklanmayan ebe...

Medya: Buse

Beyza:

Buse'yi yaklaşık 1 saattir arıyordum fakat hâlâ bulamamıştım her yere bakmıştım ama yoktu. Kulağıma gelen yaprak ve rüzgarın sesi daha da korkmama sebep olsa da aramaya devam ettim."Buse nerdesin sen kazandın hadi çık artık" kalbimim atışı gittikçe artıyor ve bağırıyordum olduğunca çok bağırıyordum ama hâlâ yaprakların ve rüzgarın sesinden başka bir ses çıkmamıştı.

Hızlı adımlarla eve doğru yürümeye başladım; Evimiz ormanın arasındaydı, aslında küçük bir kasabada oturuyorduk çünkü gelirimiz o kadar yüksek değildi, babamın işi yüzünden buralara kadar gelmiştik. Eve vardığımda ahşap kapıyı açıp babama seslenecektim fakat duvar olamayacak kadar yumuşak bir şeye çarptım, başımı kaldırdığımda bana sinirli bir şekilde bakan annemle karşılaştım.

Sinirlenmekte haklıydı aslında kaç saattir dışarıdaydık ve oyun oynuyorduk. Anneme baştan sona her şeyi anlattım ilk başta inanmadı ve 'hâlâ oyun oynuyordur' diyip geçiştirdi fakat anneme yalvarır gibi Buse'yi bulamak istediğimi ve bana yardım etmesini istedim. İlk başta biraz karşı çıksa da son dakika kabul etti. Buse'yi çoktan aramaya koyulmuştuk ve benim kalbim hâlâ çok hızlı şekilde atıyordu sanki yerinden çıkacakmış gibi. Günün sonunda annem yalan atmadığımı anlamış o da telaşla babamı aramıştı. Annem babamla konuşmak için uzaklaştığında gözüm hâlâ etraftaydı.

Anneme baktığımda gözlerinden yaşlar akıyor sürekli yola bakıyordu, büyük bir ihtimal babamı bekliyordu.

Babam nefes nefese kalmış bir biçimde yanımıza geldiğinde onunda gözünden yaş geldiğini gördüm. Babam anneme bizim eve gitmemizi söyledi annemde babamın söylediğini ikiletmedi ve beni kolumdan tutup eve doğru sürükledi. Ama ben Buse'nin geldiğini görmeden eve girmek istemiyordum ne kadar yalvarsam yakarsam da eve girmek zorunda kaldım.

3 gün olmuştu ama Buse'den hiç bir haber yoktu..

Polisler, jandarmalar hatta babam bile her yeri dip köşe arıyordu. Ağaçların arkasına, gölün içerisine ve akla gelebilecek her yere ama nafile.. Hergün eve girdiğimde annemin ağlamalarını duyuyor ve daha çok ağlıyordum.

2 yıl geçmişti büyümüştüm ama buse hâlâ yoktu. Artık annem ile babam da ümidi kesmişlerdi ama ben ümitliydim buse gelecekti yakınlardaydı. Ölmüş olsaydı hissederdim sonuçta ikizimdi hissetmem gerekirdi öyle değil mi? Çok geçmeden Buse'yi görmeye başladım her akşam geliyor ve 'geldiğimi annem ile babama söyleme' diyip geri gidiyordu. Onu son gördüğümde saçları kısaydı fakat şimdi saçları uzamış omzuna kadar geliyordu. Ona sarılmak istediğimdeyse izin vermiyor hızlı bir şekilde uzaklaşıyordu.

28 Eylül 2013

Çarşamba

Saat 15:35

Buse:

Evden uzaklaşalı 2 yıl olmuştu, belkide verdiğim en iyi karar olmasa da en güzel tercihimdi. Beyza oralarda ne yapıyor merak ediyorum. Kaçmamın sebebi açıkça ortadaydı aslında, hayalim her zaman bir ressam olmaktı, ama ailem için asla öyle olmadı. onların gözünde koca bir memurdum. Geçen koskoca 2 yıl boyunca nerede mi kaldım? arkadaşlarımın da kaldığı küçük bir pansiyon da, aslında mutluydum fakat aklım hâlâ Beyza'daydı.

Birde başımızda duran güzel ve zarif bir abla vardı saçları kumral ve ensesine geliyordu, arkadan görenlerin erkek sanacağı bir biçimde kesilmişti, ten rengi ne çok açık ne de çok koyu bir renkti. Bize sürekli her şeyin iyi olacağını söylüyor ve kocaman gülümsüyordu. Ertesi gün kalktığımda güneş ışığı yüzüme öyle güzel vurmuştu ki kendimi cennette gibi hissetmemi sağlamıştı. Bende herkes gibi atölyeye indim, herkes ellerine kağıt kalem almış resim çiziyordu. "Aslı abla bende kağıt kalem alabilir miyim?" Ama beni duymamış gibiydi."Tabi ki tatlım biraz bekleye bilir misin"dedi. başımı aşağı ve yukarıya sallayarak olumlu yanıt verdim, 2 dakika bile geçmeden başımı okşadı ve önüme kağıt kalem koydu. Konumuz kız çizmekti, ilk önce kafa sonra saçlarını çizdim ve devam ettim.

Neredeyse herkes çizimini bitirmişti, Aslı abla sıra sıra dolaşıyor ve nasıl olduğunu nasıl, olması gerektiğini söylüyor ve sonra başımızı öpüp yerine oturuyor o da çiziyordu. Burayı çok seviyordum , buradaki çocuklar arasında neredeyse en eskisi bendim fakat burası bazı zamanlar çok tuhaf geliyordu. Hiç bir çocuk ailesi sorulduğunda afallamıyor düz cevaplar veriyordu. Nasıl yapıyorlardı? Nasıl ailelerini unutuyorlardı?

28 Eylül 2019

Pazartesi

Saat 20:37

Eşyalarımı kolilerden çıkartırken Beyza'nın beresini buldum, elime alıp sırtımı duvara yasladım o kokuyordu hala ilk günkü gibi kokuyordu herşeyini unuturdum ama kokusunu asla. Sonradan onu ne kadar çok özlediğimi farkettim o an herşey dondu sadece ben varmışım gibi insanlar, saat, dükkanlar, hayvanlar herşey... Kendimi çok kötü hissediyordum keşke kaçtığım gün onuda yanıma alsaydım ama yapamazdım onu kenara koydum ve kolileri boşaltmaya devam ettim. Neredeyse herşey bitmişti. Bir odayı boş bırakmıştım orası kardeşimindi, elbet birgün bulacaktım.

Dışarıya doğru yöneldim ve kapıyı açmadan paltomu alıp kapıyı öyle açtım. Kendimi dışarıya attığında sert rüzgar uzun ve kahverengi saçlarımı geriye doğru savurdu, o çıplaklık hissi kulaklarım ile buluştu, fakat bunları kafama takmadan yürümeye devam ettim. Gözlerim soğuktan dolayı donarken neden böyle bir hayat yaşamak istediğimi düşünüyordum. Hakikatten ben neden böyle bir hayat seçmiştim? kim böyle bir hayat isterdi ki? Bunları düşünürken gideceğim yere varmıştım bile. Küçük bir bere dükkanına gelmiştim, dükkanda rengarenk bereler vardı.

Her hafta mutlaka Beyza için bir bere dükkanına girip birkaç tane bere alır öyle çıkardım dükkandan, her zaman olduğu gibi bir bere alıp çıkacaktım, fakat bir adamın gizliden beni çekmek için uğraştığını gördüm. Yanına doğru giderken onunda bana doğru geldiğini gördüm ve sinirli bir şekilde yüzüne doğru baktım, maviye çalan bir göz rengine sahipti çok güzel ve büyüleyiciydi. Tam olarak önümde durduğunda çektiği fotoğrafları yada çekmeye çalıştığı mı deseydim.

Çektiği fotoğrafta pembe bir bereyi elimde tutmuş inceliyordum. O kadar uzakta olmasına rağmen nasıl bu kadar net çekebilmişti?

"Çok uzağımdaydın nasıl bu kadar net çekebildin?" dedim. Hiç düşünmeden cevap verdi. " Aslında o kadar uzakta değildim fakat sen farkedince uzaklaşmak zorunda kaldım. Bu arada ismim Çakır, memnun oldum." Çakır mı? İsmi kulağıma çok tuhaf gelmişti ama ayrı bir hava veriyordu, ellerini gözlerimin önünde salladığında kendime geldim. Adımı söylemelimiydim bilmiyorum. Biraz düşündükten sonra "bende Buse memnun oldum. İzninizle" diyip kapıya yöneldim

Bereyi unuttuğumu farkedince geri dönüp bereyi aldım, abla poşete koyarken karşıma çıkan o garip adamı düşündüm gözleri çok dikkat çekiciydi.

Evde kendime sıcak bir kahve yaptım ve bugün olanları düşünmeye çalıştım. Akla mantığa sığmıyordu daha önce görmüş gibiydim adam o kadar tanıdık geliyordu ki- ama kim olduğunu bir türlü hatırlayamıyordum.

Aradan biraz zaman geçti dışarıya baktığımda hava kararmak üzereydi. Biraz duşun bana iyi geleceğini düşünerek banyoya girdim, banyomu yaptıktan sonra aklımdan direk uyumak geçti ve yatağa uzanıp yattım.

Ertesi sabah güneşin ışığına uyandım, bir yandan güneşe hakaretler savuruyor bir yandan üstümü değiştiriyordum. Beyza'yı çok özlemiştim onuda yanıma almak istiyordum ve öylede yapacaktım.

Paltomu giyip evden çıktım ve önüme ilk gelen taksiye binip yaşadığımız eski kasabaya doğru gitmeye başladım. Nihayet gelmiştim tek gelmiştim ama asla tek gitmeyecektim.

Eski evime doğru yürümeye başladım bu kasabaya yaklaşık 9 yıldır gelmiyordum. En sonunda eskimiş olan evimi buldum, kapıyı 2 kere tıklatdım fakat hiçbir kimse kapıyı açmadı. " Beyza ben geldim Buse kardeşin, hadi aç kapıyı." Diye bağırdım ama yine açan olmadı.Bir yerden "Onlar yoklar kızım." Dediğini duydum, arkama baktığımda karşı kulübede bana doğru bakan yaşlı teyzeyi gördüm. İlk tırssamda aldırış etmeyerek devam etmesini bekledim. " Onlar 7 yıl önce buradan göçüp gittiler." Sözüyle irkildim "göçüp gittiler mi ? Bu ne demek oluyor yani öldüler mi ?" Karşıdaki yaşlı teyze kahkaha atmakla yetinip soruma cevap vermedi.

Sonuç tahmin ettiğim gibi çıkmadı. Evi terk etmişler yani ölmemişler.

Tam arkamı dönüp giderken önümde tanıdık bir yüzle karşılaştım "Çakır?" Şaşırmıştım, onun burda ne işi vardı ki? "Selam" sadece bunu mu dedi cidden? "Burda ne işin var? Burada mı yaşıyorsun?" Dedim şahsen hiç utanmıyordum çünkü merak ediyordum neden burda olduğunu, burada ne yaptığını herşeyi.

Sizce Buse doğru olanı mı yaptı?

Sizce kavuşacaklar mı?

Sizce Beyza iyileşecek

mi?

Beyza?

Buse?

Çakır?

Oy vermeyi ve bol bol yorum yapmayı unutmayın.>

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.