Günlerden cumartesiydi. Aslında benim için oldukça sıradan bir gündü. Her zamanki gibi kahvemi aldım ve sıkıcı geçen karantina günlerini olabildiğince verimle değerlendirme çabasındaydım. Televizyon karşısında filmleri karıştırırken mutfaktan bir çıtırtı sesi işittim. Önce çok önemsemesem de ikinci defa sesi duyunca bakmak için mutfağa doğru yöneldim. Işığı açıp ne olduğunu kontrol ettim bir şey görmeyince tekrar yerime geldim. Üzerimdeki bu gereksiz rahatsızlık gelecek hazin sonun bir habercisiydi adeta ama şimdilik bu durumdan tamamen habersizdim. Sonunda aradığım filmi buldum ve biraz atıştırmalık eşliğinde izledim, bitirdim. Film 3 saatti. Molasız bitirmek beni bir hayli yormuştu ve film bittiğinde doğruca yatağıma yöneldim. Yatağıma yatmaya hazırlanacaktım ki kapı çaldı. Kapıyı açtım, kara çarşafa girmiş sadece gözleri görünen bir kadınla karşılaştım. Kadın, “Yolumu kaybettim ve kalacak yerim yok yavrum mümkünse bir geceliğine evinde misafir eder misin beni?” ,dedi. Birdenbire ne yapacağımı bilemedim. Üzerimde anlamlandırmadığım öylesine bir rahatlık vardı ki az önce yaşadığım ürpertici olaya rağmen kadını içeriye buyur etmekten başka bir şey gelmedi elimden. Sanki görünmez bir bunları yaşamamam için diretiyor bende boynum bükük kabul ediyordum. Kadını ilk gördüğümden beri anlamsız bir korku kaplamıştı içimi. Ama yine de kabul ettim. Kadın sadece gözleri görünen kadının çarşafa girmiş bünyesi ile salondaki film izlediğim kırmızı üçlü koltuğun baş ucuna oturdu. Karnının aç olup olmadığını sordum. Tokum dedi. Bende yastık, çarşaf getirmek için yukarı çıktım. Geri döndüğümde bıraktığım yerde yoktu, ama tuvaletin ışığının açık olduğunu gördüm. Evde ikimizden başka birinin olmadığını göz önünde bulundurarak tuvalette herhalde deyip yatağını serip, uyumak üzere üst kattaki odama çıktım. Her zamanki uykuya geçme rutinimi gerçekleştirdim. Yatağıma geçtim. Yaklaşık 15-20 saniye sonra deprem olmaya başladı. Bildiğiniz ev sallanıyordu. O panikle kendimi nasıl dışarı attım anlatamam resmen merdivenleri üçer beşer inerken resmen düşüp boynumu kıracaktım. Sonrasında kapı önüne vardım ama dışarıda her şey normal görünüyordu tek don atlet dışarı fırlayanın ben olduğumu görünce tekrar eve doğru yöneldim ama bir absürtlük vardı. Böylesine bir sarsıntıyı yalnızca kendisi hissetmiş üstelik evde elektrik bile kesilmemişti. Normalde deprem olduğunda istenmeyen kazalar için ışıklar otomatik kesilirdi. Kafamdaki soru işaretleri ile eve döndüm sonra yatmadan önce misafir ettiğim kadın aklıma geldi. Kendi can derdimden onu da unuttum diye kendime kızar bir surette aşağıya indim ama salonda serili olan yatağında yoktu üstelik hiç bozulmamıştı. Herhalde fikrini değiştirip gitti düşüncesiyle tekrar üst kattaki odama çıktım ve yatağıma uzandım. Birkaç dakika sonra uyumaya çalışırken aşağıdan gelen fısıltılar duydum. Ne olduğunu görmek adına sessizde merdivenlerin ucundan salona baktım. O kadındı. Birisiyle konuşuyordu. Ama kim olduğuna bakmaya cesaret edemedim. Tam kafamı geri çekecekken göz göze geldik. Sonra kadın birdenbire yok oldu. Resmen şok olmuş, içerimi büyük bir korku kaplamıştı. Korkudan olduğum yerde donuk bir ifadeyle bir süre donakaldım. Ardından kendimi toparladım ve az önce gördüğüm olaya anlam vermeye çalıştım. Korkudan bir köşeye oturup bildiğim bütün duaları okudum. Neredeyse aklımı yitirecektim. Sonra odama geçip sabaha kadar anlamsızca oturup düşündüm. Sonra böyle yapmamın anlamsızca bir hareket olduğunu, gidip birileriyle paylaşmam gerektiğini düşündüm. Ve hemen annemi aradım. Şahit oldum şeyleri anlattım. Hemen ertesi gün atlayıp yanıma geldi. Beni teselli etti. O günün akşamı salonda annemle beraber karşılıklı koltuklarda uyuduk. Babamın her zamanki gibi işler çok yoğun olduğu için annem gelmişti sadece. Hatta annem söylediğine göre diğer aile fertlerinden kimseye bu durum hakkında bilgi vermemişti. Bir yalan uydurup hemen buraya gelmiş. Ama o gecede talihsizlikler peşimizi bırakmadı. Yine tam yatmaya hazırlanmıştık ki kapı çaldı. Bu sefer kapıyı annem açtı. Bende arkasında sessizce kim olduğunu görmeye çalışıyordum. Kapı aralandı ve babamın kapı lambasının loş ışığı altındaki maske takılı yüzü ardına gizlenmiş içten içe telaşlı yüzünü gördüm. Sanırım hayatımda ilk defa babamı gördüğüm için bu kadar sevinmiştim. Annemin yokluğunda ters giden bir şeylerin olduğunu sezmiş olacak ki o da çıkagelmişti yanımıza. Annem şaşkın bir ifadeyle kocasını salona buyur etti ve bir müddet ortamda sessizlik hüküm sürdü ve annem göz kaş yaparak beni mutfağa çağırdı ve kulağıma salonda oturan adamın babam olmadığını söyledi. İlk önce annemin sözlerine anlam veremedim ama babamın hakikaten anlam veremediğim hal ve hareketleri vardı. Karşılaştığımızdan beri ağzını bıçak açmamıştı ve sürekli donuk ve sabit bir ifadeyle karşıya bakıyordu. Biraz dikkat edince ayaklarının ters olduğunu gördüm, kandım dondu ne yapacağımı bilemedim kendimi bir anda balkona attım. Bu yaşadıklarım sahiden gerçek miydi? Bu yaşadığım birkaç günün bir rüyadan ibaret olmasını o kadar çok istemiştim bir an. Ama yapacak elden gelen bir şey yoktu, her şey tamamen gerçekti. Annemin içine içine ağlayışını duyduktan sonra mutfağa yanına geçip teselli etmek istedim ama annem mutfakta değildi. Zaten babamın (yani her ne gördüysek) yanında olmayacağını kesin gözüyle baktığımdan sessizce üst kata bakmaya gittim. Hiçbir yerde gözükmüyordu ve tahmin edeceğiniz üzere bakmadığım tek yer kaldı. Oturma odası. Umutsuzca oturma odasına gittim ve annemin de o yaratıkla aynı surete bürünmüş halde buldum. Peki şimdi ne yapacaktım?
Allah'ım neler oluyor böyle? Acaba karantina günlerimde yaşadığım yalnızlığın içerisinde yaşadığım bir psikoz, bir hayal ürünü müydü bütün bunlar? Ardından gözlerimi açtığımda salonda koltukta uzanıyorken kendimi buldum. Ardından her yerim tutulmuş vaziyette gidip yatağıma uzandım ve uyku sersemliği ile tüm yaşananları unutup tekrar uykuya dalmışım. Ne ara çıkıp yattığımı anlamadığım yatağımdan gözlerimi kapamadan önce hatırladığım tek şey buydu.
Sabah gözlerimi açtığımda tavandaki avizeyle gözlerimi açtım. Odamdaydım. Aklımda yaşananları ancak birleştirebiliyordum. Yaşadıklarım gerçek miydi sahiden? Yataktan kalktığım gibi hışımla salona indim. Kimsecikler yoktu. Hemen telefona sarılıp annemi aradım akşamki olup biteni sordum. Hiçbir fikri yoktu. İçim öylesine rahatlamıştı ki anlatamam. Annemin her arayışım gibi klâsik hal hatırını sorduktan sonra telefonu kapadım ve akabinde hayatımdaki en huzurlu uykuyu çekmek üzere uyuya kaldım...