Atalaya partiden sonra bir şeyler olmuştu,benden tiksindiğini söyleyen çocuk sürekli bana yürüme fırsatı kolluyordu,herhalde ona bir şeyler fırlattığımda saksısının düzeni bozuldu ya da başka bir şey bilmiyorum ama kesin olan bu eski Atalay değildi.
Bana bakışlarından uzak kalmak için diğer kişilere bakıyordum.
Drama hocası,
"Evet,şimdi sınıfda herkes var sanırım.Herkes kendi partnerinin yanında otursun.Yani bundan sonra benim dersimde partnerinizin yanında oturacaksınız."
Herkes yerinden ayaklandı ve partnerinin yanına oturmaya başladı ben ise Atalayla bakışmakla meşguldüm.En sonunda bu bakışma bitsin diye yanıma gelmesini işaret ettim.
O da ayaklandı ve yanıma doğru yavaş adımlarla geldi.Yanıma otururken tebessüm etti ve kollarını masaya koyup ayaklarını uzattı.
Bakışlarımı ne kadar istesem de ondan uzaklaştıramıyordum.Bir süre ona bakmaya devam ederken boynunda bir morartı farkettim ve içimde ki meraklılar bunu sormam için başımın etini yiyordu.Başka bir zaman soracaktım.
Drama hocasının konuşmasıyla bakışlarımı Atalaydan çektim ve hocayı dinlemeye başladım.
"Evet,gençler.Şimdi partnerizle herhangi bir drama sahnesi yapıcaksınız,sizin potansiyellerinizi farketmez için herkes yapmak zorunda.Kitaplarda okuduğunuz,popüler olan, tiyatrolarda izlediğiniz vb.bir drama sahnesi."
Birde başıma bu çıktı şansıma tüküreyim..
"Herkes partneriyle 5 dakika içerisinde hangi drama sahnesini oynayacağına karar versin ."
Oflayarak kafamı yine Atalaya çevirdim.
"Aklında ne var?"
"Sen varsın."Böyle tatlı sözler beni etkisine almazdı.
"Heryerde olduğumu biliyorum neyse drama olarak bir şey seç."
Atalay sinsice sırıttı ve cebinden bir defter çıkarttı.
Ardından sayfaları hızlıca karıştırdı, ardından bulduğu sayfada durakladı ve bana gösterdi.
"Lan sen çok fenasın!Demek Romeo ve Juliet!"
"Sen de az fena değilsin."
"Nasıl yani?"
"Boşver onu,bu sahneyi oynayalım."
İlla çatlatacak!
"Tamam bana uyar."
Gösterdiği sahnede ki Juliet'in repliğini okudum ve birkaç kez içimden tekrar ettim.Biraz ezber de olsa doğaçlama yaparım.
Hoca 5 dakikanın dolduğunu söyledi ve sırayla çağırmaya başladı.
İlk Asel ve Bilge çıktı tahtanın önüne.Ah zavallı Bilge!Şu siyah çiyan çektirir ona.
Asel tabi tahtaya çıktığı gibi bana ve Atalaya pis bakışlarını attı ve ardından yüz mimiklerini daha sakin ve dramatik bir yüz ifadesine soktu.
"Belki bugün öleceğim,o yüzden seni son kez sevmek istiyorum!Belki yarın öleceğim,bugünü sana adamak istiyorum!"
"Hayır, hayır.."
"Ben senin bana hayatında ki son anlarını vereceğin kadar güzel bir lütuf değilim!"
Bilge dramatik bir şekilde kafasını başka bir yere çevirdi.Aslında güzeldi.Aselde tam bir tiyatro oyuncusu vardı.
Hoca gülümsedi ve kağıda bir şeyler yazarken diğer partnerleri çağırmaya devam etti.
Bazıları fazla dramatik bazıları ise drama yapacağım diye komedisyene dönmüştü.
Komik ve güzeldi.
Ardından bizim ismimiz okundu.Büyük bir rahatlıkla sıradan kalktım ve tahtaya doğru yürüdüm arkamdan Atalay geldi.
Atalay yüzüne keder ve endişeyi yerleştirdi ve beni kendine çekti,hafif şaşkınlık da olsa belli etmedim.Onun yerine ben de yüzüme kederimi yerleştirdim..
Elini kalbime koydu ve bir elini çeneme.İçim bir ürpertiyle doldu.
"Ah,sana doyamadan mı bırakacaksın beni böyle?"
Bu sahne ona yakışıyordu..
Dudaklarım hafifçe kıvrıldı,
"Nasıl bir doyum bekliyorsun ki bu gece?"
Elinin üstünü elimle tuttum ve gamzelerimi ortaya çıkararak gülümsedim..
Atalay dramaya uygun bir şekilde hâla endişeli duruyordu ama dudağının kenarı kıvrılmıştı. Eliyle çenemi tutarken biraz bana yaklaştı, inşallah sahne de öpüşme gibi birşey yoktur da neyse.
"Aşkının katkısız yeminini benimkine karşılık."
İstemsizce yutkundum ve kendimi toparlayarak bir kaşımı kaldırdım ardından gülümsememi acılı bir tebessüme çevirdim.
"Onu sana verdim bile,sen daha istemeden,olsa da keşke bir kez daha versem.."
Atalay dudağını üzülmüşcesine büzdü.
"Geri mi alacaksın yine? Peki, neden sevgilim
neden?"
Burada biraz doğaçlama yapmıştı.
Boşta olan elimi yavaşça omzuna nazikçe koydum.
"İçtenlikle geri vermek için sana,
Elimde olan bir şeyi istiyorum hem,
Cömertliğim uçsuz bucaksız denizler gibi,
Denizler gibi derin sana olan sevgim,
Sana ne kadar versem o kadar çoğalıyor bende ki sevgim.Sonsuz çünkü ikisi de."
Bitti diye tam yerine ilerliyecekken ben adım atmadan Atalay beni hafifçe çekti ve gözlerimin tam içine bakarak,
"Sana ait birşey istiyorum sevgilim,
Dudaklarını.."
Hafif gerildim.Lan böyle bir sahne mi var?
Hocaya kaşgöz işareti yapmama bile müsade etmeden benim dudaklarıma dudaklarını bastırdı ve hızla çekti.
Onu öpmekten ya da onun tarafından öpülmekten utanmazdım da hocanın önünde de olur mu lan öküz!
Yerime utana utana geçerken hoca,
"Güzel bir sahne sundunuz, doğaçlamalarınız da güzeldi."dedi ve tebessüm etti.
Afallayarak hocaya baktım ve Atalay beni ite ite yerine götürdü.
Yerimize geçtiğimiz gibi Atalayın ayağına var gücümle bastım.
Bana şaşkınca baktı,sinsice sırıttım.
Kulağına fısıldayarak,
"Seni öküz sen beni hocanın önünde öpmek ne demek göreceksin."
Diğerleri drama sahnelerini sunmaya devam etti ve zil çaldı.Hoca sınıftan çıktığı gibi.Atalayın saçını yolarcasına tuttum ve peşimde sürüklemeye başladım..
"Lan Talya napıyorsun!?"
"Drama sahnesi bebeğim, doğaçlama bunlar dimi!"




