Pazartesi
Koskoca üç gün. Üç gün boyunca konuşmadık. Cuma zaten olanlardan sonra konuşmamıştık. Hafta sonu ne kızlarla buluştum ne de Ersin ile konuştum tabi pazar günü abimin evinden kendi evime geçmem dışın da dışarı bile çıkmadım. Şimdi ne mi? Bizimkilerin uyanmasına yarım saat var. Uykum gelmeyince doğal olarak bütün gece uyumadım. Cuma akşamı da uyuyamamıştım ama olsun.
Telefonumdaki Ersin'in resmine son defa bakıp telefonu kapattım. Ayağa kalkıp kıyafetlerimi seçerken boy aynasından kendime baktım. Gözümün altı mı şişmişti? Aynaya yaklaşıp bakarken gözümün kızardığını da fark ettim. Bir de bu eksikti. Aynadan uzaklaşıp kendimden soğuma ihtimalimden kaçındım. Bu aralar aynaya bakmak istemiyorum aksi takdirde kendimden soğuyabilirim. Dolabıma bakıp siyah pantolonumu giyerken aklıma cuma gününün tatil oluşu geldi. Ne güzel günlerdi, ne ara yolu açtılar da okula gidiyoruz? Okul formamı giyip siyah pantolonunum içine teperken okula içimden küfür etmeye başladım. Okul formasının üstüne siyah sweat giyip saçlarımı tarama başladım. Saçlarımı bağlamaya üşenip siyah tokamı bileğime takıp bi ara saçımı bağlarım havasına girdim. Telefonumdan saate baktım, kızların uyanmasına daha on beş dakikadan çok vardı. Mutfağa inip mısır gevreği yerken kafamı dağıtmaya çalıştım. Kasemdeki mısır gevreğini bitirip dişlerimi de fırçalayınca evden çantamı ve montumu alıp çıktım. Montumun cebine ellerimi sokup hafif hafif yağan karı izleyerek okula doğru yürüdüm.
Okula gelince çikolatalı süt almadığımı fark edip kantinden çikolatalı süt aldım. Çikolatalı sütü içerek sınıfa çıktım. Şimdi ben yine Ersin ile oturmaya devam mı edeceğim? Ersin düşüncemi bırakıp yerime oturdum. Çikolatalı sütü bitirip çöpe doğru basket atmaya çalıştım ama kötü bir basketçiyim. Yerimden kalkıp çikolatalı sütü çöp kutusuna atıp yetime geri oturdum. Kafamı sıraya koyup mükemmel düşüncelerime kapıldım. Winx'in son bölümünde acaba ne olmuştu? Ben mükemmel düşüncelerimi düşünürken kapı sesi geldi, Ersin gelmiştir umuduyla kafamı kaldırdım ama Alper'i görünce istemsiz olan gülümsemem düştü.
Konumuz hiç Alper olmamıştı. Bu yüzden hiç Alper'den bahsetmemiştim ama Alper Ersin'in de dediği gibi eski sevgilimdi ve aynı sınıfta olmak baya güzel bir şey (!) "Günaydın güzellik." Dedi Alper, benimle dokuzuncu sınıftan beri ilk konuşmasıydı. Etrafa baktım, acaba benden başka biri var ve ben bilmiyor muyum diye ama kimse yoktu. "Senden bahsetmiştim Danla." Dedi, umursamadan önüme döndüm. Bu arada belki merak etmişsinizdir, Alper ile neden ayrıldığımızı. Alper o zamanlar yani o hafta sonu bana memleketime gidiyorum dediğinde kızlar ile eğlenmeye gitmişti ve ben bunu Arya'nın instagramından görmüştüm çünkü bana gizlemişti. "Neden konuşmuyorsun?" Gülmeye başladım. "Eski sevgilim ile konuşmak pek hobim değil." Dediğimde o da konuşmayınca pes ettiğini fark edip kafamı sıraya koydum.
Bir kaç dakika sonra bizin kızların sesini duydum. Hatta sadece kızların değil sınıfın yarısının sesini duymuştum ama kafamı kaldırma zahmetinde bulunmadım. "Dün eve gelince uykum var deyip odana çıktın, bu gün erkenden okula geldin. Neyin varsa söyle." Dedi Eslem'in sesine benzettiğim ses. Kafamı kaldırıp Eslem ve Arya'ya baktım. "Senin yüzüne ne oldu? Bembeyaz olmuşsun." Dedi Arya, etrafa baktığımda Emir, Çınar ve hayatımın biricik anlamı olan Ersin sınıftaydı. "Uykum var." Deyip geriye yaslandım. "Ersin gel iyileştir." Dedi Arya gülerek, Emir iki kere öksürüp "Dalin size söylemedi sanırım ama Dalin ve Ersin ayrılmış." Dedi, demek ayrıldığımızı söylemişti. Kafamı eğip ayaklarımı salladım. "Ayrıldınız mı? Danla biz şerefsiz miyiz? Neden söylemiyorsun?" Dedi Arya, Eslem Arya'nın koluna vurup "Kızın halini görmüyor musun? Üstüne gitme, az yalnız kalsın." Dedi, bunu demesinin üzerine sıralarına geçtiler.
"Ersin niye ayrıldınız?" Dedi Eslem sessizce, benim duymamı istemiyordu ama ben gayet iyi duydum. "Ayrıldık işte." Dedi Ersin gülerek, tamam güzel gülüyorsun ama bu sırada da gülünmez yani. Şeye benzedi mezarlıkta yalnızken gülen kişi gibi. "Mal ne gülüyorsun? Kızın halini görmedin mi?" Dedi Arya sessizce, sizin sessiz oluşunuzu yerim. Ne güzel sessiz söylüyorsunuz, asla duymuyorum (!) "Ersin'in üstüne gitmeyin oğlum. Ersin de üzülüyor ama yapabileceği bir şey yok." Dedi Emir, Emir hiç sessiz konuşma haline bile girmedi. "Farkında mısınız bilmiyorum ama Ersin gülüyor. Neresi üzgün bunun?" Dedi Arya, sessiz konuşma işini sanırım bitirmişlerdi. "Tek üzülen Danla değil, cuma Ersin'in evine gitti-" Diyordu Çınar ki biri öksürerek Çınar'ı susturdu. Benden rahatsız olduklarını düşünüp sınıftan çıkıp kantine indim.
Kantinden çikolatalı süt alıp sınıfa geri döndüm. Sınıfın kapısında durup çikolatalı sütün pipetindeki çöpü çöp kutusuna attım. Pipeti çikolatalı süte batırıp içmek için ağzıma götürdüm ama Alper gelip elimdeki çikolatalı sütü alıp içmeye başladı. Mal gibi Alper'e bakarken "Kızdın mı güzellik?" Diye sordu, çikolatalı sütü almaya zahmet bile etmeden yanından geçerken Alper kolumdan tuttu, Alper'e baktım "Danla ben özledim." Dedi, gülümsedim. Gözlerim Ersin’e kaydı. "Ben de özledim." Dedim, Alper bana bakıp gülümserken "Biz tekrardan birlikte olalım mı?" Dedi, ciddi misin sen? "Ben de özledim ama seni değil." Dedim Alper'e bakarak, Ersin'e bakıp konuşmaya devam ettim. "Başkasını özledim." Deyip derin bir nefes alıp verim. Alper Ersin'e bakıyordu. Alper birden bana bakıp "Ersin'i mi özledin?" Dedi, ben cevap vermeyince gülüp kolumu tutup sıktı. "Ersin'i mi özledin Danla!?" Diye bağırdı Alper kolumu iterek bırakmasıyla Ersin Alper'in kolundan tutup "Bana baksana sen." Dedi.
Alper Ersin'e bakınca Ersin kafa attı. Alper yere düşünce geriye doğru sıçradım. Alper yerden destek alıp kalkarken Ersin Alper'e bir yumruk attı "Lan zaten sinirliyim, tüm sinirimi senden çıkartmak istemiyorum." Diye uyardı Ersin, Alper ayağa kalkıp "Ersin zaten yaptığın kalleşlik." Dedi, Ersin'i iterek. "Daha da uzatma." Dedi Alper bağırarak. "Uzatmayayım öyle mi?" Dedi Ersin alaylı bir tonda konuşmaya devam etti: "Bir de benim yaptığım kalleşlik." Ciddi olunca tekrar konuştu. "Sevdiğim kızla konuşan sensin." Dedi, Alper sinirle bana bakıp ardından Ersin'e baktı. "Ben nereden bileyim o sırada Danla'yı sevdiğini? Ama sen benim eski sevgilim olduğunu biliyordun." Dedi Alper, hay benim o gün Alper ile konuştuğum zamanın ağzına edeyim. "Biliyorum ama o zaman sana anlatmaya çalıştığımda bilerek anlamıyormuş gibi yapıyordun. Şimdi sıra bende." Dedi Ersin, Ersin bana bakıp birden kolumu tutunca mal mal Ersin'e baktım zaten bakıyordum ama çaktırmayın.
Ersin beni sınıftan dışarı bahçeye kadar çıkarttı. Beni bahçede okul duvarına yaslayıp "Neyin var senin?" Dedi kafamı eğip. Ona baktım. "Bir şey yok." Dediğimde güldü. "Bir şey yok." Dedi alayla, kahkaha atıp devam etti. "Sevmiyorsun ama sevmiş gibi yapıyorsun." Dediğinde kaşlarımı çattım. "O gün de söylediğim gibi, seni seviyorum." Dediğimde Ersin çenemden tutup kafamı kaldırdı. "Gözlerime bak." Dediğinde derin bir nefes alıp verdikten sonra Ersin'in gözlerine baktım. Ersin'in gözlerine bakmamla gözlerim dolu. Gözlerini özlemiş olamam ya? "Seni seviyorum." Dediğimde Ersin'in gülümseyen suratı düşüp bana ciddi ciddi baktı. "Oyuncu olmaya ne dersin?" Dediğinde duvara yaslanmaktan vaz geçip Ersin'in yanına geçtim "Sen ister inan ister inanma ama seni seviyorum." Dedim ve yanından geçtim demek isterdim ama yanından geçerken kolumdan tutup duvara geri yaslattı, sırtım acıdığı için yüzümü ekşittim. Ersin umursamadan kollarıyla beni duvara haps etti. "Ne?" Diye sordum, Ersin bana yaklaştı, dostum ikinci öpücüğü kaldıramam. Ersin'i öpecek diye izlerken dolu olan gözlerimi sildi. "Sana inanmak istiyo-" Diye söylemeye başladı Ersin fakat sözünü kestim. "Bunca yıl sevmiyorum diye düşünmüşsün ama şu an seni seviyorum." Dedim, Ersin geri çekilip yere baktı. Demin tamamlayamadığı cümlesini tamamladı. "Sana inanmak istiyorum." Ersin'e daha dikkatli baktım. "Niye inanmıyorsun?" Dediğimde bana baktı, ellerimi yanaklarından çekip yanımdan gitti. Bu neydi şimdi? Onu sevdiğime inanmamak falan.
Sınıfa doğru ilerlerken bizim sınıfa hocanın girdiğini gördüm umursamadan sınıfa girip çantamı aldım. "Danla Hanım nereye?" Diyen kişiye baktım, canım hocam. "Siz oturun çocuklar." Dedi hoca, ayakta olan herkes oturunca gözlerini bana diktiler. "Kendimi iyi hissetmiyorum, müdürden izin aldım. Müsadenizle." Dediğimde hoca tek kaşını kaldırıp bana baktı. "Neyin ağırıyor?" Dediğinde göz devirip kapıya yöneldim "Midem bulanıyor.” Diye mırıldanıp sınıftan çıktım. Yine çok havalıyım ama bu havalı oluşum ağlamayacağım anlamına gelmiyor. Okuldan çıkınca telefonumu çıkarıp Evlatlık diye kaydettiğim abimi aradım. Telefon çalmadan açtı "Gece bi dur kızım." Dedi abim sonra devam etti "Ne oldu? Niye aradın." Evine doğru yürümeye başlarken "Beni okuldan al." Dedim, abim birden bağırmaya başladı "Gece sikeceğim ecdabını bi dur lan!" Diye bağırınca telefonu daha dikkatli dinledim. "Aşkım araba sürüyorsun az sakin ol." Dedi Gece olduğunu sandığım kız, kız gülünce abim daha da sinirlendi "Gece seni arabadan atacağım şimdi.” Dedi abim sinirle, Gece gülmeye tekrar başlayınca telefonu kapatıp mesaj attım.
Danla: Beni okuldan al demek için aradım ama fakat ile fazla meşgulsün anlaşılan.
Mesajı yolladıktan sonra Şerefsiz diye kaydettiğim Tolga'yı aradım. Tolga bir iki çalıştan sonra telefonu açma zahmetinde bulundu. "Efendim Dalin? Bu saate mükemmel uykumu bölecek kadar önemli bir şey değilse ana avrat söverim haberin olsun." Dediğinde hafif gülümsedim. "Beni okuldan alması için abimi aradım ama almadı sen alırsın diye düşündüm." Dediğimde Tolga’nın esneme sesi geldi. "Tamam beş dakikaya oradayım." Dedi, telefonu kapatıp eve yürümeye devam ettim. Aradan baya bir zaman geçince motor bisikletli biri yanımda durdu. Kim olduğuna bakmak için durdum. "Hadi Dalin." Dedi motor bisikletli olan kişi. "Kimsin?" Dediğimde karşımdaki güldü. "Tolga lan ben, bin hadi." Dediğinde gülümseyip motora bindim. Tolga'ya sarılıp "Yavaş sür tamam mı?" Dediğimde Tolga gülüp birden gaza bastı, pezevenk it.
Dakikalar sonra eve gelince Tolga'ya sarılmayı bırakıp motordan indim Tolga'nın omuzuna vurup eve geçtim. Salona geçip oturunca Tolga karşıma oturdu. "Neyin var?" Dediğinde gülümsedim. Kendi elimle oynarken "Bir şey yok." Deyip koltuğa yayıldım. "Dalin neden okulu astın?" Dediğinde sahte bir şekilde gülümsemeye devam ettim. Tam konuşacakken telefonum çaldı, göz devirerek telefona baktım. Annemin aradığını görünce oturmamı düzelttim. "Efendim sultanım?" Dedim, annemin derin bir nefes alış verişini duydum. Sıçtın Danla. "Anne ses verecek misin?" Dediğimde annem keskin bir sesle "Abin bana birkaç şey anlattı, Danla." Dedi annem, sıçma challenge.
