Cihangir’deki o nemli, eski apartmanın üçüncü katında, cam kenarına yığılmış kumaş parçaları ve eskiz defterlerinin arasında Bade Yıldız, elindeki son faturaya nefretle bakıyordu. Elektrik… Doğalgaz… İnternet… Her biri, boğazına dolanan bir ip gibi sıkıyordu onu. Üç yıl önce annesinin "grafik tasarımcılık da neymiş, düzgün bir iş bul" homurdanmalarına inatla açtığı butiği, aslında batık bir hayaldi. Sanatını icra ettiği atölyesi sandığı bu küçük daire, aslında çürümeye yüz tutmuş bir yalanın merkeziydi.
Parmağı, ekranda annesinin adının belirdiği telefona uzandı. Yutkundu. Melike Yıldız, kızının hayatını, özellikle de aşk hayatını didiklemeyi bir hobi haline getirmişti. Ve Bade’nin, annesine aylardır bahsettiği o "başarılı, yakışıklı, müstakbel damat adayı" tamamen uydurmaydı. Kocasız kadınların toplumda yarım kaldığına inanan Melike için, Bade’nin otuzuna merdiven dayamış bekar hali bir utanç kaynağıydı.
Telefon çaldı. Bir, iki… Bade derin bir nefes aldı. “Efendim anneciğim?” Sesi, içindeki paniği ele vermemeye çalışarak, olması gerekenden daha neşeli çıktı.
“Badeciğim, nihayet! Neredesin sen? Meşgule atıp duruyorsun. O yakışıklı sevgilinle mi kaçamak yapıyorsun yine?” Annesinin tiz sesi, telefonun ahizesinden süzülerek Bade’nin beynine nüfuz etti.
“Hayır anne, atölyedeyim. Bir proje yetiştirmeye çalışıyorum.” Yalanlar, her bir nefesiyle daha da ağırlaşıyordu.
“Hım, proje proje… Ne zaman bitecek bu projelerin? Bak, komşunun kızı Elif evlendi geçen hafta. Üç ayda nişan, altı ayda düğün… Sen hâlâ o hayali sevgilinle mi oyalanıyorsun? Ne zaman tanışacağız o gizemli adamla? Adı neydi? Mert miydi, Can mıydı?”
Bade’nin kalbi göğüs kafesinde bir kuş gibi çırpınmaya başladı. “Korhan anne. Adı Korhan. Ve çok yoğun, işleri var. Ama söz, en kısa zamanda tanıştıracağım seni.” Yalanın adı bile tüylerini ürpertiyordu. Korhan diye biri yoktu ki. Hayal gücünün ürünü, annesini susturmak için yarattığı bir kuklaydı sadece.
“En kısa zamanda ne demek Bade? Benim tansiyonum fırlıyor senin yüzünden. Evli barklı olsan benim de gözüm arkada kalmazdı. Bak, ben sana geçenlerde birini ayarladım. Çok efendi bir çocuktu, doktor. İstersen arayayım randevu alalım?”
“Hayır anne! Benim Korhan’ım var! Ve o da gayet efendi, işinde gücünde biri!” Bade’nin sesi yükseldi. Annesinin bu bitmek bilmez baskısı, onu uçurumun kenarına itiyordu. “Söz veriyorum, bu hafta sonu sizinle tanıştıracağım onu. Oldu mu?”
Telefonun diğer ucunda kısa bir sessizlik oldu. Ardından annesinin ses tonu aniden değişti, zafer kazanmış gibiydi. “Vay be! Demek Korhan’ı bize getiriyorsun. Nihayet! Pekala, ben hazırlıklara başlayayım o zaman. Beykoz’daki evde yemek yaparız. Sakın vazgeçme bu sefer!”
Bade, telefonu kapatıp kendini koltuğa bıraktı. Ellerini saçlarının arasına daldırdı. Korhan. Şimdi nereden bulacaktı Korhan’ı? Bir mucizeye ihtiyacı vardı. İşte o an, aylar önce gece geç saatlerde karşısına çıkan, sonra gülüp geçtiği o reklam aklına geldi. "Sahte Sevgili Hizmeti: İhtiyaçlarınıza özel çözümler." O zamanlar bunu bir şaka sanmıştı. Şimdi ise tek çaresiydi.
Titreyen parmaklarla telefonunun tarayıcısına girdi. Birkaç aramayla uygulamayı buldu. İncelediği her profil, içindeki umutsuzluğu ve mide bulantısını artırıyordu. Hepsi, birer manken gibi poz vermiş, aşırıya kaçan bir özgüvenle gülümseyen, sıradan tiplerdi. Ta ki…
Ekrandaki yüz, tüm sıradanlığı bıçak gibi kesip attı. Adı: Korhan Akay. Yaşı: 26. Mesleği: Öğrenci. Açıklama: "Belirli bir dönem için eşlik, profesyonel yaklaşım." Fotoğrafta, koyu renkli takım elbisesiyle bir kütüphane rafına yaslanmış, gözleri doğrudan kameraya, yani Bade’nin ruhuna bakıyordu. Koyu, neredeyse siyah gözleri, keskin çene hattı ve hafifçe kıvrılmış, alaycı duran dudakları… Sıradan bir genç adam olmaktan çok uzaktı. Sanki karanlık bir mitolojiden fırlamış, tehlikeli bir cazibeye sahipti. Bu adam, para için mi yapıyordu bunu? Ya da başka bir sebep mi vardı? Bir holding varisi ve mimarlık öğrencisi olduğu fısıltılarını daha önce duymuştu, ama bu uygulamada ne işi vardı?
Bade’nin kalbi hızla çarpmaya başladı. Bu adam tehlikeliydi. Ama aynı zamanda, annesinin fırçasından kurtulması için tek şansıydı. "Görüşme Talep Et" butonuna tıkladı.
Bir saat sonra, Bade’nin kapısı çaldığında, dünyası tepetaklak olmuştu bile. Kapıyı açtığında, Korhan Akay’ın fotoğraftakinden bile daha etkileyici bir varlık olduğunu fark etti. Uzun boyu, omuzları, üzerine kusursuz oturan lacivert ceketi… Kokusu bile, Cihangir apartmanının ağır havasını dağıtan, keskin ve erkeksi bir tazeleyici gibiydi. Gözleri, evinin her köşesini tararken, Bade’nin içini ürperten bir şey arıyor gibiydi.
“Bade Yıldız, sanırım?” Sesi, boğuk ve derin, tam da hayal ettiği gibiydi.
“Evet. İçeri geçin lütfen.” Bade, eli titreyerek kapıyı gösterdi. İçeri giren Korhan, küçük salonu devasa bedeniyle doldurmuştu. Sade, modern mobilyaları ve dağınık tasarım malzemeleriyle dolu bu alanı adeta yutuyordu.
“Kahve?” diye sordu Bade, sesi olması gerektiğinden daha tiz çıkmıştı.
“Hayır, teşekkürler. Doğrudan konuya girebiliriz sanırım. Zaten yeterince vaktinizi aldım.” Korhan, koltuğun ucuna, tam da Bade’nin oturduğu yere yakın bir noktaya oturdu. Gözlerini Bade’nin gözlerinden ayırmıyordu. Bu bakış, samimi olmaktan çok, her şeyi gören, analiz eden bir bakıştı.
Bade yutkundu. “Pekala. Şey… Annemle aramdaki durumu biliyorsunuzdur. Bir süre için, yani… bir partner arıyorum.”
Korhan’ın dudaklarında hafif, neredeyse fark edilmez bir alay belirdi. “Biliyorum. Profili okudum. Anneniz, evlenmeniz konusunda sizi baskı altına alıyor. Ve siz de bu baskıdan kurtulmak için geçici bir çözüm arıyorsunuz.” Gözleri Bade’nin üzerinde dolandı. “Sıradan bir çözüme benzemiyor.”
“Yani, ben… Ben aslında başarılı bir grafik tasarımcıyım. Kendi butiğim var. Ama annem… Annem bunları görmezden geliyor. Ona göre hayatımda bir erkek olmazsa hiçbir şeyim eksik olmuyor. Yalan söyledim. Bir sevgilim olduğunu söyledim. Adını bile verdim. Şimdi de…” Bade, ellerini sıkıştırdı.
Korhan, bir elini kaldırdı, onu susturdu. “Detaylar beni ilgilendirmez. Benim için önemli olan, sözleşme şartları ve beklentilerinizin net olması.” Elindeki deri çantadan ince bir dosya çıkardı. “Bu, standart sözleşme taslağımız.”
Bade, sözleşmenin maddelerini okurken, yasal jargonun içinde kayboldu. “Maaş… Haftalık… Aylık… Aile toplantıları… Sosyal etkinlikler…” Hepsi birer yükümlülüktü. Özellikle de "fiziksel yakınlık" maddesi… "Uygun durumlarda, senaryo gereği hafif fiziksel yakınlık (el ele tutuşma, kol kola girme, onaylı öpücükler) beklenebilir." Bade’nin yanakları kızardı. Bu kısım, uygulamanın tarif ettiğinden çok daha ileriydi. Sanki Korhan’ın kendisi yazmıştı bu maddeleri.
“Bu… Bu öpücükler…” diye mırıldandı Bade.
Korhan’ın bakışları daha da yoğunlaştı. “Senaryonun inandırıcı olması için gerekli, değil mi Bade Hanım? Anneniz sadece bir sevgili değil, gerçek bir damat adayı bekliyor.” Sesindeki vurgu, Bade’nin içindeki gerilimi körüklüyordu. “Bu tür detaylar, inandırıcılığı artırır.”
Bade, gözlerini ondan kaçırdı. Çaresizdi. “Pekala.”
“Annenizle tanışma cumartesi akşamı, Beykoz’daki evde olacak, değil mi?” Korhan, tüm detayları ezbere biliyormuş gibi konuşuyordu. “Benim de kendimi hazırlamam gerekiyor. Rolümün kusursuz olması için.”
Bade, başını salladı. “Evet.”
Korhan, sözleşmeyi imzalayacağı yeri gösterdi. “İmzanız burada. Ve… peşinatın bir kısmını da şimdi nakit olarak almam gerekiyor.”
Bade, titreyen eliyle uzatılan kalemi aldı. Tam imzayı atacaktı ki Korhan’ın sesi onu durdurdu.
“Bade Yıldız,” dedi Korhan, sesi sanki bir sırrı fısıldar gibiydi ama aynı zamanda emrediciydi. “Bu oyunda iki taraf da maske takar. Siz annenizden kaçmak için, ben ise… kendi karanlık nedenlerim için buradayım. Ama unutmayın, bazen en inandırıcı yalanlar, en gerçek sırlarımızı gizler.” Gözleri, Bade’nin ruhunun en derin köşelerini görmüş gibiydi. “Ve bazen, kiralık bir sevgili, kiralık bir geçmişten çok daha fazlasını getirebilir.”
Bade’nin kalbi göğsünde patlayacak gibiydi. Bu adam, kimdi? Ne biliyordu? Ve onun karanlık nedenleri neydi? Kalemi kâğıda bastırdı. İsmini yazarken, kendi kaderini mühürlediğini hissetti. Tam da o anda, Korhan’ın eli, sözleşmenin üzerinde duran eliyle hafifçe temas etti. Sıcak, güçlü bir dokunuş… Bade irkildi. Gözleri, Korhan’ınkilerle buluştu. Mühürlenmiş bir yemini, tehlikeli bir anlaşmayı mühürleyen bir bakışma.
Korhan, yavaşça elini çekti. “Mükemmel. Yarın akşam, annenizle tanışmak üzere hazırım.” Ayağa kalktı, boyuyla Bade’yi gölgede bıraktı. Kapıya doğru yürüdü, Bade’ye son bir kez daha dönüp baktı. Gözlerinde, Bade’nin tam olarak adlandıramadığı, ama kalbini buz gibi yapan bir ifade vardı. Zafer miydi? Yoksa daha karanlık bir şey mi? “Ama unutmayın, Bade Hanım. Hiçbir şey göründüğü gibi değildir. Özellikle de ben.”
Kapı kapanırken, Bade olduğu yerde donakaldı. Korhan’ın kokusu havada asılı kalmıştı. İçindeki korku ve merak, şimdiye kadarki tüm endişelerini gölgede bırakmıştı. Annesinden kurtulmak için yaptığı bu anlaşma, onu çok daha büyük bir belaya mı bulaştırmıştı? Sanki bir kapı açılmıştı ve o kapıdan içeri giren sadece bir sahte sevgili değil, Bade’nin dünyasını baştan sona değiştirecek, karanlık bir fırtınanın habercisiydi.