İçeriğe geç

Sahne Senin Kalbin Benim

Bölüm 2 · 2 dk okuma

Sahne Senin Kalbin Benim

Bölüm 2

Son İki Finalist

Sıkıcı bir şekilde tarih dersini dinlerken aklımda olan tek şey bugün okul çıkışı konferans salonunda yapılacak duyuruydu. Okuldaki 10. Sınıflar arasında yapılan kulüpler yarışmasında finale kalanlar açıklanacaktı. Ve eğer birinci olursak okul dışı gösteriler de yapacaktık.

Yanımdaki Millie'ye ne yapıyor diye baktığımda kalemliğinden çıkardığı minik aynalı pudra ile makyajını sabitliyordu. Aynadan ona baktığımı fark edince sırıttı.

Zil çaldığında rahatlayarak eşyalarımı toparladım ve konferans salonuna inmek için hazırlandım. Millie de çantasını toplayıp hazır olduğunda diğerlerini almaya gittik. Ellie ve Willow zaten hemen sağ çaprazımızdaydılar. Herkes konferans salonuna iniyordu. Kimisi arkadaşıyla sohbet ediyor kimisi yalnız başına yürüyordu.

İkisi de çanatalarını topluyorlardı. Biz onları beklerken hemen karşı sınıfımızdan da Isla çıktı. Yanımıza koşar adımlarla gelip "Heyecanlı mısınız?" Diye sordu.

Heyecanlı olmamak mümkün müydü? Birinci olmak için çok çabalamıştık ve bugün birinciler açıklanacaktı.

"Tabii ki heyecanlıyız Isla. En az senin kadar." Dedi Millie. Isla, bu tür durumlarda fazlaca heyecanlandığından "en az senin kadar" demişti.

Ellie ve Willow da gelince konferans salonuna ilerledik. Konferans salonu en altta çok geniş bir salondu. Okuldaki tüm öğrencilerin rahatça sığabileceği kadar genişti. Sıralar hilal şeklinde arkaya doğru genişliyordu. En önde ise kürsü ve mikrafon sisteminin yer aldığı bir oda bulunuyordu.

En önlerde yerimizi alıp herkesin ve müdürün gelmesini bekledik. O sırada biraz sohbet edecektik.

"Sizce birinci olmuş muyuzudur?" Diye konu açtı Isla.

"Bana kalırsa birinci olmuşuzdur ama yine de ümitlenmeyelim." Dedim. Kulüpler iyiydiler ama sahnede pek çok hata yapmışlardı. Hataları da telafi edememişlerdi çünkü böyle bir imkanları olmamıştı.

Ama bu bizim için geçerli değildi. Biz repliği unutursak doğaçlama yapıp kurtarabilirdik. Aynı zamanda diğerleri gibi hata yapmamıştık. Replikleri bile unutmamış doğaçlama yaparak gösteriye kendi dokunuşumuzu eklemiştik.

Bizimle beraber hiç hata yapmayan bir kulüp daha vardı. The Beat Benders. Müzik kulübü hiç hata yapmamıştı. Zaten o yüzden ümitlenmeyelim demiştim.

Diğer kulüpler de gelince müdür beş dakika sonra konferans salonundaydı. Müdür kürsünün başına geçip konferans salonundaki gürültünün dinmesini bekledi. Öğrenciler konuşmayı kesince mikrafonu açtı. Biz de o sırada heyecanla kimin birinci olduğunu duyurmasını bekliyorduk.

"Okulumuz 10. Sınıflar arası yapılan en iyi kulüp yarışmasında sona kalan kulüpler belli oldu," dedi. Bir dakika, ne? Kulüpler derken ne demek istiyordu? Sona kalan tek bir kulübün olması gerekiyordu. "Şimdi sorguluyorsunuzdur neden kulüpler dedim diye. Çünkü puanları eşit olan iki kulübümüz var." Konferans salonundan fısıltılar yükseldiğinde müdür elini kürsüye vurdu. Tekrar herkesin sustuğunu görünce devam etti. Kalbim küt küt atıyordu.

Okuldaki onca öğrenci gerçekten yarı yarıya mı puan vermişti? Hangi kulüple eşit olduğumuzu tahmin edebiliyordum ama o yanıtı duymak istemiyordum.

"Son iki finalist kulüp... The Beat Benders ve Encore Enseble!" Diye coşkuyla duyurdu müdür. Kahretsin.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.