İçeriğe geç

SAHİPSİZ TAÇ

Bölüm 2 · 3 dk okuma

SAHİPSİZ TAÇ

Bölüm 2

İLK İHANET

Olayların olduğu gün...

Bir çığlık ile başlar hayat ve bir çığlık ile biter ama bu iki çığlık aynı şeyi ifade etmez biri mutluluk biri kaybediştir ve ben o gün üç şeyimi kaybettim üvey kızım,krallığım ve onurum...

O sabah yatağımda uzanırken telaşlı ayak sesleri ile gözlerimi açtım. Kapı hızla aralandığında içeri girenin kim olduğunu anlamam için gözlerimi ovuşturdum.

Karşımda duran her zamanki gibi siyah kıyafetler içinde gözlerinden başka bir yeri gözükmeyen dimdik duran Harold vardı. Yüzündeki kötü ifadeden bir terslik olduğunu anlamıştım.

"Kralım" dedi aceleci sesiyle." Hemen gitmemiz gerekiyor " yatağımdan kalkarak kaşlarımı çattım " ne oluyor?" diye sordum heyecanla. Harold bir anda nefes vererek "yolda anlatacağım" dedi.

Bu sözler içimde açıklayamayacağım bir huzursuzluk oluşturdu. Vakit kaybetmeden odadan çıktık. Hızla korlidordan geçtiğimizde bir gurup asker sanki bizi bekliyormuş gibi duruyorlardı ve önlerinde kızım Violet vardı. Ardından " kızım ne oluyor?" diye merakla sordum. Ta ki Violete baktığımda yüzünde hiç güzel olmayan bir gülücük vardı. " belli olmuyor mu babacım?" diyerek beni tersledi. "Biliyormusun aslında bu planı saraya geldiğim ilk gün yapmıştım bugüne kısmetmiş " adeta kanım çekilmişti tam ağzımı açıp konuşmaya başlıyacakken Harold " insan babasına buna yapar mı lan o seni prenses yaptı ben bile prenses olmak isterdim" dediği an arkadan bir gülme sesi geldi. violete baktığımda yüzündeki iğrenç gülümsemesi kaybolmuştu.

Tam o sırada violetin dudaklarının arasından kanımı donduracak o söz çıktı. " öldürün onu " kulaklarıma inanamıyordum, gözlerim karardı, adeta taş kesilmiştim beni hayata geri döndüren şey yüzümün yanımdan geçen mermiydi silah sesleri yükseldiği an Harold benim kolumdan tutarak bir üst kata çıkardı. Askerleri arkamızda bıraktığımız an saraydaki aslan heykelinin arkasındaki gizli küf kokan ve ıslak zeminli gizli geçitten geçerek sarayın arka bahçesine doğru koşmaya başladık.

Tam sarayın arka bahçesine çıktığımızda ikimizde derin bir nefes aldığımız sırada sarayın ön tarafından halkın isyan sesleri duyuluyordu küfürler, yuğlamalar ve hakaretker. Bunları boş verip ormanın içine giden Haroldı bir bildiği vardır diyerek takip ettim. Sanki beni daha önce gittiği bir yere kötürüyormuş gibi ezbere gidiyordu.

Aslında Haroldı ilk gördüğüm an bir şeylerin ters gittiğini anlamıştım çünkü Harold sarayda asla görünmezdi ve saraydakilerde onu tanımazdı o benim suikasçı işlerimi yapardı.

Benden önde hızlı adımlarla giden haroldın yanına tam ne oldğununu soracaktım ki kolunu sıkı bir şekilde acı içinde tuttuğumu gördüm. Sim siyah giyindiği için anlamam uzun sürmüştü, vurulmuştu.

"Harold" hemen onu tuttum " ben iyiyim sadece yürümeye devam edelim" iyi olmadığı gözlerinden anlaşılıyordu. Kolunu omzuma alarak yürümesine yardımcı oldum ve yürümeye devam ettik. "Bana neler olduğunu anlat" dedim. "Kralım, violet sizi halkakarşı doldurdu onlara, sizin halktan zorla para alacağınızı, onları soyacağınızı söyledi birde sizin ülkeyi parçalar şeklinde başka ülkelere satacağınızı söyledi." diyerek Violetin bana kurduğu tuzağı anlattı.

Boğazım düğümlendi, konuşamadım bana bunu neden yapmıştı ki hiç bir şey olmamış gibi yola koyulduk.

O kadar çok yürümüştük ki artık ayaklarımı hissetmyordum Haroldında durumu pek iyi değildi yüzünde acı bir ifade vardı. Tam ne kadar kaldı diye soracaktım ki eski, tahtadan yapılmış, küçük bir kulübe gördüm.

Harold "Efendim şu an krallık sınırının dışındayız ve burasıda benim evim." dedi. Kapının eşiğine keldiğimizde harold cebinden küçük bir anaktar çıkartarak kapıyı açtı. içeri girdiğim an kendimi ilk gördüğüm koltuğa attım. Gözlerimi sıkıca kapatıp şakaklarımı ovuşturdum bugünkü yaşadığım adrenalinin etkisinden çıkmaya çalıştım. Biraz zaman geçtikten sonra Harold duştan çıkıp yanıma geldi ve elinde benim için getirdiği siyah gecelik vardı. " Efendim sizin odanızı hazırladım yatarken bunları giyebilirsiniz." dedi. "Tamamdır. kolun nasıl iyi mi " diye sordum. " Biraz acıyor ama idare ederim." dedi. tamam sen git yat dinlen"

" Olmaz, ben yatarken askerlerin gelmesine karşı sizden sonra yatacağım."

" Tamam, ben yatıyorum sende git yat."

"Size odanızı gösteriyim"

"Zaten evde iki oda var bulurum ben."

Tamam o zaman bende odama gidiyim." Diyerek arkasını dönüp tam gidicekken tekrardan dönüp elini cebine atarak çıkarttığı silahı bana uzattı. " Gece bir şey olursa diye bunu alın belki ihtiyacınız olur." diyerek silahı verip yatmaya gitti ardından bende odama çekildim. Silahı yastığımın altına koyarak uyumaya çalıştım.

Bugün tarih yeniden yazıldı ve bu tarihin sonunu Harold yazıcaktı.

Kader beni çağrıyordu, ama o çağrının sonunda taç mı vardı yoksa ölüm mü bilmiyordum...

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.