Arabadan inip yere ayaklarımın altındaki sert zeminle temas ettim. Her adım attığımda Çetin'in arabalarını gördüm. Ona verdiğimiz bu arabalarla Simge'nin evine mi geldi cidden?
Bu çocuk asla akıllanmıyor. Onca eğitim ve ders yetmiyor gibi bir de b u veletle ilgileniyoruz. Sanki ona hiç der vermemişiz gibi davranıyordu. Şuan buraya gelmek için hangi yarım akıllıdan izin aldı?
Simge'nin evinin önüne gelince Çetin'in adamları bana bakındı. "Pamir abi, hoş geldin." Dedi. "Kim emir verdi Simge'nin evine gelmeniz için?" Diye sordum. Adam ceketini ilikleyerek "Çetin." Dedi.
"Güç gösterisi yapmak istiyorsa, ayak uyduralım." Diye söyledim. Adamlar bana bakarken "Kafama silah tutun, içeriye öyle gireceğiz." Dedim. "Abi, yapamam ben bunu." Dedi aralarından biri. Konuşan kişiye dönüp bakındım. "Verdiğim emri yerine getirmeyeceksin yani?"
Sessizlik oluştu.
Adamlar silahlarını belinden çıkarıp kafama doğru tuttular. Ardından hep beraber evin içerisine girdik. Ayak sesleri sanki bir ordunun antrenmanda çıkan sesleri gibiydi.
Evin içerisinde olmadıklarını gördüğümde ellerimi cebime atarak bahçeye doğru yürüdüm. "Ben bu kadar mı korkuyorsun be Çetin?" Alayla Çetin'e bakınmaya başladım. Çetin ayağa kalkıp adamlarına sert bir bakış attı. Senin sert oluşundan ne çıkar lan aslan parçası?
"İndirin lan silahları." Verdiği emir üzerine adamlar sözünü ikiletmeden silahlarını indirdi. "Kaybolun." Demesiyle adamlar evin dış kapısına yöneldi.
Simge'nin yanına geçip sağ elimi Simge'nin beline sardım "Nasılsın karıcım?" Diye sordum. Simge ne yapmaya çalıştığımı anlamadığı için bana bomboş bir yüz ifadesiyle bakıyordu. Sadece basın karşısında mı rol yapacağız sandı? Ben de bu kızı zeki falan sanıyordum.
"Senden ne korka-" Çetin'in konuşmasını "Karım benim soruma cevap vermeden, onun sözünü bir daha kesersen senin o minik boynunu kesmek zorunda kalırım Çetin!" Tüm ciddiyetimle kesmiştim. Bana bakarak sandalyesine oturduğunda önüme dönüp Simge'ye bakındım. "İyiyim." Diye cevap verdi Simge.
Elimi Simge'nin belinden çekip Çetin'in karşındaki sandalyeye oturdum. "Anlat bakalım bana derdini." Diye söyledim. Bir bana bir Simge'ye baktı. Ardından yüksek sesle kahkaha attı.
"Bu minik tiyatroya inanacağımı mı sandın Pamir Tolga Barlas?" Simge yanıma geçip oturunca anlık bir şekilde ona bakındım. Ellerimi masaya koyup "Sana tiyatro yapacak kadar seni önemsediğimizi nereden çıkardın?" Diye sordum.
Çetin bana bakıp sırıtan bir yüz ifadesiyle arkasına yaslandı. Ardından Simge'ye bakındı. "Ah şu yeni evli çiftler..." Konuşmasını yarıda kesik derin bir nefes alıp verdikten sonra konuşmasına devam etti: "Hadi bir yeni gelin kahvesi yap da içelim be yenge."
Simge'ye baktığımda ayağa kalktı. "Tabi içine bol zehir koyacağım." Diyerek yanımızdan ayrıldı. Bu da bize mi çalışıyor yoksa mafya lideri mi belli değil.
Simge yanımızdan tamamen ayrılınca "Senin burada ne işin var?" Diye sordum Çetin'e. Çetin gözlerini kapatıp açtı. "Yaren git de ağırlık tasla falan dedi." Dediğinde kaşlarımı çattım. "Ben sana bir emir vermediğim sürece, sen neden başkasının emrine ayak uyduruyorsun?"
"Abi sevgilin ya, senin sözün onun sözü diye düşündüm."
"Az sonra kalkıp siktir olup gidiyorsun, aksi taktirde seni şuracıkta öldürürüm!" Sert çıkan sesime karşılık bir şey demeden zorlukla yutkundu.
Çetin bana bakınırken "Bir daha sakın Çetin." Dedim. Kafasını onaylarcasına salladı. "Tamam abi, sen ne dersen o bundan sonra." Dediğinde kafamı başka tarafa çevirdim.
Simge elinde tepsiyle yanımıza geldi. Masaya fincanları koymasıyla Çetin "Yeni gelin de hamarat çıktı, hemencecik yaptı kahveleri." Diye alayla konuştu.
"Yeni gelin o kahveyi birazdan senin başından aşağıya dökecek." Diye net bir biçimde konuştu Simge.
Çetin sırıtarak Simge'ye bakarken sinirimi kontrol etmeye çalıştım. "Neden geldin buraya?" Diye sordum. Çetin'in dikkati benim üzerimde oldu. "Tebrik etmek için tabi ki, daha ne için olacak?" Dedi.
Ona baktığımda gözlerinde olan bilinmezlik beni iyicene sinir ediyordu. Bir insan emir alırken, nedenini öğrenir değil mi? Burada neden ve niye olduğunu bilmeyecek kadar cahil olması ayrı bir sinir bozucu.
Çetin bana bakarak kahvesinden sesli bir şekilde yudum aldı. Orospu çocuğu, amacı beni sinirden deli etmek mi bunun?
"Saadete gel." Çetin hafifçe gülümsedi. "Bu işler neticesinde bana karşı birlik olduğunuzu görmek çok güzel. Yakından görmek istedim."
Sen sabır ver yarabbim. Yoksa bu yaştan sonra gereksiz yere katil olacağım!
Çetin yalandan öksürerek yalandan olan ciddiyetini masaya koymuştu. Senin ciddiliğin kaç yazar ki? Ateş olsan cürmün kadar yer yakarsın.
"Mafya dünyasında dostluk, sadakat ve ihanet ince bir çizgidedir. Hangi tarafta duracağını iyi seçmelisin Simge." Çetin'in kurduğu saçma cümle üzerime Simge hafifçe gülümsedi. "Kuralını bilip oyununu oynamalısın." Çetin cümlesini tamamen bitirince Simge kahvesinden bir yudum aldı.
Önümdeki kahveye baktım, sade kahve yapmıştır bu kızıl. Bunu kim içer ki?
"Gizli anlaşmaların yapıldığı yer altı dünyasında, ben her zaman kendi kurallarını koyarım Çetin." Dedi Simge, googleden falan mı buldu bu lafı? Ne bu vizyonsuz laf atışması?
Çetin kaşlarını yukarıya kaldırdı. Ardından kendi ayağa kalktı "O zaman sana kendi kurallarınla başarılar diliyorum." Simge de ayağa kalkınca kahveden bir yudum aldım. Ulan bok gibi de kahve yapmış.
"Ben de sana başarılar dilemek isterdim fakat başarılı olmayacak birine bunu demek biraz saçma."
Çetin evin içine girince ayağa kalkındım. "Mekana gidelim." Dedim.
Çetin'in arkasından evin içine girdik. Simge evdin içinden bir şey alacağını söyleyecek yanımızdan ayrıldığında Çetin ile dışarıda baş başa kaldık. "Kaybol." Çetin kafasını onaylarcasına salladıktan sonra arabasına bindi.
Çetin ve göstermelik adamlarının gitmesinin ardından Simge yanıma geldi. Beraber arabama geçtik. "Çetin ne ara gitti?" Diye sordu. "Demin." Diye cevap verdim.
Simge emniyet kemerini takınca gülmeye başladım. "Komik olan ne?" Diye sordu. "Belinde silahla gezen kadının emniyet kemeri takması."
"Belimdeki silah Çetin gibiler için. Ölmek ise şuan yapılacaklar listemde yok Pamir."
Araç içinde, direksiyonun başında oturmuşum. Sessizlik beni rahatsız ederken arabayı çalıştırdım. Gideceğimiz yer benim mekanımdı. Bu nedenle oldukça hızlı sürmeye çalıştım arabayı.
Çetin'e verilen emir yüzünden Yaren'e de sinirliydim. Bunu yaparken bana sorması lazımdı. Tamam, sabah söyledi fakat bunun zamanı sabah mı? Yedi yıldır bu kız için eğitim adım. Son dakika oyunlarını, oyundan birkaç saat önce söylemesi çok yanlış.
"Bu konuyu bir şekilde halletmeliyiz, Simge." Dedim. Sesimin tonunu ben bile kontrol edemedim. Anlık bir şekilde fazla ciddi konuşmuştum.
Simge derin derin nefes alıp verdi. "Bunu mekanımda konuşalım."
"Senin mekanına gittiğimizi kim söyledi?"
Bana baktığını hissediyordum fakat ona anlık bir şekilde bile bakmadım. Dikiz aynasına bakındım. "Bana haber verme zahmetine ne zaman bulunacaktın?" Vitesi değiştirirken, motorun hafif gürültüsü kulaklarıma doldurdu. Gözlerim ara sıra yan aynalara kayıyordu.
Ellerim direksiyonu sıkıca kavradı. "Bir dahakine yan koltuk prensesi olmak istemiyorum. Nereye gideceğimizi bana önceden haber ver." Dedi. Yan koltuk prensesi mi? Gören de her yere şoförü ile gitmiyor, kendi arabasını kullanmıyor sanacak.
Bir süre sonra arabayı durdurdum. Barlas Holding'in otoparkına gelmiştik. Mekanın burayı mıydı?" Diye konuştu alayla.
Otoparkın içinde ilerleyerek birer duvarın önüne geçtim. Küçük bir elçeği tutup kapıyı kendime doğru çektim.
Benim içeriye girmemle Simge de arkamdan geldi. Holdan dümdüz bir şekilde ilerledikten sonra sağ tarafa döndüm. Büyük siyah bir kapıyı açıp içeriye girdiğimde Kaya ve Yade'yi gördüm. Yade masanın karşısında oturuyordu.
"Kaya, bu işin içinde olduğumuzdan beri işler kötüye gidiyor." Dedi Yade, yüzünde panik vardı fakat şuan bol keseden salladıklarına eminim. Simge'nin geldiğini gördükleri için olmayan bir konuyu konuşuyorlardı.
Kaya yavaşça ayağa kalktı. Ona baktığımda "Konunuz her neyse, sonra konuşursunuz." Dedim Simge'yi gözlerimle işaret ederek. Kaya ve Yade aynı anda Simge'ya bakındı.
Kaya yerine oturduğunda "Pamir, bu yolu seçtiğimizde geri dönüş yok." Dedi. Ben de yerime geçip oturdum. Masaya bakındığımda gülmemek için kendimi zor tuttum. Biraz dağınık dursun dosya falan koyalım demiştim eskiden ama hangi yarım akıllı masaya harita koydu? Haritaya dart atıp çıkan ülkeye gideriz artık.
"Bir kere başladık mı? Durmamız imkansız olacak." Diye devam etti Kaya.
"Senin evini biliyor muydu?" Diye sordu Yade. "Evet."
Yade'ye baktım, konuşmak için konuşmasın da ayrı saçmalık. Çetin'i zaten mafya olarak gösterdik. Bilmese bile bulması kolay.
Simge sandalyelerden birine oturunca "Planımızı anlamış olabilir mi? Yani Simge'yi yanımıza alarak çok belli ettik." Diye söyledi Yade. Simge gülmeye başladığında ona bakındım. Ne gülüyor bu lavuk?
"Beni yanınıza mı aldınız?" Ona dikkatle bakındım. "Şuan benim mekanımdasın, Esra Barlas oldun. Bence şuan buradaki kimseden üstün olduğunu düşünerek saçmalamaya başlama." Dedi.
Dudak büzerek gözlerimin içine bakındı. "Senin mekanına haberim olmadan geldim, Esra Barlas olmak da senin tehdidinle olan saçma bir olay. Ve evet, sizden üstünüm. En azından benden büyük bir mafya lideri ile anlaşma yaparken onu zorlunu bırakmıyorum."
Kaya ve Yade'ya bakındım. Bakınırken derin bir nefes alıp verdim. "Bizden üstünsen, neden seni ettiğim tehditti ortadan kaldırmadın?" Simge soruma cevap vermeyince önüme döndüm. Bu kız ne zaman olmayan zekasını fark edip benimle laf atışı yapmayı kesecek?
"Planımız için içeriye bir adam sokmak lazımdı ve bunu yaptım. İçeride bir adamımız var silahları yurt dışından yarın akşam getirecek. O nedenle yarın baskın yaparız diye düşünüyorum."
Kaya'nın ciddi konuşması üzerine ona baktım. "Peki ya bu bakın olurken kendimizi beli edecek miyiz?" Diye sordu Simge. Simge'ye bakmamla doğrulup "Yani bir baskın için miydi bu kadar tantana? Yoksa kendimizi belli etmeden devam ederek onu içten bitirecek miyiz?" Diye konuşmasına devam etti.
Masada olan tek gerçek dosyayı elime aldım. Simge'ye dosyayı uzattığımda elimden alıp dosyaya baktı. Yade'ye batığımda Simge'ye baktığını gördü. Tek gözümü kırptığımda Yade gözlerini bana çevirip sırıtmaya başladı.
"Bunlar varken neden benimle beraber bu işte olmak istediniz?"
Yade Simge'ye bakıp hafifçe gülümsedi. Ulan elinde olsa kıza saldıracak. "Çünkü Çetin'i bitirirsek bundan sonra karşımıza çıkacak kişileri bilmiyoruz. Güç birleşimini de bu nedenle yaptık." Dedi Kaya.
"Her neyse, planın detayları ne?"
♜
Esra konuklara gülümserken ona eşlik ediyordum. Garsonlar etrafta koşuşturuyordu. Havuz başında zengin kocası olup tek başarısı bu olan kadınlar kendi aralarında sohbet ediyordu.
Garsonlar şampanya servisi yaparken, nasıl olsa beleş diyerek her içeceği deneyen kişilere bakındım. Biri bana bakarak elindeki kristal bardağı havaya kaldırdı. Elimdeki bardağı hafifçe kaldırdım.
Ulan ben senin gibi bir adamla şerefe mi yaparım, amını siktiğimin çocuğu?
Simge davetliler aralarından geçip müziği çalan DJ ile konuştu. DJ müziği kesince Simge ışıkların arasına geçti. Elindeki kristal bardağa hafifçe vurdu. Tamam Simge, en çok sana bakıyoruz.
"Sevgili dostlarım, buraya geldiğiniz için hepinize çok teşekkür ederim." Diyerek konuşmaya başladı. "Bu gece aramızda olmanız, benim için büyük bir onur. Hepinizi bu muazzam geceye hoş geldiniz demek istiyorum! Sizlerle bir arada olmak, bu güzel anı paylaşmak benim için gerçekten büyük bir mutluluk."
Ah be Simge, nasıl da içinden iyilik meleği çıktı. Simge bana bakınca gülümsedim. beni kaş göz işaretleri yaparak beni yanına çağırdı. Gözlerin üzerimde olması beni şuan rahatsız etse de bunu görmezlikten geldim.
Onun yanına geçince Biliyorsunuz ki Tolga ile evlendik. Düğüne pek gerek duymadık fakat bu mutluluğumuzu sizinle paylaşmak için bu partiyi yaptık. Bu yeni başlangıçta, birlikte geçireceğimiz günleri dört gözle bekliyorum." Dedi.
Sesli bir biçimde "Benim de konuşmaya hakkım var mı?" Diye sordum. Davetliler arasında yalandan bir kahkaha koptu. "Bir tanem o nasıl laf? Tabi ki de söz hakkın var." Dedi Simge.
Davetlilere bakarak "Her birinize, samimi dileklerinizi ve sevginizi esirgemediğiniz için teşekkür ederim." Dedim. Ardından Simge'ye döndüm ve cümleme devam ettim. "Hayatımın aşkını bulduğum için kendimi çok şanslı hissediyorum."
Kristal bardağını hafifçe havaya kaldırdım. "Senin şerefine." Dememle davetlilerden yüksek bir alkış sesi geldi. Önce yanağından öpüp ona baktım. Beni öldürmek istercesine bakıyordu. Davetlilere bakarak köpüklü içeceğimden bir yudum aldım.
"Şerefe!"
Şarkı tekrardan yükseldi.
Aradan saatler geçti artık davetliler gidiyordu. Birkaç insan durup Simge ile vedalaştı. Onunla benim için iyi dileklerini söylüyordu.
Artık herkes gidince hava tamamen kararmıştı. Son misafiri "Bu iyi dileğini ve seni asla unutmayacağım." Diyerek kapıdan yolcu ettim. Demin yolcu ettiğim kişinin ismini bile bilmiyorum.
Simge'nin yanına geçip alayla konuştum. "Vay be Esra, fazla iyimsersin."
"Sen de fazla aşıksın." Evet Simge, Yaren'e deli gibi aşığım.
"Odan üst katta benim odamın karşısında." Diyerek yanımdan ayrıldı.
Elime telefonu alıp Yaren'e mesaj yazmaya başladım.
Pamir: Şuan müsaittim, az sonra üst kara çıkacağım.
Anında görüldü olup yazmaya başladı.
Yaren: Biliyorum, evin yakınındayım. Gelebilir miyim?
Sırıtmadan edemedim. Bu kızın kıskanç haline ayrı bir bayılıyorum.
Pamir: Yakalanmak istemiyorum, sabah ilk iş yanına geleceğim.
Yaren: Pekala :(
Pamir: Moralini bozma. Şimdi gitmem lazım, seni çok seviyorum.
Mesajları silip telefonu cebime koydum. Ardından üst kata çıktım. Simge'nin odasını biliyorum, bana bahsettiği odayı da biliyorum fakat bazen yanlış yapmak gerekir değil mi?
Simge'nin odasının kapısını açtım. Simge'yi görünce sanki onun bu odadan çıkmasını beklemiyormuş gibi "Pardon ya, senin odanı bilmeyince karşı odayı bulmak da biraz zor oldu." Diye tepki verdim.
Kapının yanındaki duvara yaslanıp kollarımı göğüslümün altında bağladım. Sırıtarak gözlerimi onun vücudunda gezdirdim.
"Yanlışlık olsa da baya doğru bir zamanda gelmişim." Dedim. Simge bana föz devirirken "Bu davranışın fazla komik. Hiç mi gecelik giyen kadın görmedin?" Dedi.
Masanın üzerinden tokasını alıp saçını topuz yaptı.
Ona doğru birkaç adım atarak önüne geldim. Ona yaklaşmamla elini saçından çekti. "Gördüm de bu kadarını görmedim be." Yalandan dudak büzerken sırıtmaya devam ettim. Elimi saçına koyup tokasını almak amacıyla topuzunu bozdum.
Saçları omzuna düşerken bir tutam saçı gözünün önüne geldi. Önüne gelen saçını kulağının arkasına koydum.
"Bu ucuz numaraları ben yemem." Dedi
Cümlesini bitirmesiyle dışarıdan ve fazlasıyla yakınından bir ateş sesi geldi.