İçeriğe geç

Şah'ın Oyunu

Bölüm 5 · 3 dk okuma

Şah'ın Oyunu

Bölüm 5

Avrupa'ya Giriş: Altın Çağ-2

Vezir Erwis, odasına geçti. Akşam olmuştu. Yol yorgunluğu ve hayal kırıklığı arasında bir yerdeydi. Uyumak istiyordu lakin Şah ile yarın konuşmak için plan da yapmalıydı. Hayal kırıklığı içindeydi. Saatlerce konuşurlar, diye düşünüyordu lakin Şah hemen kestirip attıvermişti. Yatağa uzandı. Tavanı izlemeye başladı. Ah şu çılgın Türkler, diye düşünürken kapısı çaldı ve bir "Destur" kelimesi duyuldu. Erwis hemen doğruldu yerinden. Kapı açıldı, Erwis daha "Girin." demeden kapının açılması garip gelmişti. İçeri sakallı bir adam girmişti. Sarığından onun bir paşa olduğu anlaşılıyordu. Erwis ayağa kalktı. Paşa konuşmaya başladı.

Paşa: Vezir Efendi, Yüce Şah'ımız seni büyük yemek salonunda beklemektedir.

Erwis: Neden peki efendim?

Paşa: Orası bana muamma. Derhal hazırlanıp inmeniz icap eder.

Erwis: Ta-tamam.

Paşa odadan çıktı ve Erwis kısa bir süre içinde hazırlanıp yemek odasına doğru gitmeye başladı. Yolu biliyordu, zira daha evvelden Bulgar sancağına gelmiş idi. Şimdi ise bu sancakta Türk bayrakları dalgalanıyordu. Yemek odasına girdi. Şah, uzun yemek masasının baş köşesinde oturmuştu. Birkaç ağa ile konuşuyordu. Erwis'i fark edince ağaları yolladı ve ağaya kalktı.

Şah: Hoşgeldiniz Vezir Erwis.

Vezir: Pek de hoş bulmadım Şah'ım. Mevzu nedir? Bu saatlerde rahatsız edilmeyi pek sevmem.

Şah gülmeye başladı. Böyle bir cevabı beklemiyordu. Yaklaşık 10-15 saniye sonra tebessüm ederek konuşmaya başladı.

Şah: Yemeğinizi yemediniz. Akşam yemeğini beraber yiyelim, dediydim. Aş güzel oldu, buyrun siz de soframıza. Nacizade sancağımızda sizin adınıza bir yemek vermek güzel olur.

Vezir, Şah'ın kendisi ile alay ettiğini anlamıştı lakin ters birşey der ise kellesinin gideceğinden korkuyordu. Hafifçe gülümsedi ve Şah'a en yakın sandalyeye küstahça oturdu.

Vezir: Sancağınız? Burası Bulgar sancağı değil miydi?

Şah: Mazide kaldı efenim. Artık burada Türk bayrakları dalgalanıyor.

Vezir: Görüyorum, görüyorum...

Şah: Ağalar! Nerede kaldı bu aş? Tez vakitte getiresiniz!

Vezir: İşinize karışmak gibi olmasın ama neden bu kadar sertsiniz ki?

Şah: Sen bi' dur hele.

Vezir: Bu kadar bağırmanıza gerek yok ama.

Şah: Bağırırsam ne olurmuş? Sen karışma benim işime. Alalade bir Vezir-i Azam'sın sen.

Vezir: Ama bu kadarı da fazla Şah'ım! Beni küçük göremezsiniz!

Vezir Erwis kavga istiyordu ve bunu da açıkça belli ediyordu. Ayağa kalktı ve tam gidecekken Şah onun kolundan sertçe tuttu."

Şah: Otur oturduğun yerde derhal! Bu bir emirdir!

Vezir: Ben sizin emrinizde çalışan zavallı insanlardan biri değilim. Bırakın da Bulgar sancağındaki bana tahsis edilen odamda istirahat edeyim.

Şah: Ben izin vermeden bir yere gidemezsin.

Şah ayaklandı ve Erwis'in üzerine doğru yürürken bir yandan da elini hançerine götürdü.

Vezir: Şiddete meyillisiniz! İnsanları şiddet ile tehdit etmeden birşeyler yapamaz mısınız siz?

Şah: Kapa çeneni artık! Ağalar!

Vezir: Neyi halledeceksen birlikte halledelim! Ağalarına lüzum yok.

Vezir'in amacı Şah'ı kışkırtıp Şah'ın kendisine birşey yapması idi. Böylece Avrupalıların ve azınlık halkın ayaklanmasını sağlayıp Türklerin dost canlısı olmadığını kanıtlayabilirdi. Sadece Şah'ın onu yaralaması gerekiyordu.

Şah: Seni zindanlarımda süründürteceğim!

Vezir: Beni zindana atamazsınız zira ben sizinle eş değerim!

Şah: Ne vakit Vezirler Şahlar ile aynı rütbede olmuştur? Sen kendini ne sanarsın densiz?

Şah, Vezir'in belinden tutup kendisine doğru çekiverdi. Bir eli ile de hançerini çekip Vezir'in boynuna dayamış idi. Vezir bu kadarını beklemiyordu. Ölmek istemiyordu. Buna bir son vermesi gerekiyordu zira Şah onu öldürecekti. Vezir aklına gelen ilk şeyi yaptı. Şah'ın yakasından tutup dudaklarından öpmeye başladı. Şah'ın elindeki hançer aniden yere düştü. Şah donakalmış bir biçimde Vezir'e bakıyordu. Birkaç saniye geçti, Şah Vezir'i ittirdi ve geri çekildi.

Şah: Ne yaptığını sanarsın sen densiz? Bu, bu da neyin nesiydi?

Vezir: Affedin beni. Sadece düşündüm ki-

Şah: Ne düşündün sen? Ağaları çağırıp seni zindana atmalıyız! Hastalıklı ruh!

Vezir: Hayır Şah'ım!

Vezir, Şah'a doğru ilerledi ve Şah'ı tuttu.

Vezir: Sadece size aşık oldum! Anlıyor musunuz beni? Sizden hoşlanıyorum. Özür dilerim, çok afedersiniz. Lütfen affedin beni.

Şah: Lanet olası Avrupa piçi.

Şah istemsizde elini dudaklarına götürdü. Ağzında hala iğrenç bir tat var idi.

Şah: Bana ne yaptın sen?

Vezir: Bu sizin ilk seferiniz miydi?

Şah: Evet, ilk defa oldu. Neyin nesiydi bu?

Vezir ilk başta inanamadı, bu saçmalıktı. Şah yaklaşık 30 yaşındaydı ve bakirdi. Vezir'e göre Şah'ın haremi bile olabilirdi!

Vezir: Sadece bir öpücüktü. Özür dilerim.

Şah'ın karnında kelebekler uçuşuyordu. İstemsizce gülümsedi. Bunu sevmiş gibiydi. Sonradan verdiği sözü hatırladı ve ciddi bir tavırla Vezir'e baktı. Bunu yapmamalıydı.

Şah: Odanıza çekilebilirsiniz, yemek size bu akşam odanıza kadar getirilecektir.

Bölüm sonu

Sonraki bölüm kilitli

7. bölümü 5 jetonla uygulamada açabilir, kaldığın yerden devam edebilirsin.

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.