İçeriğe geç

Şafak Karanlığı

Bölüm 1 · 5 dk okuma

Şafak Karanlığı

Bölüm 1

Korku neydi? ney korkuya sebep olurdu? Bir insan korkunca ne yapardı?bir insanı hayatı boyunca kabuslarına sebep olcak kadar korkutmak ne kadar kolaydı? Evet ben Dilara sapan 30 yaşında,işinde başarılı bir avukatım.Size bu hikayeyi anlatmamın sebebi ise Türkiye'yi, hem eğitimli bir insanın hem de cahil bir insanın gözünden bakmanızı istemem. İlk olarak Türkiyeden bahsedelim.Emperyalizm ilk kez Türk ordusu tarafından mağlup edildi yani-en azından çoğu tarihçinin fikri bu yönde-insanların içinde öyle bir iman gücü vardı ki dönemeyeceklerini bile bile Savaşa gittiler.Sevdiklerine son kez onları sevdiklerini söylediler .Yok,hayır size bunlardan bahsetmeyeceğim. Bunlar konumuzun dışına çıkmanıza sebep olur.Türkiye Cumhuriyeti kurulduktan sonra, ülkenin gelişmesi için büyük adımlar atılmıştır.Mesela İtalya'dan zeytin ağacı getirilmesi gibi Osmanlı döneminde zeytinyağı altından bile daha pahalı idi.Saraydakiler zeytinyağından faydalanabilsede halk pek bu durumdan memnun kalamıyordu.Dönemde ülkeyi ileriye taşımayı hedefleyen hareketlerden biri de -bana sorarsanız en önemli olanı-Hasanoğlan Köy enstitüleri 'nin kurulması.Burada asıl amaç hem köy halkının eğitim ihtiyacı karşılanması hem de köyden şehire doğru olacak olan göçleri engellemek idi ama maalesef Adnan Menderes döneminde bu enstitüler kapatıldı.Kapatılmasaydı büyük ihtimalle durum şu anda daha farklı olabilirdi.Gelelim Türkiye'nin şimdiki durumuna eski iman gücüyle yedi düvel ile mücadele etmiş halktan eser yok herkes çok yorgun...Ülkenin pırıl pırıl gençleri beyin göçü yapıyor.Bir sürü genç başka ülkede çalışabilmek amacıyla ajanslara başvuruyordu.Ülkenin durumu beni de çok yorduğu için ben de bir ajansa başvurmuştum.Pasaportur , vizesidir, vatandaşlık hakkıdır vb.onlar ilgileniyordu,3 ay içinde hallediyorlardı. Bu ajansı Sinem den öğrenmiştim Sinem bizim büroda çalışan yeni bir sekreter idi.Gençti daha...

Şimdi gelelim hikayeye.Size şimdiye kadar Türkiye'nin durumundan bahsettim.Şimdi ise size yaşadığım ve beni derinden etkileyen bir kaç davayı anlatacağım.Bu kitabı üç ay gibi bir sürede bitirmeyi hedefliyorum.

(BURASI TÜRKİYE ABLA TECAVÜZE,TACİZE SUSARLAR AMA İKİ AŞIĞI ÖPÜŞÜRKEN GÖRÜRLERSE AKILLARINA NAMUS GELİR)

İlk "namus" davama 2017 yılında girmiştim.Hiç unutmam aşağıdan bir kadın bağırıyordu"Ne olur beni Dilara hanım ile görüştürün."Kapıcı Veysel efendi ise ,hade hanım sana beş kuruş yok diyip,kadını büroya sokmuyordu.Allahtan kulaklığımı daha takmamıştım.Kadını duyabildim .Veysel efendi içeri girsin diye bağırdım kadın yukarı çıktığında Veysel efendi neden ona öyle davrandı daha iyi anlayabilmiştim.Kadının üstünde uzun,tozlu,siyah bir ferace;ayakkabısı ise,yırtık bir spor ayakkabı idi.kadın odaya girdiğinde bana dualar etmeye başladi üslubundan ağzının kürt ağızı olduğunu anladım.Midem bulanmıştı. Hayatım boyunca kürtlerden nefret etmiştim.öz dedem-babamın babası- kürt idi .Allah'tan karısı ve annem Türktü de bu iğrenç ırkın kanı bana az hatta hiç geçmemişti.Kadına sert bir tavır takılarak,Ne istiyorsun? Diye sordum.Dedemin köyündenmis tanıdık olduğum için bana gelmiş(!) belki ucuza davayı bakarım diye gelmedi kesinlikle öyle olmadı.Kadın hayal kırıklığına uğramışa benziyordu bunu hissettiğim an zafer kazanmış bir edayla gülümsedim.Nereden bilebilirdim ki o kadın yıllardır süren bir ırkçıyı insana dönüştürecek.Evet böyle bir laf kullandım çünkü şu an farkedebiliyordum ki ben yıllar boyunca insanlıktan uzak bir şekilde yaşamışım.Bir insanın kötü olması için kürt olması yeterliydi.Kaç insana şimdiye kadar sırf kürt olduğu için kötü davrandım Allah bilir.Gelelim asıl hikâyeye "Sana nasıl yardımcı olabilirim."diye sordum."yaşım 18 oldu,artık beni kısıtlayan ailemden kurtulmak istiyorum ama beni rahat bırakmıyorlar."içimden bu kızla eğlenmenin ne kadar komik olacağını düşündüm.Sonuçta o da bir Kürttü."Ailenden ne için kurtulmak istiyorsun diye sordum.Bana "sevgilimle öpüşürken gördüler."diye yanıt verdi."Aman be kardeşim doğuda yaşıyorsun sevgili senin neyine"

"Öyle deme abla annem ve teyzelerimin kaderini yaşamak istemedim" dedi "ablan ve teyzen ne yaşadı ki?"tecavüze uğradılar abla."ağzımdan kahve fışkırmıştı.

"Valla şehirde nasıl olur bilmem ama köyde evlilikler görücü usulüyle yapılır."evet de tecavüz müdür bu."Yüzüme alaylı bir tavır tanarak baktı aşağılaycı bir ses tonuyla:"erkeklerin buldunduğu bir ortamda bile sırf kolunu görür korkusuyla korka korka abdest alan kadın,kendi rızası ile mi yapacak?diye sordu yüzündeki o gülümseme iğrenmeme sebep oldu.Benim babam ve annem görücü usulü ile evlenmemiş idi.Bu kız ile empati yapmaya çalıştım.Babanın annene tecavüz etmesi ve büyük ihtimalle karı koca oldukları için toplumun bunu normallestirmeye çalıştırması aklın alabileceği bir şey değil idi .Eski insanları zaten anlayamıyorumdum bir de iyice onlardan iğrenmeye başlamıştım.Her ramazan ayının başlangıcında eskiden şöyleydi,böyleydi diyen insanların,yalnız başına kaldıklarında,şimdinin eskiden daha iyi olduğu gerçeğini kabul ettiklerine dair bir inanç vardı içimde.Eski nesillerin çocukları bizim gibi düşünür.Bizim gibi yaşamak isterler.Bizim gibi lafından asıl kastım, özgürce yaşamak .Bu kız ile konuşabileceğimi,ona yardım edebileceğimi söyledim."anlat bakalım en başından olsun .Ailenin ne kadar ileriye gidebileceğini veya ailenin nasıl bir aile olduğunu merak ediyorum."İşimize yarayan bir şeyler bulabilme umuduyla diz üstü bilgisayarıma uzandım.Yeni bir klasör oluşturup"Namus"başlığını attım.Klasöre tıkladım,"kiminle konuşuyorum"diye sordum.

"Zeynep Katmaz"

Yıllar önce dedem ile köy mezarlığını ziyaret ederken bu soy ismi görmüştüm.Dedem "Katmazlar asıl Siverek'te meşhur,bizim köyde az varlar"demişti.Siz Katmazlar zengin değil misiniz?diye sordum."Evet,benim böyle giyindiğime bakmayın.Ben sırf bana görücü gelmesin diye böyle giyiniyordum.Benim sınavım daha ana karnındayken başladı.Babam annemi görmüş, beğenmiş araya aracı sokarak bir şekilde nikâhı kıydırmış ancak şöyle bir sorun var ki annemin sevdiği varmış. valla abla kimdir.nedir neyin necisidir şimdi ne yapıyor bilmem ama annem ona hayatın attığı bu okkalı tokadın acısını benden çıkardı.Çocukluğum işkenceydi.

Daha yedi yaşında iken bana görücü geldi.Sözlenmeler yapıldı.Kızlığa girdiğim gibi evlenecektim.Allah duydu sesimi zâr ,babamla son dakika kavga ettiler de nikahtan kurtuldum.E adım çıkmış bir kere kim alır dulu zaten bana düşman olan annem daha da düşman kesildi.aşık olmuşum bir kara gözlü dilbere, yaktı beni kül etti hasretiyle beni eritti,bitirdi.Teyzemin oğluna vuruldum.Kendisi şu anda yaşamıyor."Ailen yüzünden mi?"diye sordum."Hayır şehit düştü.Ailem bizi sadece öpüşürken gördü ama ben 2 aylık gebeyim bu çocuğu doğuracam ama ailem izin vermez onlara dava açmak istiyorum."senle biz davanın en ince ayrıntısına kadar konuşuruz diyip numaramı verip yolladım.Eve gidince kendimi yorgun hissetim.Sanki ben durmuştumda gerek zaman gerek insanlar dönmeye devam ediyordu.Aslında bunun sebepleri arasında engin vardı.Benim yıllarca ırkçı olmamı sağlayan çocuk.Babası Ülkü Ocakları başkanıydı.İlkokuldan beri sırılsıklam aşıktım ee psikolojik olarak onun dediklerini %100 kabul ediyordum. Bir yerde duymuştum ne kadar doğrudur bilmem bir insana aşık olunca beynimiz onun kusurlarını görmezden gelirmiş.Böylelikle aşık olduğumuz kişiyi mükemmel olarak kabul ediyorduk .Engin iki hafta önce nişanlanmıştı.Kendimi sanki labirent gibi olan bir ormanda kaybolmuş gibi hissediyordum,koşuyorumda bir türlü çıkışı bulamıyordum.Ben ne yapıyordum?ne hissetmem gerekirdi? Sevdiğim adam gözlerimin içine baka baka nişanlandı.Ağlamaktan başka ne yapabilirdim?ama ağlamıyordum.Etrafa bön bön bakıyordum.Engin beni yıllar içinde hissizleştirdi.Ona değil kendime kırgındım.Böyle biriyle neden değiştiğini anladığım anda konuşmaya devam ettim ki? neyse olan olmuştu.o günleri hatırlayınca acı çekmeye baslarım.Enginin şuan iki kızı var benim de bir oğlum

Bölüm sonu

6 yorum