Eylül ertesi sabah okula normalden erken geldi.
Koridorlar neredeyse boştu.
Ayak sesleri koridorda yankılanırken gözleri sürekli duvarlardaki sınıf numaralarını arıyordu.
- 217.
İkinci kata çıktı.
Koridorun sonuna kadar yürüdü.
Sonunda eski arşiv bölümünü gördü.
Kapının üzerinde küçük bir tabela vardı:
- 217.
Eylül kapının önünde durdu.
Elini kapı koluna uzattı.
Kilitliydi.
Cebinden telefonunu çıkardı.
Bilinmeyen numaraya mesaj yazdı:
“Buradayım.”
Mesaj gönderildi.
Cevap gelmedi.
Eylül birkaç saniye bekledi.
Sonra kapının yanında bulunan eski dolaba baktı.
Dolabın üzerinde paslanmış bir anahtar vardı.
Anahtarın üzerinde küçük bir etiket bulunuyordu.
- 217.
Eylül anahtarı aldı.
Kapıyı açtı.
İçerisi tozlu ve karanlıktı.
Eski sınav kâğıtları, öğrenci dosyaları ve yıllardır kullanılmamış kitaplar raflarda duruyordu.
Eylül telefonunun ışığını açtı.
Rafların arasında ilerledi.
Ne aradığını bilmiyordu.
Sadece Derin’in adını arıyordu.
Bir süre sonra eski bir dosya gördü.
Üzerinde:
DERİN AKSOY
yazıyordu.
Eylül dosyayı hemen aldı.
Kalbi hızlanmıştı.
Dosyayı açtı.
İlk sayfalarda sıradan okul kayıtları vardı.
Notlar.
Devamsızlık bilgileri.
Öğretmen görüşleri.
Sonra bir sayfada kırmızı bir damga gördü.
“GİZLİ”
Eylül’ün kaşları çatıldı.
Bu normal bir öğrenci dosyası değildi.
Sayfayı çevirdi.
Bir rapor vardı.
Tarih:
12 Eylül 2022.
Raporda Derin’in okul dışında bazı kişilerle görüştüğü yazıyordu.
Eylül satırları okudukça daha da şaşırdı.
Derin’in ailesinden söz ediliyordu.
Ama raporun büyük bölümü karalanmıştı.
Bir cümle hâlâ okunabiliyordu:
“Öğrencinin ailesiyle ilgili soruşturmanın okul kayıtlarına yansıtılmaması…”
Eylül okumayı bıraktı.
“Ailesi hakkında soruşturma mı?”
Dosyanın sonraki sayfasını çevirdi.
Bir fotoğraf vardı.
Fotoğrafta Derin’in babası görünüyordu.
Yanında ise Eylül’ün hiç tanımadığı iki kişi vardı.
Fotoğrafın altında bir tarih vardı:
17 Eylül 2022.
Eylül fotoğrafı eline aldı.
Tam arkasını çevirecekken koridordan ayak sesleri geldi.
Eylül dondu.
Birisi koridorda yürüyordu.
Ayak sesleri gittikçe yaklaşıyordu.
Dosyayı kapatıp rafa koymaya çalıştı.
Ama dosya yere düştü.
Ses koridorda yankılandı.
Ayak sesleri durdu.
Eylül nefesini tuttu.
Kapının kolu hareket etti.
Biri kapıyı açmaya çalışıyordu.
Eylül odanın arka tarafına çekildi.
Kapı açıldı.
Barış içeri girdi.
Eylül şaşkınlıkla ona baktı.
Barış da Eylül’ü görünce durdu.
İkisi birkaç saniye boyunca konuşmadan birbirine baktı.
Sonunda Barış:
“Burada ne arıyorsun?”
dedi.
Eylül cevap vermedi.
Barış’ın gözleri yerdeki dosyaya kaydı.
Dosyanın üzerinde Derin’in adı görünüyordu.
Barış’ın yüzündeki ifade bir anda değişti.
“Onu bırak.”
Eylül dosyayı eline aldı.
“Sen bunu biliyorsun.”
Barış sustu.
“Derin’in ailesi hakkında ne biliyorsun?”
Barış gözlerini kaçırdı.
“Hiçbir şey.”
“Yalan söylüyorsun.”
Barış birkaç saniye sessiz kaldı.
Sonra Eylül’e baktı.
“Bunu kurcalamaman gerekiyor.”
Eylül’ün sesi titremeye başladı.
“Derin öldü.”
Barış cevap vermedi.
“Dört yıl önce öldü.”
Barış başını eğdi.
Sonra çok alçak bir sesle konuştu.
“Ben de öyle sanıyordum.”
Eylül’ün gözleri büyüdü.
“Ne demek istiyorsun?”
Barış cevap vermeden kapıya yöneldi.
Tam çıkarken durdu.
Eylül’e bakmadan:
“18 Eylül gecesi orada değildim.”
dedi.
Eylül şaşkınlıkla ona baktı.
“Ben sana orada olup olmadığını sormadım.”
Barış kapıyı açtı.
“Biliyorum.”
Ve çıktı.
Eylül odada tek başına kaldı.
Elindeki dosyaya baktı.
Artık bir şeyden emindi.
Barış, Derin’in ölümünü sandığından çok daha fazla biliyordu.
Ve belki de…
Eylül’ün dört yıldır yanlış hatırladığı tek kişi Derin değildi.