Rüzgar: "Oha."
Tamam gerçekten oha 3 yıldır burada mıydı yani?
Mert:"3 yıldır buradasın öyle mi?"
Emre: "Yeni öğreniyorum ve evet gerçekten de 3 yıldır buradayım ama bana sadece 3 4 hafta gibi geliyor."
Rüzgar: "Biliyor musun biz bu sohbeti yaptık o 3 4 hafta önceydi falan hepsi yalan aklımızı delirdik."
Aylin: "Aklımızı delirdik öyle mi?"
Rüzgar: "Hıhı."
Giray: "Nisa uyandı!"
Ece : "O hâlâ baygın mıydı?"
Giray sinirli sinirli baktı. Nisa'yı sevdiğini çok belli ediyordu yazık.
Çiğdem: "1 dakika Burak nerde!?"
Kerem : "Arkamdaydı işte- lan yok nereye gitti bu."
Hepimiz telaşlaşlandık.
Aylin: "Bu sefer bir ölümü daha kaldıramam yeter artık bir durun ya!"
Rüzgar: "Ha biz keyfimizden ölüyoruz sanki."
Kerem: "Susun bi."
"Burak!"
"Burak!"
Rüzgar:"Hadi armut dersem çık elma dersem yine çık."
Çiğdem etrafa bakıyordu.
Çiğdem: "Bir şey buldum!"
Çiğdem elinde ki kalpli altın renginde ki kolyeyi bize doğru tutu.
Kerem: "Tamam şakanın sırası değil ama bunu Burak takıyormu cidden hahahaha."
Pat
Yerde ki dal parçasını tam Kerem e isabet ettirmiştim.
Kerem: "Tamam ya şaka yaptım sadece."
Rüzgar: "Boşver bunlar anlamıyor şakadan."
Pat
Bu seferde Sinem Rüzgar a bir dal parçasını fırlatmıştı.
Çiğdem:"Bu kolyede ki fotoğraf benim."
Çiğdem'in elinde ki kalpli açılan kolyeye tekrar baktık 2 küçük çocuk biri kız diğeri erkek birbirlerine sarılmış poz veriyorlardı.
Burak ve Çiğdem'in küçüklüğü...
Çiğdem gözyaşlarına engel olamadı.
Çiğdem: "O o- ama nasıl? Mahallede çok yakın bir küçüklük arkadaşım. Babasının işinden dolayı onlar taşınmıştı o kişi Burak'mıydı yani?"
Herkes Çiğdem'i teselli etmeye çalışıyordu. Etrafıma bakındım Çiğdem'in az önce kolyeyi aldığı yerde kan lekeleri vardı ve toprak zeminin üzerinde ağacın
arkasına kadar devam ediyordu.
Hayır lütfen düşündüğüm şey olmasın.

