Ben, Ren Saja; koyu renk saçlı, yeşil gözlü, melez, küçük bir çocuktum, annem ne kadar İngiliz olsada ben en çok Joponyayı yani babamın şehrini severim.Annem evde çıkan yangın sebebi ile ölmüştü, yangın nasıl çıktı bilinmiyor.
O hafta İngiltere den Japonya'ya geldik, her şey hazırdı zaten odama çıkıp yerleştim.
Aradan 1-2 gün geçti ve dışarı çıkmak istedim, babam beni bir parka götürdü ama bir süre sonra onu göremedim, bağırdım ama kimse yoktu. Banka oturdum, gözlerim dolmuştu ama ağlamak istemedim. Sonrasında iki tane abi geldi, Siyah saçlı, koyu göz renkli, beyaz tişörtün üstüne bir hırka giymiş, mavi short lu, karizmatik bir abiydi, arkadaşıyla tartışır şekilde konuşup, elindeki poşeti arkadaşına verdi. Yanıma geldi "kimsin, burada neden yalnızsın?" Dedi. Ben 11 yaşımdaydım o zamanlar, abi ise 15 , bana ne olursa olsun büyük geliyodu ve güler yüzlüydü, bu sebeple birden ona sarıldım, o şaşırmıştı sanırım. Ağlayarak "korkuyorum, ben buraları hiç bilmiyorum ve babam nereye gitti onuda, ben buraya yeni taşındım" dedim, sırtımı sıvazladı ve elimden tutup ilerletti arkadaşına 5 dk dedi ardından evime götürdü ve yan evde oturduğunu söyledi, yanımdan koşarak ayrıldı
Okullar açılmıştı, İngiltere den farklı bir okul sistemiydi. Orta okulun 2. senesi farklı okul okuyacaktım hemde 2.dönem den ama Lise ile aynı birleşik büyük bir okul olduğu için seneyede buradan devam etmem pnlandı.
Okulun ilk gününden her kez benimle tanışmak istemişti, buna şadırdım çünkü İngiltere'de daha çok zorbalık yapmaya çalışıyorlardı. Bir kız yanıma geldi, gözlerinin şeklinden ve kahverengi saçından yabancı olduğunu anlamıştım, " hoş geldin, ben sınıf başkanıyım sana okulu gezdiricem" dedi ve tuttuğu gibi kolidora götürdü. Her yeri gösterip tanıttı, sınıfa dönerken birine çarptım, kafamı kaldırdığımda o abi olduğunu fark ettim. O günden beri ilk kez görmüştüm ve yanında arkadaşları vardı. "Ufaklık gine evinin yolunumu kayıp ettin(?)" dedi, ben "hayır seni arıyodum" dedim. Formamın kıravatını sıkıp kafamı okşadı gene, yanındaki herifler 'bu kim, neden bu kadar samimisiniz?' gibisine sorular soruyolardı, başkan kız "neyin oluyor, akraban mı?" Diye sordu, bende "komşumuz, abim gibi davranır" dedim, oda "Ito senpai¹, okul birincisi ve okul da en sevilen öğrencilerin başında gelir, çok yakışıklı" dedi, ben "sevgilisi var mı ? " Dedim, "yok, ama bunu napıcaksın?" Dedi, ardından hemen zil çaldı hemen sınıfa gittik. Ders bitimi babamın işleri olduğu için yalnız gidecektim çantamı toparlayıp yürüdüm, bahçede giderken birden birisi çantamdan tuttu ve önümden bir araba geçti.Arkamı döndüm "s-senpai Ito senpai " karşımda senpaim duruyodu gine, omzumdan tutup " SEN DELİRDİN Mİ, ÖLÜCEKTİN ÖNÜNE BAKSANA!" diye bağırdı bana. Kolumdan tutup bisikletinin yanına götürdü, arkasına binmemi söyledi ardından evime götürdü.
Kapıyı çaldığımda kimse açmadı, notluğa babam yazı koymuş 'Bu gün eve girme benim acilen İngiltere'ye gitmem gerekti, komşumuz olan Bay Ito' nun evinde kalcaksın ben bildirdim." Yazıyordu bunu sempai ye söyledim, oda tamam gel o zaman dedi. Annesiyle konuşup beni odasına götürdü. Odası büyüktü ve çoğu yerinde kitaplar vardı, çalışma masasının yanından sandalye çekti ve beni otuturdu. "Bak burası benim odam, bir ihtiyacın olursa bana söyle ve çalış" dedi ben "Ödevlerimi yaptım ve ilk günüm olduğundan fazla bir şeyim yok" dedim "Ne yapayım kitap oku"dedi, "hayır şu an benim uyumam gerek, annem öyle alıştırmıştı beni" dedim ve ifadesini değiştirmişti "söylesene annene ne oldu?" durgun bir ifade ile "Evde bir şekilde yangın çıktı ben camdan atladım ama annem öldü" dedim. şaşırmıştı galiba, bir süre sesiz kaldı "n-nasıl bu kadar sakin dura biliyosun?" Demişti, bi yandan kollarımı tutyordu "Annem beni hep zorladı senpai, ben İngiltere'den nefret ederim, ben babamı severim" dedim, sanırım üzgünüm sanmıştı bana sarıldı, bu hoşuma gitmişti ve bırakmaması için ağlamaya başladım, beni yatağına götürdü "ağlama yatıp uyumak istiyorsan uyu" dedi. Onun kolundan tutup "Ito s-senpai yanımdan ayrılma " diyerek onu manipüle etmeye çalıştım, çalışma masasına baktı ardından bana baktı "Üstümü değiştirmem gerekiyor, sanada bir şeyler ayarlıcam" dedi. Bir tshirt ve bir tane pantolon verdi. Eylül ayıydı ama aşırı sıcaktı, kendisi uzun sweatshirt ve şort giymişti.
Yanıma geldi "Uyu hadi" dedi "yanıma yat, benimle uyu" dedim, benden dah yorgun olduğu belliydi ama beni uyutmaya çalyaışıp kendisinin kalkıp çalışacağı da belliydi. Yanıma yattı, bir süre sonra cidden uyumuşum ve kabus görüyodum, Ito sanpaim in sarsması ile uyanmıştım. "Saja! Saja! Saja kohai² !" Diye sarsıyordu, gözümü açmaya çalışıyordum ama gaözüm acıyordu " Saja iyimisin, neyin var?" Diye sormuştu ama ben ağlıyordum, ateşim çıkmış. Senpaim, su ile ramen getirdi yanıma "kalk, ilaç kullanman gerekiyo" dedi, üstünde paracetamol yazan bir ilaç getirdi.
Ben hâlâ mız mızlanıyordum 'sempai, hayır' 'sempai yemek yemicem' gibisine şeyler en sonunda farkında değildim ama onun yedirmesini söyledim. Ciddi ciddi yediriyordu. Ateşten mi bilmem ama umrumda değildi, utanmıyordum bile.
Şurubu içirip tekrar yatırdı, yanımdaydı "o kadar korkacak ne gördün?Neden 'SENPAİ' die bağırdın?" Dedi, bağırmışım, rüyayı tam hatırlamaya çalıştım "senpai her kez yanıyordu, senpai beni bırakıyordun sen beni, her kez gibi sende benden nefret ediyordun" rüyam cidden garipti, annem in yandığı evdeydim ve değer verdiğim kişiler vardı, 'bunlar senin suçun' demelerini dinlemek zorundaydım. Ito senpim geliyordu bana sarıldı ve ' bunlar senin suçun' dediğinde her kez yanımdaydı annem dahil, senpaim ile her kez uzaklaştı ve çakmağı yakıp yere attı. "Saçma, ben senin komşun ve senpainim. Ya bir şeyi kafana takıyosun yada tranvan var" dedi. Sinirle kalktım ve heryer karardı.
Uyandığımda başımda doktor vardı ve serum takmışlar, hastanedeydim. Doktor çıktıktan sonra by Ito ve Ito senpim içeri girdi, by Ito bana baktı ye kafamı okşadı "iyi misin Ren oğlum? Baban uçakta gelicek hemen" dedi, kafamı salladım, Ito senpim yanıma iyice yaklaşıp yanağıma, anlıma elini götürdü "Ateşin düşmüş... Ö-özür dilerim, ben galiba sert konuştum seninle" çok endişe ettiği belliydi ama gizlemeye çalışıyordu yanımda.
"Hayır Özür dilemen gerek miyor, iyi misin sen?" .."B-ben mi, serumun içinde alkol falan mı var(?) hastanede olan sensin" "senpai benim ruhum hasta, senin kafanın içi hastalanıyor" by Ito' nun telefonu çaldı dışarı çıktı. Ito senpim gine kızgındı nefes alıp verdi "Neyden kastediyorsun sen " "senpai kızma kendine dikkat etmediğin o kadar çok belli ki uyku düzenin uygun değil üstelik sorumluluk meraklısısın" "saçmalama ve beni izleme"
O gün konuşmamız bitmişti ve sornaki gün okula gidicektim iyileştiğimden emin oldum bu yüzden.
Sınıftan bir kızın babası benimle ilgilenen doktormuş bu yüzden bayıldığımı öğrenmiş ve tüm sınıfta... Her kez saçma sapan sorular sorup nezaketi konuşuyolardı.
Teneffüste kütüphaneye gittim, görevlinin senpaim
Olduğunu biliyordum ama onun için gitmiyordum sonuçta. Beni fark etmeden girdim, kitabı aramaya başladım. Bir grup çıktı kütüphane tamamen boşaldığını sanmıştım ama görevli masasından ses geldi gizlice baktım. Senpaimin başında bir herif vardı senpaimin omzuna masaj yapıyordu o sırada "Riku gözünün altı mosmor neyin var? Yoksa beni aldatıyor musun, geçen geçiştirdiğin çocukla mı?" Hem adıyla söylüyor hemde cilveleşiyor gibiydi ama ben izlemeye devam ettim "kes şöyle yapmayı okuldayız Kai, o çocuk komşum tatlı bir çock bu yüzden aram onunla iyi o kadar, partnellerimi aldatmadığımı biliyorsun dimi" "öylemi? Bizim eve ne zaman geliyorsun bir daha, o günkü gibi seni hoşnut edebilirim" sinirlenmiştim, senpaim in yattığı bir çocuk. Yanlarına gittim aradığım kitabı söyledim o herifin bakmasını söyledi.
"Sen arka kısmına bak orada olabiliyor bazen" dedi nazik bir ses tonu vardı ama umrumda değil, kitaplığa dokunduğumda sağlam oladığını fark ettim 1-2 dakika geçmeden kitaplık onun üzerine düştü bağırdım, hemen senpaim koştu kaldırmaya çalıştı ama ona göre ağır bir kitaplık ve ben sonuçta korkmuştum yardım edemem dimi. Bağırarak yardım istiyordu gözleri dolmuştu, yardım etmeye çalışyodum sanki " öğretmenler ve öğrenciler geldi, benim yanıma gelip elime koluma baktı "İyi misin kohai, çok fazla korkmadın değil mi?" "S-senpai o iyi mi neden kitaplık düştü?" Omzumdan tuttu, yorgun gözleriyle baktı "Saja o kitaplık sağlam değildi, benim hatam galiba" onun hatası mı? Saf bir naziklik böyle oluyor sanırım. Kitaplığı kaldırdılar, hemen ambulansı aradılar ama şansı çok düşüktü. Senpai yanına gitti ama çoktan şuurunu kaybetmişti. Ambulans ile götürdüler senpaimin elleri kan olmuştu, kolundan tutup lavobaya götürdüm ellerini yıkarken ağlamaya başladı, ona sarıldım "yakın arkadaşın ağır yaralıydı ama belki yaşar, senin ağlaman hiç hoş değil" aslında ağlaması o kadar tatlıydı ki ama nede olsa destek oluyorum.
Gerçekten ölmüş, haberlere çıktı umrumda değil, senpaimin sevgilisi değil artık sonuçta.
Okula gitmek istemesemde senpaimi en çok orada görebilirdim galiba. İlk tenefüste Tanaka diye bir çocukla okul kafeterya sına iniyorduk birden takıldım ve nerdeyse düşüyordum Tanaka beni tutmuştu bu sayede yerlemedim ama birden senpai geldi "Senin üzerinde lanetmi var, her gördüğümde başına bir halt geliyo" dediğinde utanmıştım, Tanaka'nın kolundan tutup kafeteryaya indirdim. Senpaimi tabiki her fırsatta görmek istiyorum ama bu şekilde rezilken değil.
Doğum günüm vardı senpaimi davet etmek için evine gidip zili çaldım, birden karşıma yarı çıplak çıkmıştı, içeri doğru ittim onu "Napıyorsun!" "Stupid üstünde bir şey yok" "ağzını bozma neden geldin onu açıkla" "doğum günüm var yarın gelmeni istemiştim" "Saat kaçta" "10 da başlayıp 3 civarı dağılcaklar, sen istersen fazla kalabilirsin" "bakarız" onaylayıp geri gittim.
Tam vaktinde gelmişti ve hediye getirmişti, 1-2 kişi gelmişti saten sınıftan ve bir kaç tanıdık olacaktı. "Çok kişi olacak mı? Bana vakit ayırabilirmisin" dedi heycanlıydım çünkü bu bir yürüme olabilirdi, her kez gelmedi ama Tanaka gelmişti, bana sıkıca sarılıp hediye verdi. Pasta kesildikten sonra hediyeleri açmam için ısrar etti hepsi, çoğunu açtım 2 tanesi hariç. Birisi senpaime aitti heycanla ilk onu açtım bir saatti hemde ay resimleri vardı üzerinde, not koymuştu ama onu yalnızken okumak istedeim, ona sıkıca sarıldım nerdeyse boğucaktım. Sıra diğer hediyeye geldi, bu Tanaka ya aitti çünkü açmadığım tek kişi oydu. Bir manga serisiydi 5 bölümden oluşuyordu ve kendisi çizmişti, japonyada yapılan mangalar hoşuma gidiyordu ve çok mutlu olmuştum, gülümser şekilde bana bakıyordu, sıkıca değildi ama sarıldım teşekkür ettim. Sonrasında her kez dağılmaya başladı Tanaka ve senpaim kalmıştı, bir telefon geldi babam açtı ve sadece Tanaka'yı birisinin almaya gelemeyeceğini ve burada kalacağını söyledi Tanaka ısrar edince söyledi Büyükannesi yoğum bakıma kaldırılmış Tanaka bunu duyduğunda ağlamaya başladı, teselli etmek için ona sarıldım " sakin ol Yuki Tanako, ağlamaman gerek, güçlü kişiler öyle yapar" ağlamasını durdurmaya çalışıyordu. Senpaim yanıma geldi Tanaka'yı tutup otuturdu, bende yanına oturmuştum. Senpai biraz kızgın gibi görünüyordu yanıma orturdu, ben Tanaka'yı sakinleştirdim. Senpaim omzumdan tuttu "ben gideyim o halde" dedi kalktı bende kalkıp elinden tuttum "senpai nereye hani benimle konuşacaktın" dediğimde sahte bir şekilde gülümsedi "Saja sonra konuşuruz, kafaya takılcak bir şey değil" dedi ama o sonra hiç bir zaman gelmedi. En yakın arkadaşım Tanaka olarak kaldı, onunla sık vakit geçiriyordum, utangaç ve sevimli bir çocuk olduğunu belli ediyordu. Senpaime gelirsek ben menzun olana kadar bir sevgilisi daha oldu o herif, çatı terasından dengesini kaybedip düştü, şu an komada uyansa bile kalıcı bir felç söz konusu.
Ben orta okuldan menzun olacaktım, ve sınıfça bir arkadaşımızın boş evinde kendi aramızda parti verdik, yüksek dereceli olmasada içki vardı ben fazla içmesemde biraz sarhoştum ama Tanaka baya sarhoş olmuştu, fazla kişi içmesede biz içmiştik. Tanaka yanıma gelmişti bana sarıldı "Tanaka iyi misin dışarı çıkalım istersen" diyip onu dışarı çıkardım. Biraz istifar etti sonra yanıma geldi yüzü aşırı kırmızıydı, alerji sanmıştım ama bana açılmaya başlamıştı "Ren sen çok iyi ve tatlısın, en sevdiğim kişi sensin, benimle çıkmanı istiyorum" "Ne! Tanaka sadece sarhoşsun ne dediğini bilmiyorsun" "hayır Ren seni seviyorum ben senden hoşlanıyorum" "benim ilgilendiğim birisi var Tanaka sen benim en yakın ve en sevdiğim arkadaşımsın. Öyle kal" dedim ve gittim. Babam evde yoktu birazda bundan aldığım cesaretle gidip senpaimin kapısını çaldım. Senpaim açar açmaz sarhoş olduğumu anladı eve aldı. Ailesi evde yoktu, odasına çıkardı ve soğuk su verdi, "Nasıl içtin daha yaşın küçük ve neden içtin!?" "Tanaka ile içtim, çok tatlı ısrar ediyor" "o çocukla mı? O çocuk sana zarar veriyor ve fazla yakınsınız. Sana ilgisi olduğu çok belli her fırsatta sana temas ediyor" "annemde bana böyle derdi senpai, dışarıdaki kişilere karşı dikkatli olmam, ama o naptı senpai biliyor musun?" "Ateşin çıkıcak gine onun hakkında konuşmayalım" "senpai ingilterede içmek biraz daha yaygındır annem içerdi senpai babam yanında yokken içerdi. Babam iş için o hafta başka bir yere gitti, annem gine içmişti o gün, eve birisini çağırdı ama o herif gelirgelmez annemle konuşup bana yanaştı. Elleriyle taciz etmeye başladı, cebindeki çakmağı alıp yanıcı bir şeyin üzerine yakıp attım sonrasında evden kaçtım senpai" söylerken ağlıyordum, gözleri şaşkınlıktan donmuştu bana sarıldı "şşş... Sakin ol bu aramızda kalıcak, kimseye söylemem korkma" "S-senpai neden bu kadar naziksin b-ben bir katilim s-senpai" "sen katil falan değilsin, nefsi müdafaa etmektir senin yaptığın" "b-ben Tanaka'nın yanına gitmeliyim yalnız kaldı" "Tanaka mı!? Gine o herif mi yani, gitmiceksin yanımda kalacaksın " "s-senpai gitmeliyim m-menzun-" daha diyemeden dudağıma yapışmıştı, şaşırdım çünkü platonik aşk sanmıştım ama o güzel gözleri konuşuyordu. "Neden bu kadar yakın davrandın bana?" "senpai o kadar tatlı ve çekicisin ki her kez seni konuşuyor b-ben seni çok istedim" onu arzulamam sonu erdi sanmıştım ama gittikçe istiyordum daha ilerisini benim olmasını istiyordum , sadece benim.
Sornaki gün evinde uyanmıştım ve gömleğim açık ve kemerim yoktu ne bok yediğimi anladım hareket etmek bile zordu. Üstümü düzelttim sonra kapıya senpaim geldi "uyanmışsın, ailem tatilde kahvaltıya gelsene" bulanık bir şeyler hatırlasamda gece naptık bilmiyorum. Kahvaltıya indim, kendisi hazırlamış ve güzeldi, keşke her şey o kahvaltı kadar tatlı ve güzel geçseydi...
Şimdi onu bulmak istiyorum...
Her kez bilir ama bilmiyossnız: 1.Senpai (先輩), küçüklerin büyüklere kullandığı ektir.
2.Kohai (後輩), senpai'nin aksine büyüklerin küçüklere kullandığı ektir.
İlk eserim olduğu için zorlamıcam~ bölüm 2 için 50 beğeni lazım 😁
Üşengeçseniz 👇🏻



