BÖLÜM 3 — SAKLADIĞIN NE VAR?
Kâğıdı elimde tutarken birkaç saniye boyunca ne yapacağımı bilemedim.
“Koray’ın sana anlatmadığı bir şey var.”
Tekrar okudum. Sonra bir daha. Belki yanlış anlamışımdır diye düşündüm. Ama hayır. Gayet açıktı. Koray’ın bana anlatmadığı bir şey vardı. Asıl soru şuydu:
Ne?
Kâğıdı hızlıca katlayıp cebime koydum. Koray’ın hâlâ telefonda olduğunu görünce onu bekledim. Birkaç dakika sonra yanıma geldi.
“Ne oldu?”
“Hiç.”
Kaşlarını çattı.
“Yüzün niye öyle?”
“Nasıl?”
“Bir şey olmuş gibi.”
“Yok.”
Bana birkaç saniye baktı. Sonra başını salladı.
“Tamam.”
Ama inanmadığı belliydi.
Ders boyunca aklım nottaydı. Öğretmen tahtada bir şeyler anlatırken ben defterime tek kelime yazmadan oturuyordum. Koray arka sıradan kalemini bana doğru fırlattı. Döndüm.
Dudaklarını oynatarak:
“Ne oldu?”
dedı.
Başımı salladım.
“Hiç.”
Kaşlarını kaldırdı. Sonra defterine bir şey yazıp bana doğru itti.
Bana yalan söyleme.
İçimden güldüm.
Kalemi alıp altına yazdım:
Sen bana söylemediğin şeyleri anlat önce.
Kâğıdı geri verdim. Koray okudu. Yüzündeki ifade bir anda değişti. Gözlerini kaldırıp bana baktı. Bu kez gülmüyordu. Kâğıdı buruşturup cebine koydu. Dersin geri kalanında bir daha bana bakmadı. Ve bu, her şeyden daha garipti.
Ders çıkışında peşinden gittim.
“Koray.”
Duymamış gibi yaptı.
“Koray!”
Hızlandı.
Kolundan tuttum.
“Dur.”
Döndü.
“Ne?”
“Benden bir şey mi saklıyorsun?”
Bir an sustu. Sonra güldü.
“Ne saklayacağım?”
“Bilmiyorum.”
“Simay, sen bugün bayağı garipsin.”
“Bana yalan söyleme.”
Yüzündeki gülümseme silindi.
“Ben sana yalan söylemiyorum.”
“Emin misin?”
“Eminim.”
“Peki.”
Arkamı dönüp yürümeye başladım.
“Simay.”
Durmadım.
“Simay, bekle.”
Bu kez arkamdan geldi.
“Gerçekten hiçbir şey yok.”
“Tamam.”
“Bana inanıyor musun?”
Bir an düşündüm.
“Bilmiyorum.”
Bu cevabım onu beklediğimden daha fazla etkiledi. Yüzüne baktığımda gözlerinde kısa bir kırgınlık gördüm.
Sonra hemen sakladı.
“Tamam.”
Yanımdan geçip gitti.
Okul çıkışında Kuzey beni kapının önünde bekliyordu.
“Hazır mısın?”
“Ne için?”
“Yarın için.”
Güldüm.
“Daha yarın olmadı.”
“Plan yapıyorum.”
“Sen çok garipsin.”
“Bunu bugün ikinci kez duydum.”
“Kim söyledi?”
“Koray.”
İsmini duyunca yüzüm değişti. Kuzey bunu fark etti.
“Bir sorun mu var?”
“Yok.”
“Emin misin?”
“Evet.”
Kuzey birkaç saniye bana baktı.
“Koray’la aranızda bir şey mi oldu?”
“Hayır.”
“İyi.”
“Neden?”
Omuz silkti.
“Bilmiyorum.”
Sonra gülümsedi.
“Yarın seni okulun karşısındaki kafeye götürürüm.”
“Olur.”
“Tamamdır.”
Tam o sırada telefonum titredi.
Koray: Neredesin?
Cevap yazmadım.
Bir dakika sonra ikinci mesaj geldi.
Koray: Simay?
Telefonu cebime koydum. Kuzey bana baktı.
“Koray mı?”
“Evet.”
“Cevap vermeyecek misin?”
“Hayır.”
Kuzey gülümsedi.
“İyi.”
Akşam eve geldiğimde yatağıma uzandım. Telefonumu elime aldım. Koray’dan hâlâ mesaj vardı.
Koray: İyi geceler bari.
Ekrana bakıp gülümsedim. Ne kadar sinirlensem de Koray’a kızgın kalamıyordum. Belki de gerçekten hiçbir şey yoktu. Belki o notu yazan kişi sadece aramızı bozmak istiyordu. Ama sonra aklıma Koray’ın sınıfta kâğıdı görünce yüzünün değişmesi geldi. Bir şey vardı. Bundan emindim. Tam telefonu bırakacakken yeni bir mesaj geldi. Bu kez numara kayıtlı değildi. Ekrana baktım.
Bilinmeyen Numara:
“Sana notu ben bıraktım.”
Kalbim hızlandı. Hemen yazdım.
Ben: “Sen kimsin?”
Mesaj görüldü. Birkaç saniye sonra cevap geldi.
“Bunu yarın okulda öğrenirsin.”
Kaşlarımı çattım. Tam telefonu kapatacaktım ki bir mesaj daha geldi.
“Ama önce Koray’a şu soruyu sor: Geçen yaz neden senden uzaklaşmaya çalıştı?”
Elim telefonda donup kaldı.
Geçen yaz?
Ben hiçbir şey hatırlamıyordum. Koray geçen yaz her zamanki gibiydi. Benimle konuşmuştu. Benimle dışarı çıkmıştı. Hatta doğum günümde gece yarısı ilk mesaj atan kişi oydu. Peki neden biri bana onun benden uzaklaşmaya çalıştığını söylüyordu? Telefonumu yatağın üzerine bıraktım. Tam o sırada ekranda yeni bir bildirim belirdi.
Koray arıyor…
Ekrana birkaç saniye baktım. Sonra telefonu açtım.
“Efendim?”
Karşı tarafta birkaç saniye sessizlik oldu. Sonra Koray’ın sesi geldi.
“Simay…”
“Efendim?”
“Yarın Kuzey’la buluşma.”
Şaşkınlıkla doğruldum.
“Ne?”
“Gitme.”
“Niye?”
Uzun bir sessizlik oldu. Sonra Koray çok kısık bir sesle konuştu.
“Çünkü sana anlatmam gereken bir şey var.”