İçeriğe geç

Sadece arkadaşız.

Bölüm 1 · 5 dk okuma

Sadece arkadaşız.

Bölüm 1

SADECE ARKADAŞIZ.

BÖLÜM 1 — SADECE ARKADAŞIZ.

Okulun ilk günlerinden nefret ederdim herkes olduğundan daha mutlu görünürdü. Koridorlar gereğinden fazla kalabalık, sınıflar gereğinden fazla gürültülü, insanlar ise birbirlerini görmeyeli yıllar olmuş gibi sarılıyordu Benim içinse değişen tek şey sınıf numarasıydı.

Ve Koray’ın yine geç kalmasıydı. Telefonumun ekranına baktım.

08.17.

Dersin başlamasına üç dakika kalmıştı. Koray hâlâ ortada yoktu.

“Kesin uyuyakaldı.”

Yanımdaki kız başını çevirip bana baktı.

“Kim?”

“Çocukluk travmam.”

Kaşlarını çattı.

“Koray mı?”

“Maalesef.”

Tam o sırada okulun girişinden gelen bağırışmalar duyuldu.

“Çekilin lan!”

İçimden derin bir nefes aldım.

Başka kim olabilirdi?

Kalabalığın arasından Koray çıktı.

Üniformasının kravatı boynunda değil, cebindeydi. Gömleğinin kolları dirseklerine kadar kıvrılmıştı. Çantasını tek omzuna atmış, saçlarını da sanki aynaya bakmadan dağıtmıştı.

Yanında iki arkadaşı vardı.

Üçü de gülüyordu.

Koray’ın gözleri kalabalığın içinde beni bulduğunda yüzünde o sinir bozucu sırıtışı belirdi.

“Simay!”

Gözlerimi devirdim.

“Bağırma.”

“Özledin mi?”

“Hayır.”

“Yalan.”

“Derse geç kaldın.”

“Daha zil çalmadı.”

“Üç dakika kaldı.”

Kolundaki saate baktı.

“Vay be. Büyümüşsün.”

“Sen de hâlâ aynı gerizekâlısın.”

Yanındaki çocuk kahkaha attı. Koray elini göğsüne koyup dramatik bir ifadeyle bana baktı.

“İlk günden kalbimi kırdın.”

“Daha ilk gün bile değil.”

“Benim için okul seninle başladığında başlıyor.”

Bir an sustum. Koray da sustu. Sonra ikimiz aynı anda güldük.

Çünkü bu cümle onun ağzından çıktığında romantik olmaktan çok saçma gelmişti. Koray’la böyleydik. Bizim aramızda hiçbir şey garip değildi. Çünkü onu tanıdığımda daha ilkokula bile başlamamıştım. Annemle onun annesi yıllardır arkadaştı. Aynı mahallede büyümüştük. İlk bisiklete bindiğimde yanımdaydı. İlk kez düştüğümde benimle dalga geçen de oydu. İlk kez birinden hoşlandığımı söylediğimde bunu bütün mahalleye anlatan da. Koray benim çocukluğumdu. Ve en yakın arkadaşımdı.

Hepsi buydu.

En azından ben öyle sanıyordum.

Sınıfa girdiğimizde öğretmen henüz gelmemişti.

Ben çantamdan kitabımı çıkardım.

Koray yanıma oturup kitabın kapağına baktı.

“Yine mi kitap?”

“Evet.”

“Okul açıldı daha.”

“Kitap okumak için okulun açılmasını beklemiyorum.”

“Ben de oyun oynamak için beklemiyorum.”

“Farkındayım.”

Telefonunu çıkardı.

“Dün gece dörde kadar pes attım.”

“Sonra?”

“Sonra kazandım.”

“Ders çalışsaydın belki bu yıl sınıfta kalmazdın.”

Koray başını bana doğru eğdi.

“Sen benim akademik geleceğimle niye bu kadar ilgileniyorsun?”

“Çünkü sen ilgilenmiyorsun.”

“Biri ilgilenmeli.”

“Ben neden?”

“Çünkü çocukluktan beri benimlesin.”

Kitabın sayfasını çevirdim.

“Ne yazık ki.”

Koray birkaç saniye yüzüme baktı.

Sonra gülümsedi.

“İyi ki.”

Ne diyeceğimi bilemeden kitaba geri döndüm. Nedense o iki kelimeyi görmezden gelmek daha kolaydı.

Teneffüste okulun koridorları daha da kalabalıklaşmıştı. Arkadaşlarımla kantine doğru yürürken bir anda ortamın değiştiğini fark ettim. Bir grup kız fısıldaşıyordu. Birileri merdivenlerin yanında bekliyordu. Birileri de telefonuna bakıyormuş gibi yapıp aynı yere bakıyordu.

Arkadaşım kulağıma eğildi.

“Kuzey gelmiş.”

“Kuzey kim?”

Bana sanki dünyanın en saçma sorusunu sormuşum gibi baktı.

“Ciddi misin?”

“Evet.”

“On ikinci sınıf. Okulun en popüler çocuğu.”

“Eee?”

“Eee’si… Kuzey.”

Bu açıklama hiçbir şeyi açıklamıyordu. Tam o sırada merdivenlerden üç kişi indi. Ortadaki çocuğu görünce neden herkesin sustuğunu anladım. Uzun boylu, kendinden emin yürüyen, yüzünde sürekli hafif bir gülümseme taşıyan biriydi. Üzerinde okul üniforması vardı ama sanki üniforma bile ona göre tasarlanmış gibiydi. Yanındaki çocuk bir şey söyledi.

Kuzey güldü.

Sonra gözleri kalabalığın arasında gezindi.

Ve bir anlığına benim üzerimde durdu.

Çok kısa bir andı.

Belki iki saniye.

Ama fark etmiştim.

Sonra gözlerini başka tarafa çevirdi.

“Gördün mü?”

Arkadaşım kolumu tuttu.

“Neyi?”

“Sana baktı.”

“Kim?”

“Kuzey!”

“Baksın.”

“Simay, çocuk sana baktı.”

Omuz silktim.

“Eee?”

Tam o sırada arkamızdan tanıdık bir ses geldi.

“Ne eee?”

Koray.

Döndüm.

Koray’ın bakışları önce bana, sonra merdivenlere, ardından Kuzey’a kaydı.

“Ne konuşuyorsunuz?”

“Hiç.”

Arkadaşım sırıtarak araya girdi.

“Kuzey Simay’a baktı.”

Koray’ın yüzündeki ifade bir anda değişti.

Ama sadece bir saniyeliğine.

Sonra güldü.

“Ee?”

Arkadaşım şaşırdı.

“Sen demin ‘ne konuşuyorsunuz’ diye sordun.”

“Merak ettim.”

“Simay’la ilgileniyor olabilir.”

Koray bana baktı.

Sonra tekrar Kuzey’a.

“Olabilir.”

Sesi tuhaftı.

“Ne olmuş yani?”

“Hiç.”

Koray telefonunu cebine koydu.

“Benim de umurumda değil.”

Bunu söylerken neden çenesini sıktığını anlamadım.

Öğle arasında bahçeye çıktık.

Koray her zamanki gibi arkadaşlarıyla top oynuyordu. Ben de ağacın altında kitabımı okuyordum. Bir süre sonra gölgem değişti. Kitabın üzerinden başımı kaldırdım. Kuzey karşımda duruyordu.

“Boş mu?”

Elindeki kitabı gösterdi.

“Şey… evet.”

Yanıma oturdu.

“Sen Simay’sın değil mi?”

“Evet.”

“Koray’ın çocukluk arkadaşı.”

Kaşlarımı kaldırdım.

“Bunu nereden biliyorsun?”

“Okulda Koray’ı tanımayan yok.”

Gülümsedim.

“Maalesef.”

Kuzey güldü.

“Onunla bu kadar yakın olmanıza şaşırdım.”

“Neden?”

“Bilmiyorum. Sen daha sakin görünüyorsun.”

“Koray da sakin.”

Kuzey birkaç saniye bana baktı.

“Koray mı?”

Güldüm.

“Tamam, belki biraz değil.”

Tam o sırada bahçenin diğer tarafından bir top hızla gelip yanımıza düştü.

Koray.

Topu almaya gelirken bize baktı.

Önce bana.

Sonra Kuzey’a.

Sonra tekrar bana.

“Simay.”

“Efendim?”

“Gel.”

“Niye?”

“Maç yapıyoruz.”

“Ben oynamıyorum.”

“Şimdi oynuyorsun.”

Kuzey araya girdi.

“İstersen ben de oynarım.”

Koray’ın yüzündeki gülümseme kayboldu.

“Gerek yok.”

Kuzey kaşını kaldırdı.

“Ben Simay’a sordum.”

Koray cevap vermedi.

Sadece bana baktı.

“Geliyor musun?”

Nedense o bakışın altında “gel” kelimesinden çok daha fazlası varmış gibi hissettim.

Kitabımı kapattım.

“Tamam.”

Koray arkasını dönüp yürümeye başladı.

Ben de peşinden gittim.

Kuzey ise birkaç saniye bizi izledi.

Okul çıkışı kapının önünde Koray’ı bekliyordum.

Telefonuma bakarken üç kızın yanımdan geçtiğini fark ettim.

Ece.

İlayda.

Selin.

Okulda herkes onları tanıyordu.

Ece Kuzey’den hoşlanıyordu.

Ve üçü de bunu saklamıyordu.

İlayda beni görünce yavaşladı.

“Simay.”

Başımı kaldırdım.

“Efendim?”

“Bugün Kuzey’la konuşmuşsun.”

Ses tonu soru soruyor gibi değildi.

“Evet.”

Ece kollarını bağladı.

“Ne konuştunuz?”

“Normal konuştuk.”

Selin güldü.

“Normal?”

“Evet.”

İlayda bana bir adım yaklaştı.

“Bak, yanlış anlama. Sadece Kuzey’ın ilgisini yanlış yorumlamanı istemiyoruz.”

Ne diyeceğimi bilemeden ona baktım.

“Ben hiçbir şeyi yorumlamadım.”

“Umarım.”

Tam o sırada arkamdan bir ses geldi.

“Bir problem mi var?”

Koray.

Üç kız bir anda sustu.

Koray yanıma gelip durdu.

Gözleri kızların üzerindeydi.

“Yok.”

Ece gülümsedi.

“Biz sadece konuşuyorduk.”

Koray başını eğdi.

“Ben de konuştuğunuzu görüyorum.”

İlayda gözlerini devirdi.

“Sen karışmasan?”

Koray güldü.

“Simay’ın yanında konuşuyorsanız karışırım.”

Bir an sessizlik oldu.

Sonra Koray bana baktı.

“Gidelim.”

“Tamam.”

Yanından geçerken koluma hafifçe dokundu.

Ben yürümeye başladım.

Ama birkaç adım sonra arkamızdan Kuzey’ın sesi geldi.

“Simay.”

Durup döndüm.

Kuzey okul kapısının önünde duruyordu.

“Yarın konuşuruz.”

Koray’ın yürüyüşü bir anda durdu.

Yavaşça arkasını döndü.

Kuzey’la göz göze geldi.

İkisinin arasında birkaç saniye boyunca hiçbir şey olmadı. Ama nedense ikisinin de birbirinden hoşlanmadığını anlamak için konuşmalarına gerek yoktu. Koray bana döndü.

“Sen Kuzey’ı nereden tanıyorsun?”

“Bugün tanıştık.”

“Ha.”

“Ne oldu?”

“Hiç.”

Yürümeye devam etti. Ben de peşinden gittim. Ama birkaç dakika sonra Koray’ın telefonu çaldı. Ekrana baktı. Mesaj gelmişti. Kaşları çatıldı.

“Kim?”

“Kimse.”

Telefonunu cebine koydu.

Bir süre sessiz kaldık.

Sonra telefonum titredi.

Bilinmeyen Numara

Mesajı açtım.

“Yarın okuldan sonra müsait misin? — Kuzey”

Başımı kaldırdım.

Koray bana bakıyordu.

Telefon ekranını gördü. Ve ilk kez, çocukluğumdan beri tanıdığım Koray’ın yüzündeki o rahat gülümsemenin tamamen kaybolduğunu gördüm.

“Kim o?”

Sesi bu kez şaka yapıyor gibi değildi.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.