Fotoğrafa tekrar baktım.
Kanlar içindeki adam bendim.
Daha yaşlıydı.
Ama bendim.
Elindeki notta tek bir cümle vardı:
03.17’de beni sakın durdurma.
Kırmızı montlu adama döndüm.
“Artık anlat.”
Adam bir süre sustu.
Sonra başını eğdi.
“Sen üç yıl sonra bir cihaz yapıyorsun.”
“Ne cihazı?”
“İnsanların geçmişe kısa mesajlar göndermesine izin veren bir sistem.”
Güldüm.
“Ben mi?”
“Evet.”
“Ben daha telefonumun şarjını akşama kadar götüremiyorum.”
Adam ilk kez hafifçe güldü.
Ama yüzündeki ifade hemen ciddileşti.
“İlk başta insanları kurtarmak için kullanıyorsun. Kazaları, ölümleri, felaketleri engelliyorsun.”
“Sonra?”
“Sonra fark ediyorsun ki değiştirdiğin her olay başka bir şeyi bozuyor.”
Sessizlik oldu.
“03.17 ne?”
Adam cebinden siyah defteri çıkardı.
İlk sayfasını açtı.
Tarih bugündü.
Altında tek bir saat yazıyordu.
03.17
“Bu gece sistemi ilk kez sen çalıştıracaksın.”
“Nasıl? Sistem üç yıl sonra yapılmıyor muydu?”
Adam bana baktı.
“İşte döngü burada başlıyor.”
O anda her şeyi anlamaya başladım.
Mesajları gelecekteki ben gönderiyordu.
Ben o mesajlar sayesinde hayatta kalıyordum.
Hayatta kaldığım için sistemi yapıyordum.
Sonra geçmişteki kendime mesaj gönderiyordum.
Başı olmayan bir hikâyenin içindeydim.
“Peki beni öldürmek isteyenler?”
“Döngüyü bitirmek isteyen insanlar.”
“Belki haklılar.”
Adam sustu.
Telefonum titredi.
Saat:
03.16
Yeni bildirim.
YARIN
Mesajı açtım.
“Bir dakika sonra önünde iki seçenek olacak.”
Altında ikinci bir mesaj belirdi.
“Telefonu kapatırsan her şey burada biter.”
Bir tane daha.
“Açık bırakırsan binlerce insan yaşayacak.”
Son mesaj birkaç saniye sonra geldi.
“Ama sen yaşamayacaksın.”
Ekranın üstündeki saat değişti.
03.17
Kırmızı montlu adam bana baktı.
“Karar senin.”
Elim güç düğmesinin üzerindeydi.
Telefonu kapatabilirdim.
Bu geceyi unutabilir, normal hayatıma dönebilirdim.
Belki.
Sonra ekrana baktım.
Binlerce insan.
Bir hayat karşılığında.
Derin bir nefes aldım.
Telefonu masanın üzerine bıraktım.
Kapatmadım.
Ekran beyaza döndü.
Odanın içindeki bütün ışıklar aynı anda söndü.
Son duyduğum şey kendi sesimdi.
Telefondan geliyordu.
Daha yaşlı halimin sesi.
“Teşekkür ederim.”
Sonra hiçbir şey duymadım.
Üç yıl sonra.
Saat 03.17.
Genç bir adam telefonunun titreşimiyle uyandı.
Ekranda tek bir bildirim vardı.
Gönderen:
YARIN
Mesajı açtı.
“Saat 18.42’de kırmızı montlu adama yardım etme.”