Sinirle yastığı elime alıp yere fırlattım. Harika. Bir en yakın arkadaşımdan ihanete uğramadığım kalmıştı, o da oldu. Abime baktım. “Ne yapacağız?” dedim. “Tabii ki onu eski haline dönüşmesi için savaşıcaz.” dedi abim soğuk sesle. “Abi, o arkadaşım. Kötü olsa bile.” dedim endişeli sesimle. “Kardeşim sen iyi misin? Hayır yani normalde sen tamam derdin.” Bir an duraksadım. “O…arkadaşım diye. Yoksa yine isterim savaşmayı.” Abim kaşlarını kaldırdı. “Kanıtla o zaman?” dedi. “Ne?” Abim bana baktı. “Gerçekten savaşmak istediğini kanıtla.” Ellerim titredi. Abim bunu farketmişti. Gözlerini devirdi. “Biliyordum.” dedi. “Çık.” dedim sert sesle. “Çıkıyorum Laire.. Şimdi o kafanı çalıştır. Ve doğru düzgün plan yapana kadar da sakın bu odadan çıkma.” dedi ve kapımı kilitledi. Hızlıca kapıya koştum. Kapıya vurdum. “Ya abi! Aç şu kapıyı!” Abimden ses gelmeyince kapıya tekme attım sinirle. Hızlıca çantamı aldım ve pencereyi açıp aşağıya atladım. Dizlerimin üstüne düştükten sonra ayağa kalkıp koştum. Hızlıca koşuyordum. ‘Seni kurtaracağım Jaeon.’ diye söz vermiştim kendime. Sonrasında bir vapur gördüm. Durdum. Birkaç adamın seslerini duymuştum. “Buldum seni Jaeon.” demiştim kendi kendime. Sonrasında adamların ayak sesini dinledim. O tarafa gittim. Islık çaldım ki farketsinler. 5 kişi bana döndü. Ellerinde silah ve sopa vardı. Ellerimi silktim. Çantamı omzumdan çıkarıp yere attım. “Demek sert olacağız diyorsunuz ha?” sırıttım. “Peki.” Adamların üstüne koştum. Hızla tekme attım. Adamlar’dan silahlı olanı bana doğru uzattı namluyu. Korktum mu korktum. Ama korku ancak insanı yıkar. O yüzden hızla adamın silahına doğru çantamı yerdeh alıp fırlattım. Silah yere düşmüştü. Sonrasında çantamı alıp içeriye doğru koştum. Hiç şaşırmadım. İçeride de adamlar vardı. Ancak ben içeri girdiğimde alarmlar devreye girdi. Allah kahretsin! Benim geleceğimi mi biliyorlardı? Vapurun içerisi tamamen kırmızı ışıklarla sarılırken ben ne yapacağımı düşünüyordum. Etrafıma göz gezdirdim. O lanet alarmın sinir bozucu sesinden başka hiç birşey yoktu. Bir bağırma sesi duydum. Hızla başımı çevirdim. Bu Jaeon’un sesi! Göz ucuyla etrafa baktım. Kimsenin olmadığını görünce bağırış sesinin geldiği tarafa koştum. “Jaeon!” diye bağırdım özlemle karışık mutlulukla. Siyah ceketli bir adam arkasına döndü. Beni görünce bir an duraksadı. Adamlara göz ucuyla baktı. Sonrasında bana bakıp sırıttı. “Yine ne oldu Laire?” dedi alaycı sesiyle. Kaşlarımı çattım. Bir terslik var. “Jaeon ne diyorsun sen? Seni kurtarmaya geldim.” dedim titreyen sesimle. Güldü. “Beni nasıl kurtaracakmışsın?” dedi ve adamlardan biri bana arkadan yumruk atacaktı ki hızlıca o adamın kolunu yakaladım ve kendime çektim. Sıkıca tutuyordum. Bir yandan da sinirle Jaeon’a bakıyordum. Sonrasında adamı yere fırlattım. “Zorlama.” dedim sert sesle. Jaeon önce yerdeki adama baktı. Sonrasında bana yaklaştı. Ben de hızla ellerimi yumruk yapıp pozisyon aldım. “Yaklaşma.” dedim sinirli sesle. Bana yaklaştı. “Korkar mısın yoksa? Ben arkadaşınım Laire. Çok kötüsün.” dedi oyuncu ama bir o kadar alaycı tavırla. Gözlerimi devirdim.”Seni kurtaracağım Jaeon. Hadi, gel.” Ona elimi uzattım. Elime baktı. Sonrasında tekme attı. Hızla yana kaçtım. Bana baktı. “Kaybettin. Anla artık.” dedi soğuk sesle. Nefes nefeseydim. Sonrasında bana yumruk atacaktı ki hemen kolundan yakaladım. Onu kaçamayacağı şekilde sıkıca tuttum. Şaşırmıştı. “Bu… bunu nasıl yapabilirsin?!” dedi şaşkınlıkla. Yüzümü ona doğru eğdim. “Ben kaybetmedim Jaeon.” Bana baktı. “Bırak beni.” İfademi hiç bozmadım. “Hayır, bırakmıyorum.” dedim kararlılıkla. Birden elini kaldırdı. Ve karnıma sivri bir şey batırdı. Acıyla inledim. Onu istemsiz sinirle yere fırlattım sonrasında karnıma ellerimi sardım.
Bölüm 9
Bölüm 9: Kurtarılmak..?
Bölüm sonu
0 yorum
Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.