İçeriğe geç

Rüzgarlı Ada

Bölüm 3 · 2 dk okuma

Rüzgarlı Ada

Bölüm 3

Otoparktaki Gece

Okul radyosundan yükselen sesi hâlâ kulaklarımdaydı: “Bu akşam saat sekizde, otoparkta. Giriş ücretsiz.” Melek’le göz göze geldik. Birkaç saniyelik sessizlikten sonra ikimiz de aynı anda konuştuk: — Gidelim mi? Ailelerimizden izin aldıktan sonra hazırlanıp çıktık. Melek siyah, kısa bir elbise giymişti. Ben ise nar çiçeği rengi elbisemi seçmiştim. Otobüs beklemek istemedik; taksiyle okulun otoparkına vardık. Otopark bambaşka bir yere dönüşmüştü. Arabalar kenara çekilmiş, ortada pist oluşturulmuştu. Renkli ışıklar, yüksek müzik, ayaklı masalar… Girişte bileğimize fosforlu bileklikler takıldı. Kokteylimden bir yudum almıştım ki yanıma bir görevli geldi: — Motorcuların yanından biri sizinle konuşmak istiyor. Henüz cevap vermeden biri yaklaştı. — Merhaba, ben Tuna Arman. Senin adın ne? Bakışları rahatsız ediciydi. — Bunun sizi ilgilendirdiğini sanmıyorum. Lütfen benden uzak durun. Arkamı döndüm ama kolumdan tuttu. — Kimin partisinde kime arkanı döndüğünü unutma. Kalbim hızlandı. Tam o anda sert bir ses duyuldu: — Tuna, kızı bırak! Bir anlık karmaşa oldu. Yumruklar, bağırışlar… Biri Tuna’yı geri çekti. Kolum serbest kaldı. — İyi misin? — dedi biri. — Evet… teşekkür ederim. — Ben Rüzgar. — Ada. Müzik değişti. Burcu Tatlıses’in sesi kalabalığın arasından yükseldi: “Bir tek seni sevdim onca şey arasından…” — Dans etmek ister misin? — diye sordu Rüzgar. — İsterim. Dans ederken zaman durmuş gibiydi. O an ilk kez kendimi güvende hissettim. Ama huzur uzun sürmedi. Siren sesleri… Polis otoparkı bastı. Herkes panik hâlinde kaçışırken yolumuz kesildi. — Rektörlük izni olmadan alan işgali. Gözaltına alınıyorsunuz. Karakolda Rüzgar ablasını aradı. Ben sessizdim. Kolum zonkluyordu. Bir süre sonra içeri ciddi bakışlı bir kadın girdi. — Merhaba, ben avukat Derin Esentürk. Beni kenara çekti. — Ada, korkma. Eğer Tuna seni tehdit ederse konuşmuyorsun. Gizli tanık olacaksın. Sonra yalnız kaldım. Tuna yanımdan geçerken eğildi: — Konuşursan pişman olursun. Ama konuştum. — Bu partiyi Tuna Arman düzenledi. O gece, yalnızca bir ifade vermedim. Kendimi de savundum. Ertesi Gün Kolumdaki morluk aynada daha belirgindi. Anneme fark ettirmeden evden çıktım. Üniversitenin ilk günüydü. Otobüs durağında Melek beni bekliyordu. Sarıldık. — Kapımın önünde Tuna vardı, — dedim. — Ada, bu ciddi bir şey… Okula vardığımızda kayıt bürosunda onu gördüm. Alev Karadağ. — Senin gibileri de mi alıyorlarmış buraya? — Ben kimseye para vermedim, dedim. O sustu. Kafeteryada yine Tuna’yla karşılaştım. Bu kez yalnız değildim. — İyi misin? — dedi biri yanımdaki sandalyeye oturarak. Rüzgar. — İyiyim. Ablan için teşekkür ederim. Tam o sırada ilk ders anonsu yapıldı. Sınıfa girdim. Karşımda Rüzgar vardı. — Merhaba küçük kız, dedi gülümseyerek. — Sana da merhaba ama mesafeli, dedim. Derken hoca içeri girdi. — Ben Şükrü Özal. Bu dersin ilk ödevi grup çalışması. Nâzım Hikmet’ten bir şiir. Kâğıtlara baktı. — Tahir ile Zühre… Ada İzmirli ve Rüzgar Esentürk. İçimden geçirdim: Bazı hikâyeler, insanın seçmediği bir ortakla başlar.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.