İçeriğe geç

Rüzgârın fısıldadığı

Bölüm 2 · 1 dk okuma

Rüzgârın fısıldadığı

Bölüm 2

Yarım kalan tablolar

Deniz, o sabah atölyesinin kapısını biraz tedirgin açtı. İçerisi hâlâ dün geceki boya kokusunu taşıyordu. Tuvalin üzerinde yarım kalmış bir manzara vardı: Yağmur altında, Boğaz kıyısında duran bir kadın silueti… Yüzü belli değildi ama bakışları, sanki çoktan çizilmiş gibiydi.Elif, birazdan gelecekti. Bu kez buluşma yerleri kafe değil, burasıydı. Deniz, kimseyi atölyesine davet etmezdi. Ama Elif, hayatına sanki fırça darbeleriyle işlenmiş gibi girmişti.Kapı çaldığında, yağmur damlaları hâlâ Elif’in saçlarından süzülüyordu. İçeri girdiğinde gözleri hemen duvardaki tablolara takıldı. Deniz, hafif bir gülümsemeyle, “Bunlar hikâyelerini tamamlayamadığım resimler,” dedi.Elif, duvardaki yarım kalmış yüzlere, eksik gökyüzlerine baktı. Sonra elini cebinden çıkardığı küçük deftere attı ve sayfaları çevirdi.“Biliyor musun,” dedi yavaşça, “Benim de yarım kalmış cümlelerim var. Belki sen onları tamamlarsın.”Deniz, sessizce tuvale döndü. Elif ise masanın üzerine defterini bıraktı. O an, ikisi de fark etmedi ama aynı şeyi yapıyorlardı: Kendi eksik parçalarını, birbirinin ellerine teslim ediyorlardı.Dışarıda rüzgâr, pencereleri titretirken yağmur hızlandı. Ve belki de ilk kez, atölyenin içinde yarım kalmış hiçbir şey yoktu.

Bölüm sonu

1 yorum