İçeriğe geç

Rüzgarda Savrulan

Bölüm 5 · 2 dk okuma

Rüzgarda Savrulan

Bölüm 5

5

Vücudum çözüldüğünde adam çoktan gitmişti. Kalktım ve camdan baktım. Dışarısı karanlıktı, karanlığın içinden tek tük ağaçlar seçiliyordu. Hiç ışık yoktu, yıldızlar bile.

Yatağın kenarına oturdum ve boynumu rahatsız eden kolyeyi çıkarmaya çalıştım ama bir türlü beceremedim. Sonra kapının kilitli olup olmadığını merak ettim ve kapıya yöneldim. Yavaşça kapının kolunu indirdim, kapı açıldı. Kafamı uzatıp etrafta kimse var mı diye baktım. Hiç kimse yoktu. Upuzun koridorun başındaki odadaydım ve karanlıktan sonu görünmüyordu. Dışarı bir adım attım. Koridorun sonundan sesler gelmeye başladı. Neşeli bir kadın heyecanla bir şeyler anlatıyor bir yandan da gülüyordu. Biraz yaklaşınca karanlığın içinden yüzünü seçebilirdim. Kırklarında, esmer, yuvarlak yüzlü bir kadındı. Tek başındaydı ama demin kiminle konuşuyordu? Gülümseyerek bana baktı.

-- Ooo misafirimiz ayaklanmış. Ben de seni yemeğe çağırmaya geliyordum tatlım.

Burada misafir miydim? Misafirler istedikleri zaman gidebilirlerdi.

-- Zorunlu bir misafirlik seninkisi, hem neden gitmek istiyorsun ki?

Cevap vermedim düşüncelerimin okunması canımı sıkmaya başlamıştı. Koluma girdi ve beraber merdivenlerden aşağıya indik. Yemek masasında dört kişi oturuyordu. Masanın başında saçları beyazlamış, bıyıklı bir amca vardı. Sağ tarafında geniş omuzlu sakalsız bir adam, sol tarafında kızıl saçlı çok güzel genç bir kadın vardı. Kızın yanında odaya gelip benimle konuşan adam oturuyordu.

Yanımdaki kadın kolumu bıraktı ve masanın diğer başına oturdu, bana da boş kalan sandalyeyi gösterdi. Sakince oturdum, çıkıntılık yapmak gibi bir niyetim yoktu. Henüz.

-- Ne kadar uslu görüyorsunuz değil mi?

Yanımdaki kadının sözleri beni biraz sinirlendirdi ama sakın kalmalıydım, önce niyetleri ne onu öğrenmeliydim.

-- Umarım balık seviyorsundur tatlım, bugünkü menümüzde somon var.

Dakika bir gol bir, ben asla balık yemezdim.

-- O zaman aç kalırsın.

Bunu söyleyen kirli sakallı sevimsizdi. Alaycı gülümsemesi ve ince, sinsi dudakları olmasa yakışıklı sayılabilirdi.

-- Fosforsuz kaldığın çok belli, ayrıca sinsi sensin.

-- Korkma tatlım aç kalmazsın, sana göre yiyecek bir şeylerimiz mutlaka vardır.

Hizmetliler yemekleri getirdi ama kimse yemeğine dokunmuyordu. Yaşlı adam bana uzun uzun baktı.

-- Adın ne senin?

-- İnci.

-- Ne kadar güzel bir ismin var İnci. Benim adım Mithat, tanıştığımıza memnun oldum.

-- Ben de.

Sağ tarafındaki adam bana döndü ve elini uzattı.

-- Ben Tuna

Elini sıktım. Elleri çok iriydi ve her yerinde yanık izi vardı.

-- Ben Burçin

Kızıl saçlı kadın da elini uzattı, uzanıp sıktım. Sonra ben dahil herkes karşımdaki sinsi dudağa döndük.

-- Kerem, dedi umursamaz bir tavırla. En son esmer kadın elini uzattı ve

-- Ben de Emel, dedi gülerek.

-- Memnun oldum, dedim ve elini sıktım.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.