“ Beni aldatmışsın diyorum ya sen bana ne anlatıyorsun?! “ Evet şuan bağıra çağıra kavga ettiğim kişi sevgilim ve birazdan eski olacak.
İnanılmaz bir şekilde rahattı ve onun içmiş, sarhoş bir durumda olduğunu düşünüyordum.
“ Evsan benden gizli telefonumu karıştırmışsın ve gelmiş bana hesap soruyorsun. Şuan utanman gerekiyor farkında mısın? “ Galiba delirecektim çünkü sevgilim beni internetten bulduğu bir kızla aldatıyordu ve ben bunu 1 gün kadar önce şüphelendiğim için telefonunu karıştırırken görmüştüm. Hesap sormak için yanına geldiğimde ve sebebini sorduğumda telefonumu karıştırmışsın diyerek kendimi suçlu hissetmemi sağlayıp beni manipüle etmeye çalışıyordu fakat ben bunu yemezdim.
" Öyle mi? Peki o zaman ben yaptığımdan utanmıyorum ve özür dilemiyorum ki anlaşılan sende benimle aynı fikirdesin o zaman ayrılalım Salih. Ben gidiyorum. Senin yanına gelirken harcadığım benzine de çok üzüldüm çünkü israf oldu. " Son sözlerimi de söyleyip koşar adımlarla yanından ayrıldım. Arkamdan " Evsan dur lütfen " demesini ve yalvarıp yakarmasını isterdim fakat o kadar salak ve toksik bir ilişkinin içindeydim ki, bunu bile yapmayıp arkamdan " İki güne dönersin, hep aynısı oluyor " diyerek homurdanıyordu. Evet bu şekilde davranıp çekip gittiğim çok olmuştu ama daha öncesinde beni aldatmamıştı farklı sebeplerdi ve hepsi de geri dönüşü olan şeylerdi. Fakat bana göre aldatmanın bir geri dönüşü yoktu ve ona ciddi olduğumu göstermem gerekiyordu. Aynı zamanda bu sefer işlerin farklı olduğunu belli etmem lazımdı. O an orda durdum. Hala kapı eşiğindeydim ve o da arkamdan ne tepki vereceğime bakıyordu. Çantamdan sakızımı çıkardım ve ağzıma attım. Ona doğru dönerken aynı zamanda ağzımda sakızımı ses çıkara çıkara patlatıyordum. Sonra Salih'e doğru yavaşça yürümeye başladım.
" Evsan napıyorsun? "
Tamam şuan ben bile ne yaptığımı bilmiyorken onun anlamaması gayet normaldi ve verecek bir cevabım da yoktu. Ona doğru iyice yaklaştım ve ağzımda sakızı son kere şişirdim fakat bu sefer patlatmadım. Balon halinde olan sakızı ağzımdan elimle aldım.
“ Biliyor musun bu sefer ben dönmeyeceğim fakat içimden bir ses senin benim peşimden çoook koşacağını söylüyor. “ dedim.
Bir adım geriledikten sonra içinde sakız olan elimi kaldırdım ve balon halinde olan sakızımı sertçe Salih’in suratına fırlattım. Bunun üstüne balon şeklinde olan sakızım sertçe Salih’in yüzünde patladı ve Salih’in gerilemesini sağladı. Bende bunu fırsat bilip kahkahalarla gülerken koşarak evden ayrıldım. Salih’se arkamdan tehditler savuruyordu. Hiçbir şey yapamazdı.
Aslında bu kadar çocukça davranan birisi değildim. Fakat son zamanlarda hayatım o kadar sıkıcılaşmıştı ki hobilerim ve psikiyatrim bile buna bir çözüm bulamamıştı. Benim asıl işim ünlü bir kıyafet firmasının tasarımlarını yapmaktı ve işimi oldukça çok seviyordum fakat son zamanlarda günlerim basitleşmişti. Her şey dakikası dakikasına aynıydı ve bu da beni çok bunaltmıştı. Bir çok yol ve öneri denedim fakat hiçbiri fayda etmedi. Ve hala kendime bu sıkıcı düzeni değiştirip bozabilecek bir şey arıyordum ve şimdiki kurbanım da Salih olmuştu. Beter olsun.
Kendimi biraz şımartmak için AVM’ye gitmeye karar verdim. Alışveriş yapmak oldum olası kendimi iyi hissettirmiştir. AVM’ye gidip kıyafet alışverişimi yaptıktan sonra en sevdiğim tabak takımımdan bir kaç tanesinin kaza sonucu kırıldığını hatırladım ve tekrar almak için mağazaya girdim. Etrafta bir çok tabak, tencere, çatal-kaşık setleri vardı. Etrafa şöyle bir göz gezdirirken gözüm bıçak reyonuna takıldı ve tüylerim diken diken oldu. İçimi büyük bir korku kapladı. Bu halime şaşırdım çünkü ben aslında bıçaklardan korkmazdım. Çok alakasız bir anda böyle bir korku hissetmem oldukça garipti. Bir anda başıma keskin bir ağrı ve acı girdi. O kadar büyük bir acı hissettim ki geriye sendeledim. Ardından koşar adımlarla mağazadan çıktım. Mağazadan çıktığım anda içimi huzur kapladı. Başımdaki ağrı yavaş yavaş inerken bende kendime gelmeye başladım. Bir anda yaşadığım bu ani hastalık hali beni korkuttu. Doktorumdan randevu alıp en yakın zamanda kendimi kontrol ettirmeye karar verdim. Ertesi güne randevu aldıktan sonra randevuya kadar kendimi korkutup saatlerimi dehşet içinde geçirmek istemediğim için sanki hiç böyle bir şey yaşanmamış gibi yapmaya karar verdim. Zaten doktor randevumdan hemen 1 saat sonra psikiyatri randevum vardı o yüzden kendimi rahatlattım ve eve geldiğim gibi kendimi yatağa atıp uyumaya çalıştım.
:)
Saatler sonra uykuya dalmayı başardığımda kendimi oldukça gerçekçi bir rüyada buldum. Anladığım kadarıyla oldukça yakışıklı bir adamla randevudaydım.
“ Hey Evsan, niye o kadar garip bakıyorsun? En son şirketinden bahsediyordun. “
Neyin içinde olduğumu bilmiyordum ama bu sahne bana o kadar gerçekçi gelmişti ki. Kıpırdanmak veya konuşmak istediğimde bunu yapamadım. Sanki ben yine bendim ama kendimi kontrol edemiyordum, yalnızca izliyordum.
“ Oh üzgünüm Kaan Ensoy. Sadece kendimi iyi hissetmiyorum ve yukarı çıkmam lazım. “
“ Ah yoksa sana alışverişteyken herkesin içinde yüksek sesle pembişim dediğim için mi kızdın? Sadece şaka yapmıştım… “
Ardından adam donup kaldı. Resmen dehşete düştü. Elindeki çatalı tabağa düşürdü.
“ Kaan Ensoy mu? S-Sen benim ismimi nerde-“
Nasıl yani? Kaan Ensoy onun ismiyse neden bu kadar şaşırıyordu ki? Ona sadece ismiyle hitap etmiştim ki bu çok normaldi. Şuan randevuda olduğumuza göre tanışmış olmamız gerekmez miydi?
“ Daha fazla dinlemek istemiyorum. Ve tekrar etmem gerekirse kendimi iyi hissetmiyorum. Ben yukarı çıkıyorum ve umarım sende bu sırada evimden çekip gidersin. “
Evimden mi? Fakat bu ev benim evime hiç benzemiyordu. Oldukça lükstü ve mobilyaların bile alakası yoktu. Bu sırada hızlı adımlarla üst kata çıktım. Önüme bile bakmıyordum. Yalnızca gözlerimden yaşlar akıyordu ve yürürken sadece ayaklarıma odaklanmıştım. Ağladığım için her yer bulanıktı ve oldukça dikkatsiz davranıyordum. Bunu yürürken tökezlememden anlamıştım. Sonra bir anda bir cisim kafama sertçe vuruldu ve ben rüyada olmama rağmen bu acıyı iliklerime kadar hissettim. Acıyla haykırıp yere düştüğümde başım oldukça şiddetli bir şekilde ağrıyordu ve canım çok fena acıyordu. Fakat bu darbe bilincimi kaybetmeme yeterli olmadı. Hala kendimdeydim ve arada bulanıklaşsa da etrafı görebiliyordum. Karşımda simsiyah giyinmiş maskeli bir adam vardı ve elinde bir vazo tutuyordu. Vazodan kan damlıyordu ki muhtemelen bu benim kanımdı. Adam vazoyu yere attığında vazo parçalara ayrıldı ve o an fiziksel acının yanında ruhsal olarak da canım yanmaya başladı. Var gücümle bir çığlık kopardığımda aşağıdan tangır tungur sesler duydum ve birkaç saniye içinde randevuya çıktığım yakışıklı adam karşımdaydı. O sırada siyah maskeli adam elindeki bıçağı yakışıklı adama sapladı ve o an sanki o bıçak bana saplanmışçasına canım acıdı. Son bir çığlık attığımda gözlerim kapanmaya başladı. Galiba bilincimi kaybediyordum ve en sonunda bayıldım…
:)