İçeriğe geç

Rüyalardaki Kadın

Bölüm 1 · 4 dk okuma

Rüyalardaki Kadın

Bölüm 1

1. Bölüm:

"Hadi ama Marcel, gel işte ne olacak." elleri göğsünde sıkıca birleştirmiş, somurtarak karşısındaki küçük kıza bakıyordu küçük Marsel. Küçük kız, üzerindeki mavi elbisenin eteklerini tutmuş, sağa sola sallarken oldukça keyfi yerindeydi. "İlk önce ismimi doğru söyle!" diye somurtmaya devam ediyordu Marsel. Rus aksanı yüzünden bazı kelimeleri söylemeyiyordu küçük kız. Koşturarak tekrar yanına geldi Marselin. Dizlerinin üzerine çökerek, başını yere eğdi ve Marselin gözlerine bakmaya çalıştı. En sonunda dayanamayarak elleriyle yüzünü avuçladı. Küçük kızın buz mavisi gözleri, Marselin Elalarını hapsetmişti. Gülüşü daha da genişlerken "Marcel." dedi inadına. Ancak bu sefer o kadar da kızmamıştı, hatta hiç kızmamıştı. Sanki küçük kızın gözleri onu hipnoz etmişti. Gözlerini çekemiyordu. Öylece kalakalmıştı. Kız tekrar ayağa kalkarak Marsele elini uzattı "Hadi gel, amma naz yaptın." Marsel bir kıza bir eline baktı. Ardından hiç tereddüt etmeden kızın küçük elini kendi eliyle tamamladı...

İrkilerek gözlerini açtı. Göğsü hızla inip kalkarken saçları ve kıyafetleri üzerine yapışmıştı. Sıkıntıyla gözlerini yumdu. Yine rüyaydı. Yine sadece rüyalarındaydı. Yutkunarak gözlerini açtı. Yavaşça yerinden doğruldu ve henüz yeni aydınlanan havaya baktı. Gökyüzü daha aydınlanmamıştı. Daha gelmemişti. O zaman rüyalarındaki yeri neydi? Yataktan kalkarak banyoya yürüdü. Yüzünü soğuk suyla iyice yıkadıktan sonra odama giderek üzerine siyah tişörtü ve eşofman altını giydi. Telefonunu da elime alarak çalışma odasına ilerledi. Sandalyeye oturarak, masadaki dosyaları inceledi. Bir sürü yüz vardı. İlk hangisinden başlasaydı acaba? Gözleri en ortada olan Emre Aydın'a kaydı. Dikkatlice süzdü. Ardından başını iki yana salladı. İlk ondan başlamamalıydı. Bakışları diğer kişiye kaydı. Elizabeth ve Serdar çifti. Uzun uzun baktı onlara. Masanın üzerindeki sigarayı alarak dudaklarına yerleştirdi ve yaktı. Derin bir nefesi içine çekerken kapı açıldı.

İçeriye giren kişiye baktığında Hale olduğunu fark etti. Hale, uykulu gözlerle baktı abisine. "Abi, bu saatte neden ayaktasın?" Ah be Hale, abin yıllardır bu saatte uyanıyor kızım. "Uyku tutmadı." dedi kısaca Marsel. "İyi misin?" diye sordu bu kez. "Rengin atmış gibi." Gülümsedi "Merak etme, iyiyim hadi sen uyu, bak okula gidiceksin daha." oflayarak göz devirdi "Çocuk muamelesi yapma." güldü Marsel "Sen hala çocuksun Hale." omuz silkti "Çocuğum ancak bana on yaşında gibi davranmayın artık." diyerek odadan çıktı. Derin bir nefes aldı Marsel. Gözleri tekrar karşısındaki resimlerine dikti. Bir görselde durdu. Lal Moonlight. Bulmuştu. Ya da yanılıyordu. Bunu anlamam için, davet gününü beklemek zorundaydı. Normalde bu tür şeylere karışmazdı. Ancak, sorusunun cevabını alması gerekiyordu. Bir süredir rüyalarına giren bu kadın mı? Bilmek istiyordu.

Derin bir nefes aldı. Uzun uzun baktı fotoğrafa. Bir deniz kenarındaydı. Üzerinde krem rengi, boğazlı kazar ve altında siyah dar bir pantolon vardı. Ayağındaki topuklu botlar sayesinde boyu uzun gözüküyordu. Siyah saçları, rüzgar yüzünden yüzüne savrulurken o, elleri cebinde bir şekilde içli içli denize bakıyordu. Mavileri kısılmıştı ve dikkatle denizi seyrediyordu. Eğer, o gerçekten rüyalarını asla bırakmayan kadınsa, onun peşini asla bırakmayacaktı.

Hiç tanımadığı bir kadının, her uyumasında rüyasına girmesi tesadüf olamayacak kadar fazlaydı artık. Şu an için, dört gözle o davet gününün gelmesini bekliyordu.

Birkaç saat önce:

"Yalvarırım dur artık." diye yalvarıyordu, karşısında çaresizce yatan kurbanı. Marsel, başını yavaşça sağa yatırdı. Son derece rahattı. Adamın yüzünü tanınmayacak hale getirmişti. Kaşları ve dudaklar patlamış, elmacık kemiği kırılmış ve çenesi yerinden çıkmıştı. Bir gözü yediği dayak yüzünden kızarmış ve morarmıştı. Diğeri ise tamamen kapanmıştı. Yüzü k na revan içindeydi.

Ancak şu an bile, hala istediği cevaba ulaşamamıştı. "Bunu neden yapayım?" diye sordu. Sesi son derece korkutucu çıkıyordu. Elini, yanında duran sağ koluna uzattı. Sedat, ne istediğini anlayınca yanda duran çiviyi ve çekici eline bıraktı. Marsel elindeki çekici avuç içine vurarken "Sence de bu kadar oynamacayetmedi mi?" diye sordu. Sedat, rahat hareketlerle kurbanın arkasına doğru yürüdü. Marsel Gülümseyerek "Artık sertleşelim değil mi?" dediğinde Sedat adamın saçlarından tuttuğu gibi sertçe geriye çekti.

"Bakalım hala konuşmayacak mısın?" durdu. Tehlikeli bir şekilde sırıtarak "Benim zamanım bol, ancak seninki öyle mi emin değilim." hızlıca kurbanının yanına ulaştı. Çiviyi, adamın gözüne yerleştirerek bir anda serçe çekiçle vurdu. Bu hamlede her here kan fışkırmaya başlarken, adamın acı dolu bağırışları etrafı dolduruyordu.

"Şimdi nereye çaksak acaba?" gözleri tüm vücudunda dolandı. En son bir yerde durdu. Sedayla göz göze geldi. "Ne dersin Sedat, küçük enişteyi kurutalım mı?" otuz iki diş sırıttı Sedat "Neden olmasın patron." Adam hayretle bağırırken Marsel çiviyi adamın bacak arasına yerleştirdi. Tam çekiçle çakıcakken adam "KONUŞACAĞIM, KONUŞACAĞIM NOLUR DUR ARTIK!" dudakları kıvrıldı Marselin. "He şöyle, artık anladığım türden konuşmaya başladın." adama doğru eğildi. "Konuş." Adam titrek bir nefes vererek "Bundan yirmi yıl önce." dedi. "Bir salgın başladı. Bu salgından bir sürü ölen veya sakat kalan oldu." derin bir nefes aldı. Devamını getirmeyince Marsel, adamın kolunu sertçe yaralı yerinebastırdı "Devam et." dedi dişlerinin arasından. Adam korkakça bir nefes verdi.

"Siz de o h-hastalığı kaptınız." Bunlar zaten Marselin bildiği şeylerdi. Asıl bilmek istediği şey, rüyalarına giren o küçük kız çocuğunun kim olduğunu bilmekti. Adamın kolunu sertçe bıraktı. Bu da boş beleş bir şey çıkmıştı. Kapıya doğru yürürken buz gibi bir sesle "Öldür." dedi. Kapıdan çıkacakken adam bir anda "Gerçeği benden daha iyi bilen biri var!" diye avazı çıktığı kadar bağırdı. Marsel, duyduğu kelimelerle yerinde durdu. Yavaşça adama doğru döndü. Adam korkuyla "Lal Moonlight." korkuyla bir nefes daha verdi. "Elizabeth Moonlight'ın kızı."

"Rüyalarındaki kadın o."

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.